Çinli İle Doktor

Çinli'nin biri, iş amaçlı Türkiye'ye gelmiş. Aksilik bu ya bir trafik kazası geçirir ve tercümanı ölür. Kendisi ağır yaralıdır. Aradan biraz zaman geçer, adam biraz iyileşir. Doktor, kontrol için Çinli'nin odasına gider, Çinli'ye yaklaşır ve raporlara bakarken Çinli doktora:
- "Çhan çhin çhun" der. Doktor şaşırmış bir durumda hastaya yaklaşır ve sorar:
- "Ne demeye çalışıyorsun?"
- "Çhan çhin çhun." Doktor meraklanmıştır ve tekrar sorar:
- "Ne lazımdı?" der. Artık Çinli'nin rengi solmaya başlamış bir halde tekrar:
- "Çhan çhin çhun." der ve ölür. Doktor Çinli'nin söylediklerini bir kağıda yazar ve düşünmeye başlar:
- "Bana kesinlikle parasının yerini söylemiştir" diye hayaller kurarak tercüman arar ve kağıdı uzatarak Türkçeye çevirmesini söyler. Kağıtta şöyle yazmaktadır:
- "Hortuma basıyorsun, nefes alamıyorum!"

Dalgın Doktor

Hemşire klinikte masasında uyukluyor, doktor da masasında bir tıp kitabı okuyordu. Doktorun karısı sessizce içeri girdi, kocasına arkadan yaklaştı, sıkı sıkı sarılıp öptü. Doktor kadının elinden kurtulmaya çalışarak:
- "Görüyorsun ki çalışıyorum sevgilim! Daha yarım saat önce çılgınca seviştik. Şimdi biraz da çalışmama izin ver!"

Bir Defa Bakmakla

Tımarhanedeki delilerin sıra ile bir baca deliğine baktıklarını gören doktor ne yaptıklarını merak edip sorar:
- "Orada ne yapıyorsunuz?"
- "Deliler içeride ne var diye merak ediyoruz" derler. Doktor da merak edip gelir bakar. Fakat hiç bir şey olmadığını görünce delilere kızar ve:
- "Burada hiç bir şey yok." der. Delilerden birisi doktora dönerek:
- "Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik, sen bir defa bakmakla mı göreceğini zannettin." der.

Aptal Değiliz

Adamın biri arabasıyla akıl hastanesinin önünden geçerken arabanın lastiği patlar ve fırlar gider. Adam aracını zorla kontrol eder ve şans eseri zararsızca yolun kenarına çeker. Bagajından stepne lastiği çıkarır fakat onu takmak için hiç bijonu yoktur. Adamcağız başlar kara kara düşünmeye. Bu sırada akıl hastanesinin parmaklıklarına bir deli tırmanır ve adama seslenir:
- "Hişt ne yapıyorsun orada?" Adam:
- "Ya sorma, lastik patladı, yenisini takacağım ama hiç bijonum yok" Deli güler:
- "O da dert mi, diğer tekerleklerden al birer bijon, böylece her tekerde 3 bijonun olur istediğin yere güvenle gidersin" Adam bu akla hayret eder ve deliye sorar:
- "Ya sen bunu nasıl düşünebildin be kardeşim" Deli yeniden güler:
- "Deliyiz ama aptal değiliz."

Kadavra

Tıp Fakültesi birinci sınıfta, profesör, öğrencileri kadavranın başında toplamış ve:
- "Arkadaşlar Birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak" der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar. Tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. Bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve:
- "Arkadaşlar İkinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız. Mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız."

Dilinizi Çıkarın

Hekim şikayeti dinledikten sonra kıza dönmüş:
- "Soyunun" demiş. Kız:
- "Fakat doktor hasta olan ben değilim, annem" Doktor anneye dönmüş:
- "Dilinizi çıkarın bakayım hanımefendi."

