Arap Orada mı?

Kadınlara düşkün olam cami imamı sultana yakın birilerini bulur ne eder eder padişaha kendisini saraya davet ettirir. İmamın ne amaçla geldiğini bilen sultan imamı yanına çağırıp; -Açlık tokluk nasıl, diye sorduktan sonra başlar sarayı gezdirmeye, -İşte burası sübyan koğuşu hocam...burası harem....diye Hoca sıkkın sıkkın: -Haşmetbahım bunlar sizin helalleriniz, der Ama padişah ısrarla bir kadın alıp birlikte olmasını emreder. Bu olay günde enaz üçkez devam eder, bizim kadınlara düşkün hoca üç günde pes eder ve son sarayı gezme olayında, -Sultanım size bir mazeretim var, der. Sultan; -Söyle hocam emrin olur. -Ben tükendim sultanım bıraksanız da gitsem artık, cami cemaati merak içindedir. -Nasıl tükendin? -Boşaldım sultanım. Bu sözden sonra sultan ellerini şaplatarak sağa sola bakar nitekim son şaplamadan sonra yanlarındaki kapı büyük bir gürültü ile açılır karşılarında izbandut gibi bir arap. sultan gayet sakin, -Oğlum arap hocam boşalmış bidolduruver. Arap, -Emrdersin sultanım, der ve uygular. Postu deldirmenin verdiği utançla saraydan sabah vakti kaçan imam hemen camiye gelip sabah ezanı için minareye çıkarken müezzine yakalanır, müezzin -Hocam kaç gündür nerdeydiniz merak içinde kaldık. der, Hoca hiç çaktırmadan, -Ya , sarayda iki ecnebi çocuğunu müslümanlaştırdım sultan illede kal bir kaç gün dedi kırmak olmadı -Sultanımı, der müezzin bunun üzerine sorar -Hocam bırak atmayı, ARAP ORDA MI O ARAP..

aramak için gezinip dururlar

Bir ahbap toplulu?unda Hoca'nın eline i? olsun diye, bir saz tutturmu?lar :     - Hadi bize güzel bir şeyler ?al da dinleyelim! demi?ler.     Hoca, saz? eline al?nca m?zrab? bir a?a?? bir yukar? teller üzerinde rastgele dola?t?rmaya ve böylece tuhaf tuhaf sesler, g?c?rt?lar çıkarmaya ba?lam?? :     - Ama Hoca demi?ler, saz dediğin böyle mi ?al?n?r?Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek...     Hoca, elindeki saz? d?mb?rdatmay? s?rd?r?rken :     - Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben buldum işte.Ni?in bo?u bo?una gezinip duray?m, demi?.

Altında ben olursam

Hocanın kızı müthiş bir gümbürtü duyup seslenir:- Baba, bu ses nedir ı-Hiç kızım hiç, kavuk merdivenden yuvarlandı da.- A! baba, kavuktan bukadar çok ses çıkar mıı- Çıkar kızım çıkar.Altında ben olursam çıkar.

Altı Kağıt

Nasrettin hoca caminin yanında çarık satarken altı kağıt altı kağıt diye bağırıyormuş.Adamın biri almış abdest alırken çarığın altında su aldığını fark etmiş sonra hocaya gelmiş sattığın çarığın altı kağıtmış yırtıldı.Nasrettin hocanın kılıfı hazır -Ben altı kağıt altı kağıt diye bağırmıyormuyum neden aldı o zaman

Allah'ın Rahmeti

Nasrettin hoca birgün camdan yağan yağmuru seyrediyormuş. Yağmurdan kaçan bir adama gözü takılmış. Camı açmış adama bağırarak ; - Neden Allah'ın rahmetinden kaçıyorsun demiş. Adam hocaya cevap vermeden kaçışına devam etmiş.Ertesi gün adam camdan yağmuru seyrederken Hoca dışarda yağmurdan kaçıyormuş. Bunu gören adam Hocaya ; - Hocam Allah'ın rahmetinden kaçılır mı? Neden kaçıyorsun? Hoca cevap vermiş ; - Allah'ın rahmetine basmamak için kaçıyorum.

Al Abdestini Ver Pabucumu

Bir gün Nasrettin Hoca dere kenarında abdest alırken pabucu suya düşer. Su pabucu alıp gider. Hoca bir kenara çekilip abdestini bozacak bir harekette bulunur ve sonra dereye dönerek ; -"Al abdestini ver pabucumu" der.

aklin ermez

- cocuklar şimdi, ahiret gununde bütün herkes tartilicak, sevaplari gunahlarından fazla olanlar sirat koprusunden gecerek cennete ulasicak - hocam sirat koprusu nedir - kil gibi ince kilic gibi keskin bir koprudur - e nasıl geciyoruzki biz ordan hocamı ayagimiz acir, duramayiz üstunde denge diye birsey var herkes cehenneme duser boyle hocam. - sevabi fazla olanlara o kopru boyle otoban gibi genis gelecek -hocam sevabi fazla olanlar gecicekse kildan kopruye otobana ne gerek varı allah sevabi çok olana gec desin gecsin, az olana cehenneme git desin gitsin, sanki itirazmi edicez koca Allaha - sus esek sipasi aklin ermez senin allahin isine tovbe summe hasa, tobee

Ahrette yaşadık

Bektaşî, vaaz dinlemeye gitmiş. Hoca vaazında içki içmenin bütün kötülüklerini, zararlarını sayıp dökmüş, hatta içki içenlerin sırat köprüsünden boyunlarında dünyada içtikleri bütün içki şişeleri asili olduğu halde geçeceklerini anlatmış. Bektaşî sormuş: "Hocam, boyna asılan şişeler boş mu olacak dolumuı" Hoca, incecik köprüden dolu şişelerle geçilirken dengenin kolay sağlanamayacağını düşünerek: "Elbette ki dolu olacak" diye yanıt vermiş. "Hay ağzını öpeyim Hocam, desene ahrette de yaşadık!" demiş.

