Attaaaa Gideceğiz

Azrail Temel'in canini almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İşaret parmağını ağzına sokup:
- "Aguk guguk" sesleri çıkartarak bebek taklidi yaptı. Azrail durumu anlayıp Temel'in oyununu bozmak istemedi ve gitti. Ertesi gün Temeli almak için geldiğinde Temel'in kendisine bir emzik bile aldığını ve yerlerde emeklediğini gören Azrail Temel'e:
- "Temel, gel attaaaa gideceğiz."

Ben Çocuğu Unuttum

Afrika'da küçük bir kabile varmış ve oracıkta bir beyaz varmış. O da doktormuş. Diğerleri hepsi zenci imiş. Doktor işe başladıktan sonra, köyde garip şeyler olmaya başlamış. Doğan bütün çocuklar beyazmış. Halk bundan şüphelenmeye başlamış. Fakat reis halkı sakinleştirmeyi bilmiş. Birkaç ay sonra reisin karısı beyaz bir çocuk doğurmuş. Bu olay üzerine reis doktorun yanına sinirli bir şekilde gitmiş ve başlamış olayı anlatmaya. Doktor da bunun üzerine:
- "Şu karşıdaki atı görüyor musun? Bak at beyaz ama yavrusu siyah." Bunun üzerine reis:
- "Ben çocuğu unuttum, sen de atı unut" demiş.

Sıra Geldi Kulaklarınıza

Oldukça güzel ve şık giyimli bir kadın, yıllık kontrol muayenesi için doktora gitmiş. Doktor:
- "Herhangi bir şikayetiniz var mı?" diye sorduğunda kadın:
- "Doktor Bey, ben her istediğini yapabilecek kadar maddi durumu iyi olan, iyi yaşayan, kendine dikkat eden, fevkalade sağlıklı bir kadınım. Bir tek derdim, gaz şikayetim var. Evde, işte, kilisede, otobüste, asansörde, süper markette durmadan gaz kaçırıyorum. Gerçi kimseyi rahatsız etmiyorum. Hiç kimse benim gaz kaçırmamın farkına varmıyor. Çünkü bu gazın ne sesi ne de kokusu var. Ama bir tek ben bilsem dahi rahatsızlık hissediyorum. Bunu tedavi ederseniz sevineceğim." diye cevap vermiş. Doktor, reçeteye birtakım ilaçlar yazarak:
- "Bu ilaçları kullanıp haftaya kontrole gelin." demiş. Ertesi hafta kadın doktorun muayenehanesine hışımla girerek:
- "Doktor Bey siz ne yaptınız? Verdiğiniz ilaçlar beni tedavi edeceğine bana zarar verdi! İlaçları kullanmaya başladıktan sonra kaçırdığım gaz leş gibi kokmaya başladı!" diye dert yanmış. Bunun üzerine doktor sinsice gülerek kadına cevap vermiş:
- "Güzel, burnunuzu tedavi ettik! Sıra geldi kulaklarınıza."

Üniversite Mezunuyum

Delikanlı, okulu bitirdikten sonra müracaat ettiği mağazada çalışmak üzere işe kabul edilmiş. Büyük bir sevinçle ertesi gün işe başlamak üzere mağazaya gelmiş. Mağaza yöneticisi, sevecen ve sıcakkanlı bir şekilde delikanlıyı karşılayarak:
- "Hoşgeldin" diyerek ve delikanlının eline bir süpürge tutuşturarak:
- "İlk önce şu süpürgeyle arka taraftaki rafların altını temizleyiver" demiş. Delikanlı kızgınlığı yüzünden belli olacak şekilde:
- "Ben üniversite mezunuyum" demiş. Yönetici bunun üzerine bir adım geriye çekilerek:
- "Özür dilerim, bilmiyordum. Süpürgeyi bana verirsen nasıl temizlik yapman gerektiğini gösteririm."