Doğum Doktoru

Adam göz ameliyatı geçirdi. Ameliyat çok başarılı oldu. Bu nedenle de, o kadar mutlu oldu ki, göz kliniğinin bahçesine kocaman bir heykel yaptırdı. Heykel göz biçimindeydi. Göz bebeği yerinde de göz doktorunun bir resmi bulunuyordu. Heykelin açılış töreninde mutlu hasta sevgili doktoruna sordu:
- "Memnun musunuz? Neler hissediyorsunuz?" O da derin nefes alarak yanıtladı:
- "Şu anda memnunum. İyi ki kadın doğum doktoru değilmişim!"

Doğum Kontrol Yöntemleri

Ebe, durmadan çocuk sahibi olan kadına, doğum kontrol yöntemleri ile ilgili tavsiyelerde bulunuyordu.
- "Kocanla birlikte olmadan önce, al bunu rahiminin ağzına koy. Bu çocuk yapma derdinden kurtul!"  Kadın sevinerek tavsiyelere uyacağını söyledi. Aradan bir süre geçtikten sonra ebe kontrolde aynı kadının tekrar gebe olduğunu anlayınca kızgınlıkla kadını azarladı:
- "Yahu hamile kalmaktan bıkmadın mı? Neden tavsiyelerime uymadın?" Kadın kendini savundu:
- "Ebe hanım inan ki ne dediysen tamamını yaptım. Verdiğini her seferinde rahimin ağzına koyup ondan sonra kocamla yattım. Ama ne yapalım ki tekrar hamile kaldım!" Ebe, kadına inanmadığını belirterek tekrar çıkıştı:
- "Boş versene, dediğimi yapsaydın, tekrar hamile kalman mümkün olmazdı!" Bunun üzerine kadın içeride beklemekte olan kocasına seslenerek yardıma çağırdı:
- Rahiiim, gel bir de sen anlat nasıl yaptığımızı. Ebe hanım her seferinde dediklerinin tamamını yaptığıma, verdiğini senin ağzına koyduğuma bir türlü inanmıyor!."

Dohtur Bey

Verdiğin perhize budur gayratım,
Bundan başka uyameyom dohtur bey!
Üç sepet yumurta sabah kahvaltım,
Teker teker sayameyom dohtur bey!
İki leğen pilav bir yayık ayran,
İster yağlı olsun isterse yavan,
Yanına kesiyom beş kilo sovan,
Yeyom yeyom doyameyom dohtur bey!
Üç tencere bamya yerim ben şinci,
Yirmi tas su içip biraz koşinci,
Her yanım sökülür karnım şişinci,
Sağlam göynek giyemeyom dohtur bey!
Şinciye acımdan çoktan ölürdüm,
Sağolsun komşular gönderir dürüm,
Bir guzudan çok yiyemem, var sözüm,
Ayıp olur cayameyom dohtur bey!
Bazı az geliyo beş kasa hurma,
Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
Onu da mı yedin diye hiç sorma,
Utanıyom deyemeyom dohtur bey!
Günde iki çuval unum gidiyo,
Avradım her sabah ekmek ediyo,
Bir gazen fasilye gönül ye deyo,
Artırmaya gıyameyom dohtur bey!
Senede gırk dönüm bostan ekerim,
Benden başka kimse yemesin derim,
Gavunu, garpuzu gabuklu yerim,
Aceleden soyameyom dohtur bey!
Bilmem bu işin sonu nereye gider,
Buyumuş gısmetim, buyumuş gader,
Bir günde yediğim işte bu gader,
Daha fazla yiyemeyom dohtur bey.

Doktor Çok Kızdı

Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor:
- "Sana suppozituvar yazıyorum. Akşamları uygularsın." der. Adam eve geldikten sonra karısına sorar. - "Suppozituvar ne demek?"
- "Ben nereden bileyim, aç telefonu doktora sor." Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl kullanılacağını sorar. Doktor yanıtlar:
- "Rektal yoldan kullanacaksın." der ve telefonu kapatır. Adam karısına döner ve:
- "Rektal yol ne demek?"
- "Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana." Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar. Doktor yanıtlar.
- "Anal yoldan uygulayacaksın." Adam yine anlamamıştır. Tekrar sorar:
- "Anal yol nedir?" Doktor tekrar yanıtlar:
- "Kıçına sok kardeşim." der ve telefonu kapatır. Adamın yüzü buruştuğu için karısı sorar:
- "Doktor ne dedi?"
- "Valla adamın ne dediğini anlamadım ama çok kızdı sanırım. İlacı kıçına sok dedi."