Agzina ot tikamislar

Bir gün Hocanin bir koye gidecegi tutmus. Oyle sicak bir gunmus ki,kus bile kanadini kimildatmiyormus. Boylesi gunde yola cikmak delilikdeğil de nedir! Yorgunluk bir yandan, susuzluk bir yandan Hocaninimanini gevretmis, su yokusun basinda, su inisin dibinde derken, Allahonune bir cesme çıkarmis.. Hemen, oluguna sokulan tikaci çıkarıp agzinidayamis ama, oyle bir akisi varmis ki, üstu basi islanmis; neyedonduyse donmuş. O zaman Hoca bir lahavle çekip: -Tevekkeli değil, boyle deli deli aktigin içindir ki, agzina ot tikamislar ya senin! demiş.

acıkmış kedi

Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip: - "Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı. Bunun çaresi nedir?" - "Çaresi kolay demiş Nasreddin Hoca, acıkmış bir kediyi ağzına sokup yut!"

mucize

- cocuklarim eger dunya gunes'e bir cm yakin olsaydi her yer erir eger bir cm uzak olsaydi her taraf donar ve yasayamazdik.. allah'in olduğunu bundan anlayabiliriz - e iyide hocam dunya gunes'e 18 ocakta yakinlasir 21 haziranda da uzaklasir...hemde bir cm değil yaklaşik 2 milyon kilometre...ee hiç bir sey olmuyor... - iste bu da allah'in bir mucizesidir evladim...otur.. laubali ukala...

Minare

Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken yanına hayatı boyunca hiç minare görmemiş yabancı bir adam yaklaşır. Addm Hoca' ya sorar: -Bunları nasıl yapıyorlar. Hoca ciddiyeti bozmadan: -Bunu da anlamayacak ne var yah, kuyuların içini dışına çevirirler, olur sana bir minare! demiş.

muhtaç olmamak için

Cimri ve de boş boğazın biri Hocaya: Ya Nasrettin Hoca demiş demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden ı -Hoca cevabını yapıştırmış. Senin gibilere muhtaç olmamak için.

Muhtarın Karısı

Köye tayin olan cami imamı kadınlara düşkünlüğü ile hemen tanınır. Amacı öncelikle muhtarın şuh karısını becermektir, ama ne yaptıysa bir türlü başaramaz. Sonunda muhtarın karısının da hoşuna gider bu durum yardımcı olur imama, derki: - Yarın tarlaya gideceğiz sen akşam vakti oralarda ol ben dönüşte traktörün ön koltuklarına torba yüklerim benim bey seni camiye yetişsin diye mutlaka alır sende ön tarafın dolu olduğunu söyleyip remorka binersin köye varana kadar birlikte oluruz. Bu teklif imamın çok hoşuna gider, akşamüstü tarla civarındadır. Dönüşte muhtar görür imamı karısının düşündüğü gibi alır remorka 'Hoca adam becerecek değil ya' düşüncesiyle. Ama içine kurt düşer ya becerirse.... ya becerirse diye düşünürken traktörü devirir, lastiklerin altında kalır ayakları. Köylü olayı uzaktan görür koşar yardıma. Muhtarı kurtarırlar acı içinde kıvranan muhtarın birden aklına remorktaki karısı ile imam gelir. Yardıma gelenlere: - Arkada hatun ile imam efendi vardı ses soluk çıkmıyor bir bakın der. Römorkun arkasına gelen gruba iş üstünde yakalanan imam pişkin pişkin: - Rabbim korudu.... ya gözüne kulağına filan gitseydi...

Mum Ateşiyle Pişen Yemek

Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere : - Tamam demiş. Iddiayı kazandım. - Ne oldu ne yaptın demişler. - Bekledim sabaha kadar demiş. - Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. Iddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek. - Ne yapıyorsunı demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş : - Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!...

nail oldum etine

Adamın çok sevdiği köpeği hastadır. Veteriner veteriner dolaşmış çare yok, hayvancık her geçen gün biraz daha eriyor. Derken arkadaşının biri "filanca köyde nefesi kuvvetli bir hoca var" deyince bizim ki çaresiz soluğu o köyde almış ve hocayı bulmuş. "Hocam köpeğime bir oku -üfle de iyileşsin" demiş. Hoca bir hayvana dua etmeyeceğini söyleyip adamımızı geri çevirmiş. Bizimki bozuk bir moralle giderken yolda biri "hoca biraz paragözdür, anlarsın ya!" demiş. Adamımız bir kuzu kestirip fırında pişirttirdikten sonra hocanın kapısını bir kez daha çalmış. Kuzuyu gören hoca adamla köpeği içeri davet edip bir muska yazmış ve göndermiş. Adamımız daha yoldayken hayvan iyileşmeye başlayınca muskaya ne yazdığını merak edip açmış. Muskada şunlar yazıyormuş: "Muska yazdım itine, nail oldum etine.