Soğan

Köyün birinde bir ağa varmış. Bir gün ağa yumurtalıklardan rahatsızlanmış, doktora gitmiş. Doktor ameliyat etmiş ağayı, çıkarmış yumurtalığı kenara koymuş, temizlemiş iltihabı, neyse kenarda duran yumurtayı kedi kapmış, doktor tırsmış tabi hemen gitmiş bir soğan almış cücüğü çıkarıp,  yumurtanın yerine koymuş, kapatmış, ertesi gün kaçmış. Aradan on yıl geçmiş doktorun yolu düşmüş köye.  Arabası arıza yapınca köye gitmek zorunda kalmış. Kendi kendine:
- "Nasıl olsa ağa ölmüştür." Girmiş kahveye oradan biri:
- "Ooo doktorum gel hele, gel. Ya beni iyi güzel ameliyat ettin, eline koluna sağlık, yalnız  anlamadığım bir şey var. Kimin ağzına versem gözünden yaş geliyor."

Hasta Olan Ben Değilim

Genç bir bayan annesiyle birlikte doktora gitmiş ve hastalık belirtilerini anlatmış. Doktor:
- "Soyunun da bir bakalım" demiş. Genç bayan ise:
- "Hasta olan ben değilim, annem" demiş. Doktor ise:
- "Ha öylemi o halde şu ilaçları kullansın geçer." demiş.

Kaset

Adamın biri bir gün lokantaya gitmiş. Yemeği fazla kaçırınca WC'ye gitmiş. Fakat WC doluymuş.  Çok sıkışan adam kendini hemen dışarı atmış ve WC aramaya başlamış. Bulamayınca bir eczaneye girmiş:
- "Zeki Müren'in kaseti var mı?" demiş. Eczaneci:
- "Yok" deyince adam:
- Sıçarım böyle eczanenin içine" demiş.

O Doktor Benim

Şoför çarptığı yayayı teselli eder:
- "Şansınız varmış, size çarptığım yer tam doktorun karşısı." Yerdeki inleyerek cevaplar:
- "İşte o doktor benim."

Şişeleri Getirdim

Akıl hastanesinde bir hasta, bakıcıyı yanına çağırır:
- "Bana çabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve:
- "Al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı:
- "Ne oluyor?" der. Hasta cevap verir:
- "Şişeleri getirdim abi."

Şişeyi Evde Bıraktım

Doktor muayenede hastasına sordu:
- "Sigara içiyor musunuz?" Hasta:
- "Elbette" dedi ve cebinden sigara paketini çıkararak ikram etti. Doktor reddetmedi, ikisi de sigaralarını yaktı. Doktor muayeneye devam etti:
- "İçki içiyor musunuz?"
- "Ah be doktorcuğum! İçerim ama ne yazık ki şişeyi evde bıraktım."

Şişlik

Temel tarlada çalışırken çişi gelmiş, oraya çişini yaparken başlamış bağırmaya:
- "Uyy yandum!" Fadime koşmuş yanına:
- "Ula ne oldi?" Temel:
- "Arı sokti çukumi daa." Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor Temelin aletini eline alır evire çevire incelerken Fadime de yandan onlara bakmaktadır. Fadime doktorun kulağına eğilir ve der ki:
- "Toktor bey acısını al ama şişluk kalsun"

Doğum Yeri

Adamın biri birgün trene binmiş ve karşısında çok hoş bir bayan görünce konuşmaya çalışmış ve sonunda:
- "Hanımefendi size 1 milyon dolar versem şu eteğinizi 2 parmak yukarı kaldırır mısınız?" Kadın:
- "Hayhay der" Adam daha sonra:
- "Size 2 milyon dolar daha vereyim, 2 parmak daha" derken iş yukarı kadar çıkar, adam sonunda kadına:
- "Hanımefendi size 5 milyon dolar vereyim bana doğum yaptığınız yeri gösterin" der ve kadın kabul ederek şöyle der:
- "Bakın şu ağaçların arasındaki binanın 2 katındaki oda."