Doktor Ne Dedi?

Adam, karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene bittikten sonra adam giyinirken, doktor muayene odasından çıkarak kadının yanına gelir ve kadına; "- Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şunları uygulayacaksınız; 1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın ve işe mutlu gitmesini sağlayın. 2- Öğlen eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini hissettirin.Böylece günün geri kalan kısmını da iyi geçirmesine yardım edin. 3- Akşamları eve geldiğinde hafif ama özellikle sevdiği güzel yemekler hazırlayın. 4- Haftada en az üç kere, eğer isterse daha fazla birlikte olun. Ve tamamen tatmin olduğundan emin olun." diyerek devam eder ; "- Eğer bu dediklerimi eksiksiz uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi olmayacak." Eve geldiklerinde adam karısına sorar; "- Ne dedi doktor sana?" Kadın ters ters bakarak cevap verir; "- ... ölecekmişsin.."

Doktorun İyisi

Kadının beşinci kocası ağır hastalanmış. Adam korkunç ağrılar içinde kıvranırken kadın telaşla söylenmiş:
- "Hemen gidip bir doktor çağırayım!" Kocası:
- "İyi ama, bari doğru dürüst bir doktor çağır. İyi bir doktor olduğundan emin misin?" Kadın:
- "Emin olmaz olur muyum, ölen kocamı da aynı doktor tedavi etmişti!"

Egzama

Doktor:
- "Egzama hastalığını tedavi ettirmek için iyi ki bana geldiniz, bu illeti benden iyi hiçbir doktor bilemez." Hasta:
- "Neden?" Doktor:
- "Çünkü aynı illeti ben de 15 yıldır çekiyorum."

Elalemin Şeyi

Karadenizlinin biri, köyden hiç dışarı çıkmamış. Bir gün Almanya'dan bir akrabası kendisini ziyarete geldiğinde, hediye olarak bir elektrikli testere bırakıp gitmiş. Karadenizli testerenin nasıl çalışacağını düşünürken fişi görüp prize takmış. Kucağındaki testereyi kurcalarken farkında olmadan bir düğmeye basmış ve testere adamın takımı kesip götürmüş.Adamı da, takımı da hemen hastaneye yetiştirmişler. Karadenizli doktora:
- "Ne olur bunu dik!" diye yalvarıp yakarmış. Ama doktor kopan parçayı eline alıp bakarak:
- "Bu mahvolmuş, bunun dikilmesi imkansız" demiş. Karadenizli doktora:
- "O zaman beni öldürün doktor!" demeye başlamış. Tam o sırada can çekişmekte olan genç bir hasta getirmişler. Doktor o hastanın umutsuz olduğunu anlayınca Karadenizliye:
- "Bak eğer bu hasta yaşamazsa belki bunun kini sana uydururuz." demiş. Bir süre sonra yeni gelen hasta ölmüş ve takımını bizim Karadenizliye dikmişler ve iyileşince taburcu etmişler. Aradan bir süre geçtikten sonra doktor bizim Karadenizliyi merak edip köyüne gitmeye karar vermiş. Karadenizlinin evini bulup kapıyı çalınca, karşısına Karadenizlinin karısı çıkmış. Doktor durumu izah edip operasyonun sonucunun nasıl olduğunu sormuş. Kadıncağız ağlamaya başlayıp dert yanmış:
- "Hiç sormayın doktor bey! Bizimki her gece bana sırtını dönüp yatıyor, o sizin yaptığınız hiç bir işe yaramadı, yaramıyor!" demiş. Doktor üzüntü ile evden ayrılıp köy meydanına geldiğinde bir bakmış ki Karadenizli neşe içinde arkadaşlarıyla kahvede tavla oynamakta. Doktoru görür görmez fırlamış ve doktora sarılıp:
- "Doktor bey hayatımı kurtardınız!" demiş. Doktor şaşkınlıkla:
- "Nasıl olur! Şimdi sizin evden geliyorum, karın sende hiç bir kıpırdanma olmadığını söyledi."  demiş. Karadenizli doktora dönüp cevap vermiş:
- "Aşk olsun Doktor Bey! El alemin şeyiyle kendi karımızı yapacak değiliz ya!"

Motosikletle Geliyor

Evli bir çift varmış. Bunların ikisi de saffmış. Bunlar çocuk yapmaya karar vermişler am aradan bir kaç ay geçmiş ve çocukları olmamış. Hemen doktora baş vurmuşlar. Doktora demişler ki:
- "Ya doktor bey, bizim çocuğumuz olmuyor." Doktor:
- "Nasıl yapıyorsunuz?" Evliler:
- "Valla ikimiz de ayrı odalarda kalıyoruz" demişler. Doktor:
- "Olmaz, aynı odada kalacaksınız." Ertesi hafta yine gelmişler doktora ve demişler:
- "Doktor bey, bizim çocuğumuz olmuyor." Doktor:
- "Nasıl yapıyorsunuz?" demiş. Evliler:
- "Doktor bey, dediğin gibi aynı odada kalıyoruz ama ayrı yatakta yatıyoruz." Doktor:
- "Olmaz, aynı yatakta yatacaksınız." der. Ertesi hafta yine gelmişler ve demişler:
- "Doktor bey, aynı yatakta yatıyoruz ama yine olmuyor." Bu sefer doktor demiş:
- "Oğlum bak, en uzun şeyini alacaksın ve karının en derin yerine sokacaksın, olup bitecek." Karı koca eve gidiyorlar. Adam kendisini incerliyor ve:
- "En uzun şeyim, burnum" diyor. Karısını inceliyor ve:
- "En derin şeyi kıçı" demiş. Adam burnunu alıyor kadının kıçına sokuyor ve kadın o anda osuruyor. Adam da diyor ki:
- "Aha bizim çocuk hareketlendi, motosikletle geliyor."

Fazla Zamanım Yok

Adamın biri doktora gidip:
- "Doktor bey, benim erken boşalma sorunum var." demiş. Doktor hemen cevap vermiş:
- "Oooo. Ne kadar iyi. Benim de zaten fazla zamanım yoktu."

Gerçek Dost

Ülkenin birinde iki gerçek dost yaşarmış. Birinin malı, ötekinin malı gibiymiş. Anlaşılan o ülkede dostluk, bambaşkaymış. Bir gece ülkede herkes dalmış derin uykulara. Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat der, uykunun tadını çıkarırmış millet. Gece yarısı bizim dostlardan biri, fırlamış yatağından, koşmuş doğru dostunun evine. Uyandırmış hizmetçileri tatlı uykularından. Dostu, yukarıdan duymuş sesini. Hemen kaptığı gibi kılıcını, kesesini, koşmuş dostunun yanına. “Hayrola!” demiş, merak içinde, soluk soluğa. “Sen, kolay kolay uyandırmazsın kimseyi, uykuyu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen; al şu keseyi. Evini bastılarsa; işte buradayız ben ve kılıcım. Haydi gidip haklarından gelelim. Yalnız yatamaz mı oldun yoksa? Benim güzel cariyeyi al git öyleyse.” “Yok a canım.” demiş dostu. “Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düsünceli gördüm seni. Sakın başı dertte olmasın deyip koştum. Kusura bakma dostum!” Gerçek bir dostu olmak ne güzel bir şey! Derdini açmanı beklemez bile. Kendi bulup söylemek ister, belki sen çekinirsin diye. Sevdiği insanın üstüne titrer, bir düşten, bir hiçten nem kapar.