Tamirci ve Doktor

Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım! Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?" Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- "Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!"

Kim Sağır

Adam doktora gider:
- "Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?"
- "Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre tedavi uygularız." Adam eve döner. Mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
- "Hanım, akşam ne yiyoruz?" Kadın cevap vermez. Adam yaklaşır tekrar sorar:
- "Hanım, akşam ne yiyoruz?" Kadın yine cevap vermez. Adam iyice yaklaşıp tekrarlar:
- "Hanım, akşam ne yiyoruz?" Karısı cevap verir:
- "3 seferdir köfte diyorum ya!"

Tatlanmamış

Akıl hastanesinin bahçesinde geziyorlardı. Durdu, havuza eğilip ağzına biraz su aldı, doğrulup püskürttü. Yanındaki arkadaşı sordu:
- "Ne oldu?"
- "Sabah iki şeker attım, su hala tatlanmamış."
- "Elbet tatsız olacak. Karıştırdın mı ki?"

Tavuklarda Biliyor mu

Bir gün adamın biri kendini tavuk yemi saniyormuş ve tavuklardan çok korkuyormuş derken adamı hastaneye yatırmışlar ve uzun süre tedavi etmişler. Sonunda adama sormuşlar, “Artık tavuk yemi olmadığını biliyorsun demi?” adamın cevabı ise “Ben biliyorum da tavuklarda biliyormu?”şeklinde olmuş

Telafi Etmek

Bir adam komşusunun çok rahatsızlandığını ve odasında kıpırdamadan durması gerektiğini duydu. Ziyaretine gitti. Komşusunun eşi kapıyı açtı. Komşusunun odasına geçtiğinde ne görsün, arkadaşı ortada zıplayıp duruyordu:
- "Ne oluyor komşu aklınımı oynattın?" diye sordu. Komşusu:
- "Hayır. Yalnız, soğuk algınlığım için saatte bir şurup içmek zorundayım.
- "Zıplaman için sebep mi bu?"
- "Evet. Doktor reçetenin üstüne 'içilmeden önce iyice çalkalanacak' diye yazmıştı. Ben de şurubu içmeden önce çalkalamayı unuttuğumdan dolayı iş işten geçmeden telafi etmek istedim."

Temel Hamile

Midesi ağrıyan Temel, doktora gider. Tanıdık olan doktor, Temel ile biraz dalga geçmek için, kısa bir muayeneden sonra hemen teşhisi koyar: - Temel, sen hamilesin. Temel, kendi kendine söylenir: - Ne? Yaktın beni Fadime, sana kaç kere "Sevişirken üste çıkma" demiştim

Koltuğun Ayarı

Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
- "Ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çocuk doğurmayı tercih ederim." Doktor gayet sakin bir ifadeyle:
- "Kararınızı çabuk verin, koltuğun ayarını ona göre yapacağım."

Terletmek İçin

Tıp Fakültesinde okumakta olan öğrenciye sınavda şöyle bir soru geldi:
- "Hastayı hangi yöntemlerle terletirsiniz?" Öğrenci bildiklerini söyledi.
- "Başka?" Belleğini yokladı, anımsadığı başka yöntemleri de anlattı.
- "Başka?" Ter içinde kalan öğrenci:
- "Bütün bu yöntemlerden sonuç alınmazsa buraya getirir, huzurunuzda sınava sokarım."

Topu Elimden Kaçırdım

Hasta doktoruna dert yandı:
- "Sormayın doktor bey. Gece gündüz, kendimi hep kaleci olarak düşünüyorum, ha bire topu tutmak için sağa sola atlıyorum. Geceleri uykum kalmadı, gündüzleri iş yapamaz hale geldim."
- "Canım kaleci olduğunuzu düşünmeyi bıraksan da biraz da güzel kızları düşünsen olmuyor mu yani?"
- "Ah doktor bey. Bir kaç defa kızları düşünmeye çalıştım ama her seferinde topu elimden kaçırdım, gol yedim."