Fransa 98

Fransa 98'de Fransa'nın kupayı alması üzerine Türkiye Futbol Federasyonu, Fatih Terim'i başarılarının sırrını öğrenmek için Fransa'ya gönderir. Fatih Terim uçaktan iner hemen Fransa futbol takımının kampına gider ve Fransa teknik direktörüne:
- "Hocam, beni Türkiye Futbol Federasyonundan başarınızın sırrını öğrenmek içi gönderdiler. Nasıl başarılı oldunuz?" diye sorar. Fransız hoca:
- "Akıllı futbolcular seçiyorum." der. Fatih Terim:
- "Nasıl yani?" diye sorar. Fransız hoca:
- "Örnek mi istiyorsun?" diye sorar. Zidan'ı yanına çağırır ve sorar:
- "Annenden doğma, babandan olma kardeşin olmayan kim?" Zidan:
- "Zidan" der. Terim, Hocanın ne demek istediğini anlamaz. Kaldığı otelde akşam yatarken düşünür.  Uçağa biner düşünür. Galatasaray kampına gelir. Hakan Şükür'ü yanına çağırır ve soruyu hakana sorar.  Hakan sitem eder:
- "Hocam böyle sorumu olur?" der. Fatih Terim:
- "Sana ödev, bu sorunun cevabını bul" der. Hakan Hagi'ye sorar. Hagi:
- "Hagi" der. Hakan hemen Terim'in yanına gelir:
- "Buldum hocam, 'Hagi'." der. Terim:
- "Hayır bulamadın, Zidan dı" der.

Anestezi

Anestezi sırasında hasta, doktora dönerek sorar:
- "Yalnız gidiş için mi, yoksa gidiş-dönüş mü doktor?"

Babayı Kurtardım

Yeni uzman olmuştu. Kasabada muayenehane açtı. Birkaç gün sonra biri geldi, onu doğuma çağırdı. Ertesi gün eve dönen doktoru, karısı merakla karşıladı:
- "Nasıl oldu?"
- "Ah sorma, hiç iyi değil. Çocuk ters geliyordu. Forsepsle almak zorunda kaldım. Fakat bir türlü çıkmadı, parçalandı. Bir saat sonra da annesi öldü."
- "Vah vah, zavallı baba kim bilir ne kadar perişandır?"
- "O da öldü."
- "Anlayamadım. Nasıl o da öldü?"
- "Forsepse dayanmış, bütün gücümle çekiyordum. Çocuğun bacağı kopunca bütün ağırlığımla arkaya düştüm. Adamcağız arkada duruyormuş. Başı duvara çarptı, beyin kanamasından öldü." Bir hafta sonra doktoru yine doğuma çağırdılar. Geç saatte yorgun argın dönünce, karısı:
- "Doğum nasıl oldu?" diye sordu. Doktor:
- "Gelişme var karıcığım. Bugün babayı kurtardım."

İkinci Kim

Bir gün birisi üstat Necip Fazıl'a: 'Efendim dünyanın en büyük iki şairini seçmişler.' Deyince üstat hemen sormuş: İkincisi kim oldu?

Gözünüz Aydın

Adamın biri bir trafik kazası sonucu p**isini kaybeder ve doktora gider, doktara durumunu anlatır ve doktor durumu gözden geçirdikten sonra, hastaya takma p**i takıp ta**aklarına da d*l yerine süt dollurur. Adam eve gider karısı ile bir birliktelik yaşar ve karısı hamile kalır. Aradan 9 ay geçer ve karısının sancıları artar. Adam karısını doğuma götürür. Doğum başarılı bir şekilde yapıldıktan sonra doktor sevinçli bir şekilde adama:
- "Gözünüz aydın, 4 kilo 300 gram peyniriniz oldu" der.

Ne Olursan Ol Yine Gel

Bir gece bir genç kör kütük sarhoş olur. Yola koyulur. Hz. Mevlana'nın hayır duasını almak için. Geceymiş geç saatmiş dinlemez. Evin kapısına gelir ve kapıyı çalar. Hz. Mevlana'nın talebeleri kapıyı açarlar. Gence ne istediğini sorarlar. Genç:
- "Mevlana'nın hayır duasını almak için geldim" der. Talebeleri:
- "Şuanda hocamız istirahat halinde ve saat çok geç. Daha sonra gel." derler. Genç ısrar eder ve:
- "İlla onun hayır duasını şimdi alacağım, gitmem" der. İnat eder ve gitmez. Hz. Mevlana gürültüleri duyar ve uyanır. Gelir kapıya ve:
- "Ne oluyor, nedir bu gürültü?" der. Talebeleri cevap verir:
- "Efendim, sizin hayır duanızı almak için gelmiş bu sarhoş, biz de istirahatte olduğunuzu ve daha sonra gelmesini söyledik" derler. Mevlana şu cevabı verir talebelerine:
- "O, gecenin bu vaktinde bizim yolumuzu bulmuş gelmişken, hem de kör kütük sarhoşken, siz hangi ayık kafayla onu geri göndermek istersiniz!"

Hasta Ziyareti

Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş. Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye. Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der. Bende, "Oooh ne güzel" der, devam ederim. Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış.
-Nasılsın, iyi misin?
-Ölüyorum.
-Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar?
-Zehir.
-O ilaç çok iyidir.Doktorun kim?
-Azrail.
-Ondan iyi doktor yoktur.

Hastanede Testler Karışınca

Adamın biri, karısının test sonuçlarını almak üzere doktora gitmiş. Resepsiyondaki hemşire:
- "Kusura bakmayın beyefendi, ama ufak bir problemimiz var. Karınızın testlerini laboratuvara gönderdiğimizde, aynı isimli bir başka bayan da teste gitmiş ve hangisi karınızın, hangisi diğer bayanın emin olamıyoruz maalesef" demiş. Açık olmak gerekirse sonuçlardan biri kötü, diğeri ise daha da kötü!" Adam:
- "Ne demek istiyorsunuz yani?" Hemşire:
- "Testlerden biri AIDS, diğeri ise Alzheimer çıktı ve hangisi karınızın ki bir şey söyleyemiyoruz." Adam:
- "Korkunç bir şey, peki şimdi ne yapmalıyım?" Hemşire:
- "Bence, karınızı şehrin göbeğinde en kalabalık noktaya bırakın. Eğer evin yolunu bulabilirse bir daha da onunla yatmayın."

Hastanede Vizite

Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor. Kadıncağız yirmi sekiz gündür üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok. Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Prof. başta, arkasında Doç.lar, sonrasında başasistanlar ve bir iki parlak öğrenci üçgen düzende, vizitelere neredeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Prof sorar:
- "Radyolojik tetkikler?" Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses:
- "EKG?" Derhal hocanın önüne serilir.
- "Eforlusu?" O da hemen açılır hocanın önüne.
- "Laboratuvar tetkikleri? "Her şey önceden hazırlanmıştır.
- "Elektroansefalografi?"
 - "Buyurun hocam."
- "Emar?" Dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne.
- "Sintigrafi?"
- "Anjiyo?" derken Büyük şef sorar:
- "Sken oldu mu? Kadından gelen cılız bir ses:
- "Bir onu yapmadılar!"

Hemen mi Öleceğim?

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve:
- "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu.. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu:
- "Hemen mi öleceğim?" Küçük çocuk, doktoru yanlış anlamış, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini sanmıştı.

Hızlı Babalar

Çocuklar oturmuş, birbirlerine babalarının ne kadar "hızlı" olduğunu anlatıyorlarmış. Birinci çocuk:
- "Benim babam ok attıktan sonra koşup hedefe oktan önce varıyor." demiş. İkinci çocuk:
- "Benim babam tabancasını ateşliyor ve hedefe kursundan önce yetişiyor." diye böbürlenmiş. Üçüncü çocuk:
- "O da bir şey mi? Benim babam devlet hastanesinde doktor. Mesai 5'de bitiyor ama benim babam 3:30'da eve geliyor."