Tren

Tren rampada durur. Kondüktör anons eder:
- "Herkes trenden inecek, treni düzlüğe kadar itecek!" Tüm yolcular iner ve treni itmeye başlarlar. Bu esnada bir yolcu ile kondüktör arasında tartışma, sonra münakaşa, sonra kavga başlar. Yolcular tarafları ayırmaya ve yatıştırmaya çalışırken kondüktör öfkeyle bağırmaktadır:
- "Utanmaz küstah herife bak! 2.sınıf mevki yolcusu iken, gelip 1.sınıf mevkide treni itmeye utanmıyor musun?"

Bir Tik Bulduk

Bir tıp kongresinde doktorlar tıpta gerçekleştirdikleri son gelişmeleri anlatıyorlarmış. İngiliz cerrah çıkmış kürsüye, anlatmaya başlamış:
- "Bir trafik kazasında bir adamın sadece bir parmağı sağlam kalmıştı. Biz onu aldık. Ona vücut ekledik. Organlarını, kasları ekledik. O kadar mükemmel yaptık ki çok çalışkan bir insan oldu. 50 kişinin yapacağı işi yaptı. 50 kişi işsiz kaldı." Sonra kürsüye Alman cerrah çıkmış:
- "Biz bir kişinin sadece bir tel saçını bulduk. Ona organlarını ekledik. Kemik ekledik, kas giydirdik. O kadar muazzam yaptık ki çok süper birisi oldu. Çok çalışkandı. 100 kişinin yapacağı işi yapıyordu ve 100 kişiyi işsiz bıraktı." Daha sonra kürsüye Türk cerrah çıkmış:
- "Siz var olan, elle tutulabilir şeylere vücut yapmışsınız. Biz daha zor olanı yaptık. Bir tik bulduk. Onu aldık, ona uzuvlar ekledik, kemik ekledik, kas yaptık. Bu kişi o kadar çok çalıştı ki başbakan oldu ve 2.000.000 kişiyi işsiz bıraktı."

Ucuz Tedavi

Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken:
- "Kolumun ağrısından ölüyorum. Doktora gitsem iyi olacak." diye arkadaşına dert yanmış. Arkadaşı da:
- "Yahu ne lüzum var? İlerde köşedeki marketin çıkışında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular. Üç liraya bir jeton alıyorsun kasadan, atıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini açılan kapaktan içeri atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri öğreniyorsun. Gördüğün gibi ucuz ve çabuk" demiş. Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş:
- "Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun, ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir" demiş. Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini uygularken, bir yandan da muzurca fikirlere kapılıp bu akıllı cihazın nasıl aldatılabileceğini düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden alınmış bir kılı koymuş, üstüne de bir şekilde elde ettiği karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın üzerine bir de mastürbasyon yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya vermiş, on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş:
- "1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün.
    2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.
    3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın.
    4. Karınız hamile. Kız ikizler sizden değil. İyi bir avukat bulun.
    5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez."