Hiçbiri Gelmedi

Adam doktora gider.
- "Doktor bey bana 3 tane viagra hapı lazım."
- "Neden 3 tane"
- "Cuma metresim, cumartesi eski karım geceyi geçirmeye geliyor, pazar da karım dönüyor tatilden"
- "Beyefendi 3 hap tehlikeli olabilir ama pazartesi kontrole gelmeye söz verirseniz size o zaman veririm." Adam söz verir. Pazartesi olur. Doktorun odasına adam kolu askıda girer, doktor:
- "Ne oldu sana birader?"
- "Sorma doktor bey hiç biri gelmedi."

Lastik Kokusu

Kadın eşiyle birliktelikten artık zevk alamamaya başlamıştır. Gider doktora tıpta mutlaka bir çaresi vardır diye. Doktor genç mi gençtir. Kadın:
- "Doktorcuğum, eşimle ilişkiden hiçbir şekilde haz alamıyorum nedense" der. Doktor:
- "Tıp adına denemekte yarar görüyorum efendim bir sakıncası yoksa." Kadın:
- "Kesinlikle." diyerek paravanın arkasına girip soyunur, doktor hoşuna gitmiştir. Doktor başlar tıp adına işleme. Arada bir de sormaktadır:
- "Nasıl efendim bir şeyler hissetmeye başladınız mı?" Kadın:
- "Kesinlikle. Hiç bir şey" Doktor kendi kendine:
- "Ulan bizim erkeklikte mi gidiyor ne." diye takar kondomu! başlar gidip gelmeye. birkaç yüz kez gidip geldikten sonra yavaşlayıp sorar hastasına:
- "Nasıl bir şeyler hissetmeye başladınız mı?" Kadın gayet şuh bir şekilde:
- "Evet doktorcuğum. Hissetmeye başladım ama emin değilim. Lastik kokusu mu desem, yanık kokusu mu desem."

Hoca

Kendini dünyevi işlerden soyutlayan bir hoca ağır bir şekilde hastalanmış ve doktora gitmiş. Doktor hocaya:
- "Bir kadınla birlikte olman gerekiyor yoksa öleceksin" demiş. Hoca:
- "Olur mu doktor bey, ben hocayım ve bana kadın yasak" demiş. Doktor da:
- "Ölürsün o zaman" demiş. Hoca gitmiş. Bakmış ki olmayacak bir kadın bulmuş nikahı kıydırmış ve kadınla birlikte olmuş. Tabi ki hoca iyileşmiş. Aradan zaman geçmiş, hoca tekrar doktora gitmiş. Doktor sormuş:
- "Hoca efendi nasılsın?" demiş. Hoca da:
- "Ben bunun böyle bir şey olduğunu bilseydim, anamı da becerirdim, babamı da."

Hoşgelmiş

Sağırın biri, hasta ziyaretine gidiyor, hem yürüyor hem düşünüyordu:
- "Hastanın başucuna oturunca "Nasılsın?" diye sorarım. "İyiceyim" diyecektir. "Ne yiyorsun?" diye sorarım. "Falan filan" diyecektir. "Doktorun kim?" diye sorarım. "Filanca" diyecektir. Hastanın başına geldiğinde eğilip sordu:
- "Nasılsın?"
- "Ölüyorum!"
- "Elhamdülillah!"
- "Neler yiyorsun?"
- "Zıkkım!"
- "Afiyet olsun!"
- "Doktorun kim peki?"
- "Azrail!"
- "Hoş gelmiş!"

İstatistikler Yanılmaz

Yataktan kalkamayan hasta, Ümitsiz bir şekilde doktora sordu:
- "İyileşme ihtimalim ne kadar doktor bey?"
- "Yüzde bir. Ama korkmayın. Tıp kayıtlarına göre, bu hastalığa yakalanan her yüz kişiden biri kurtuluyor. Siz benim bu hastalıktan tedavi ettiğim yüzüncü insansınız. İstatistikler yanılmaz. Demek ki kurtulacaksınız."