Uçan Balonlar

Adamın hastalığına çare bulamayan doktorlardan biri, kendisine Evliya denilen bir ihtiyarın adresini vermiş. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6-7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Adam o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski t-shörtünde bir E harfi yazılıydı. Ve bu E mutlaka evliyanın E'si olmalıydı. Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra:
- “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler. İyileşmem için bana dua eder misin?” Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi sallarken:
- “Ben de sık sık hastalanıyorum. Ama dedem, Allah'a inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan.” Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken:
- “Deden çok doğru söylemiş. Ama ben yine de yardım istiyorum senden.” Çocuk duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu göstererek:
- "Size dua edeceğim. Ama eğer iyileşirseniz, bana 10 tane balon alacaksınız, tamam mı?” Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken:
- "Uçan balon almanıza gerek yok. Normalinden 10 tane istemiştim.” Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki Ramazan Bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı. Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kağıda yazdıktan sonra, başını okşayarak onunla vedalaştı. Aradan soğuk bir kış geçip Ramazana ulaşıldığında, adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine gitti. Küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler, çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerideki bakkala sorduğunda, dükkan sahibi:
- "Ciğerleri hastaydı yavrucağın, geçen hafta aniden ölüverdi." Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü ve koşar adımlarla orayı terk ederken, önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp:
- “Şu an uçan balonlardan 10 tane istiyorum. Çabuk ol, gecikmeden ulaşmalı yerine.” Adam satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra, onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı:
- “Ne yaptığınızı anlayamadım, neden bıraktınız onları öyle?” Adam, nazlı nazlı yükselmekte olan balonlara buğulu gözlerle takip ederken:
- “Onları bekleyen küçücük bir dostum var, Hem de evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece.” diye mırıldandı.

Usta Dişçi

Orta yaşlı yakışıklı bir adam, barda yalnız başına oturan sarışının yanına oturmuş. Laf lafı, laf kapıyı açmış tahmin edersiniz. Soyunmuşlar. Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş:
- "Siz dişçisiniz galiba?"
- "Evet, nereden anladınız? "demiş adam biraz şaşkın.
- "Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de." Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış:
- "Siz sadece dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız." Adam hafiften kasılmış. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş:
- "Peki bunu nereden anladınız?"
- "Zor olmadı, hiçbir şey hissetmedim de."

Bulunca Yapıyoruz

Adamın biri bayan bir üroloğa gider ve:
- "Doktor hanım, ben bir türlü cinsel ilişkiye giremiyorum" der. Doktor ilaç verir ve:
- "Haftaya gel" der. Adam haftaya tekrar gider. Doktor sorar:
- "Ne oldu?" Adam:
- "Yine yapamadım" der. Doktor:
- "Nasıl olur?" der. Yan odaya götürür adamı. Her ikisi de soyunurlar ve adam doktoru becerir. Doktor:
- "Eee, bak işte yapabiliyorsun" der. Adam da:
- "Bulunca yapıyoruz tabi."

Üstünü Arayacağım

Doktor, hasta yatan dedeye:
- "Sizde şeker var." dedi. Bunu duyan torunu, dedesinin üzerine atıldı:
- "Hiç anlamam, dede! Üstünü arayacağım."

Ütücü

Doktor kulaklarını yakmış hastasına soruyordu:
- "Hayret nasıl yaktınız kulaklarınızı?"
- "Ütü yaparken telefon çaldı. Sonra tam kapattım, bir daha çaldı."

Vasiyetname

Adamın birini kuduz köpek ısırmış. Ama adam çok vurdumduymaz olduğu için, bugün iğne olurum, yarın iğne olurum derken iş işten geçmiş. Doktora başvurup da kuduz olduğu gerçeğini anlayınca hemen bir kağıt kalem isteyip uzun uzun bir şeyler karalamaya başlamış. Doktor uzun süre beklemiş hayretle sormuş:
- "Vasiyetnameniz bu kadar uzun mu?"
- "Vasiyetname hazırladığımı söyleyen kim doktor? Ben ısıracağım siyasilerin listesini yapıyorum."

Viagra

Delikanlı, perişan bir halde aile doktorlarının odasına girdi:
- "Babama geçen hafta viagra vermiştiniz hatırladınız mı?" Doktor kendinden emin şöyle bir gururlanarak:
- "Evet, nasıl oldu baban? Netice aldı mı?"
- "Üzerine kaç tane alacağı yazılı olmadığı için hepsini bir defada içti."
- "Eeeeeee, babana bir şey olmadı ya?" dedi doktor endişe içinde. Delikanlı öfkeyle yanıtladı:
- "Babama bir şey olmadı fakat, önce anamı halletti, bacımı halletti, beni halletti, şimdi çıktı damda kedi kovalıyor."

Vücudunuzda İki Nokta

ABD ordusunda çok fazla general varmış ve bunları erken emekli etmek istiyorlarmış. Cazip kılmak için demişler ki:
- "Vücudunuzda iki nokta belirleyin, arası kaç santimse, normal emekli ikramiyenizin üstüne o kadar bin dolar ekstra para vereceğiz. Bir tane havacı general gelmiş:
- "Kafamın en üstünden ayak parmağıma kadar ölçün" demiş. Ölçmüşler 180 cm. 180 bin dolar almış emekliye ayrılmış. Bir tane karacı general gelmiş. Orta parmağının en üstüne bir nokta, bir de ayak parmağına bir nokta koymuş, ölçülürken ellerini kaldırmış. 2.5 metre çıkmış. 250 bin dolar ikramiye almış ayrılmış. Sonra bir tane denizci general gelmiş demiş ki:
- "Aletimin ucu ile taşşaklarımın arasındaki mesafeyi ölçün." Sormuşlar:
- "Emin misiniz? Çok para alamazsınız bu şekilde" General:
- "Tabi eminim" demiş. Doktoru çağırmışlar ve generale pantolonunu indirmesini söylemişler. Doktor gördüğü manzara karşısında:
- "Oha bu adamın taşşakları yok" demiş. General:
- "Taşşakları Vietnam'da bırakmıştım."

Ya Bunuyor Ya AIDS

Doktor Temel, Cemal'in karısını muayene etmiş ve:
- "Karın ya bunuyor ya da Aids."
- "Nasıl anlayacağız?"
- "Ankara'ya götür bırak, kendi kendine dönecek olursa onunla yatağa girme."

İlk ben miyim?

Kadınla erkek konuşuyorlardı: - "Sevgilim, söyle bana hayatına giren ilk erkek ben miyimı"- "Tabii canım, ama anlamıyorum; nedense bütün erkekler hep aynı şeyi soruyorlar!"

Yaka

Hemşire, doktora hastayı göstererek:
- "Şu hastanın kalbini dinlemek için ne zaman eğilsem, kalp atışları hızlanıyor. Ne yapsak?"
- "Önlüğünün yakasını ilikle."

Yanlış Bacak

Doktorun biri hastasının yanına gelir ve konuşmaya başlar:
- "Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce kötü haberi söyleyeyim isterseniz. Maalesef yanlış bacağınızı kesmişiz. Çok üzgünüz. Ama iyi habere sevineceksiniz. Öteki bacağınız iyileşiyor."

Yarım Ücret

Çok akıllı geçinirdi. Kapısında:
- "İkinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır." yazılı doktora girdi. Gülerek:
- "Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?" dedi. Doktor da güldü:
- "Tabii, hatırlamaz olur muyum?"
- "Eeee? Muayene etmeyecek misiniz? İlaç vermeyecek misiniz?"
 - "Hayır gerekmez. Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin"

Yaşlı Adam

75 yaşındaki adam, doktora şikayette bulunuyordu:
- Evladım birinci iyi, ikinci de eh şöyle böyle idare ediyorum. Ama üçüncüde dizlerim kesiliyor, hele dördüncü de nefes nefese kalıyorum."
- "Hop! Amca ne yapıyorsun, delirdin mi? Senin bir de durman gerekir."
- "Nasıl durayım evladım, beşinci katta oturuyorum."

Yaşlılar

Yaşlı bir karı koca doktora gitmişler. Adam:
- "Doktor bey birincide acayip üşüyorum tir tir titriyorum. İkincide ise sıcak basıyor acayip terliyorum" deyince doktor adamı dışarı çıkarmış, karısına sormuş:
- "Nasıl oluyor bu?" demiş. Kadın da:
- "Tabi birinciyi ocakta, ikinciyi ağustosta yapıyor da ondan" demiş.