İkincide Çok Terliyorum

Seksenlik karı koca, sağlık kontrolünden geçmek için doktora gitmiş. Doktor önce adamı muayene etmiş ve iyi bulmuş. O arada sormuş:
- "Cinsel hayatınız nasıl gidiyor?"
Seksenlik ihtiyar hafifçe içini çekmiş:
- "İyi. Birinci sefer gayet normal oluyor doktor bey, yalnız ikincide çok terliyorum."
Doktor şaka mı yapıyor diye ihtiyarın yüzüne şöyle bir bakmış. Adam çok ciddi. Daha sonra kadını  muayeneye almış. O da turp gibi. Hala merak içinde olan doktor, bu defa kadına sormuş:
- "Cinsel hayatınız nasıl gidiyor?"
Kadın sadece:
- "İyi" demiş. Doktor daha da meraklanıp:
- "Eşiniz birinci seferde bir anormallik olmadığını, ancak, ikinci seferde terlediğini söylüyor, gerçekten öyle mi oluyor?" demiş.
Kadın:
 - "Evet öyle oluyor, ama ben bunda bir anormallik görmüyorum."
Doktor:
- "Neden?"
Kadın:
- "Canım yılda zaten iki defa yatıyoruz. Birincisi Ocakta, ikincisi Temmuzda. Temmuzda haliyle terliyor insan."

İlk Ameliyat

Ameliyat odasında doktorla hasta konuşuyordu. Hasta: -"Aman doktor, çok korkuyorum. Ömrümde ilk defa ameliyat olacağım!" Doktor: -"Korkmakta haklısın, bende ömrümde ilk defa ameliyat yapacağım!"

İmam Ve Bekçi

Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak, kız gibi bir şeymiş. Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş. Bekçi:
- "Doktor bey sana bir şey söylemek istiyorum." Doktor:
- "Söyle bakalım." Bekçi:
- "Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum." Doktor:
- "Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz. Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıştır, muayenehaneme uğrayabilirler. Sen şu pencereden bir bak bakayım sokak sakin mi? yakalanmayalım." der. Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmiş. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dışarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmış ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan İmam:
- "Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var?" Bekçi:
- "Bakıyorum asayiş berkemal mi?" İmam:
- "Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.

İyileştiniz

Bir doktor kapısına:
- "Muayene 100 milyon. İyileşmezseniz 3 katını iade edeceğiz." yazmış. Bunu duyan Dursun:
- "Ben bu doktorun parasını alırım" demiş ve sonra işe koyulmuş. Doktora gitmiş ve:
- "Doktor bey, benim ağzım tat almıyor. Ne yapabilirim.?"Doktor:
- "Hemşire hanım, sekizinci kutu" demiş. Hemşire sekizinci kutuyu getirmiş. Dursun:
- "Ama bu b.k, doktor bey" demiş. Doktor:
- "İyileştiniz beyefendi, ağzınız artık tat alabiliyor." demiş. Sonra dursun bir daha plan yapmış. Doktora gitmiş:
- "Doktor bey, ben hafızamı kaybettim" demiş. Doktor:
- "Hemşire hanım sekizinci kutuyu getirin" demiş. Hemşire sekizinci kutuyu getirmiş. Dursun:
- "Ama bu b.k" demiş. Doktor:
- "İyileştiniz beyefendi, hafızanız yerine geldi" demiş. Dursun bu işin sonunu bırakmamış ve bir daha gitmiş. Dursun:
- "Doktor bey ben iktidarsızım, karımla ilişkiye giremiyorum" demiş. Doktor:
- "Hemşire hanım sekizinci kutuyu getirin" demiş. Dursun oradan atlamış:
- "Hay ben bu sekizinci kutunun anasını ..." demiş. Doktor:
- "İyileştiniz beyefendi, artık yapabiliyorsunuz" demiş.

Ne Kadar İstiyorsun

Abisinin söylediği bir söze çok sinirlenen Küçük Uğur:
- "Sözünü geri alman için sana beş dakika süre veriyorum" diye bağırdı. Abisi de gülerek:
- "Bak hele sen, beş dakika içinde sözümü geri almazsam ne olacak peki?" Abisinin ters ters baktığını gören Küçük Uğur:
- "Tamam tamam, söyle ne kadar zaman istiyorsun?"