Kamburu Olan Hayvan

İki arkadaş hayvanlar hakkında konuşuyorlardı. Biri diğerine sordu:
- "Sırtında kamburu olan hayvana ne denir?"
- "Bunu Herkes bilir deve tabi ki."
- "Tamam. Peki, ya iki kamburu olana ne denir?" Arkadaşı bilmiş bir edayla cevaplar:
- "Hecin devesi." Arkadaşı şaşırır ve soruyu biraz daha zorlaştırır:
- "Peki, bunu bil o zaman, üç kamburu olana?"
- "Ona da kamburu çıkmış hecin devesi derler."

10,9,8,...

Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş:
- "Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldı?" Doktor cevaplamış:
- "10" Bizimki de:
- "Ne 10'u doktor bey, gün mü, ay mı sene mi?" Doktor:
- "9, 8, 7, 6...."

Hayır Hayır Hayır

Adamın biri doktora gitmiş:
- "Doktor, benim şeyim acayip uzun, 25 inch kadar. Yani ne yapsam olmuyor, derdime bir çare" demiş. Doktor:
- "Valla kardeş, ben buna bir şey yapamam ama bizim mahallenin bir büyücüsü var, istersen seni oraya göndereyim" demiş. Adam:
- "Tamam abi, büyüksün, öyle olsun" demiş, ve büyücüye gitmiş. Büyücü, adamın durumuna bakmış bakmış:
- "Oğlum, sen en iyisi git, ormanda bir çeşmenin başında oturan sihirli kurbağayı bul, ona evlenme teklif et, kurbağa teklifini her reddedişinde 5 inch kısalır" demiş. Adam, hemen hoplaya zıplaya girmiş ormana, bakmış bir çeşme, bir de söz konusu kurbağa. Hemen kurbağanın yanına koşmuş:
- "Kurbağa kardeş selam. Benimle evlenir misin?" Kurbağa bizimkini bastan aşağı şöyle bir süzmüş:
- "Hayır" demiş. Adam bir bakmış şeyi 5 inch kısalmış. Adam:
- "Dur lan şunu bir daha yapayım." diye düşünmüş ve:
- "Kurbağa kardeş, benimle evlenir misin?" demiş. Kurbağa yine:
- "Hayır" demiş. Bir 5 inch daha gitmiş. Adam sevinmiş ve:
- "Yav iyi hoş da 15 inch yine de fazla, halbuki 10 inch olsa hem ben hoşnut kalırım, hem de tüm hanımlara uyar" diye düşünmüş. Kurbağaya tekrar sormuş:
- "Kurbağa kardeş, benimle evlenir misin?" Kurbağa adama bakmış:
- "Yav kardeşim sen laftan anlamaz mısın? Hayır Hayır Hayır!"

247 Oy Eksikti

Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıl dönümlerini kutluyorlardı. Sam birden eşine bir soru sordu:
- "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?" Kadın:
- "O da nereden çıktı? Cevabı öğrenmek istemezsin herhalde" dedi. Sam:
- "İsterim. Lütfen anlat." Kadın:
- "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım" diye cevap verdi eşi. Sam:
- "Kimlerdi bunlar?" diye sordu. Kadın:
- "İlki, hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin." Sam:
- "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım. Peki ikincisi?" Kadın:
- "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass ameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün" dedi. Sam:
- "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?" Kadın:
- "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti."

3 Yıldır ABD'yi Yönetiyor

3 Uzman cerrah tıp seminerine gitmişler. Akşam otelin barında oturmuş birbirlerine hava atıyorlarmış. Birincisi:
- "2 yıl önce bana bir piyanist getirdiler, adamın ellerinin üzerinden kamyon geçmiş. Zavallının bütün parmakları kırılıp kemikleri tuzla buz olmuştu. Son derece başarılı bir ameliyat ile adamın bütün parmaklarını tedavi ettim. Bu yıl çıkarttığı albüm satış rekorları kırdı." demiş. İkinci cerrah:
- "O da bir şey mi azizim? Ben geçen yıl trafik kazası geçirip iki bacağı da kopmuş bir adamı ameliyat ettim. O kadar başarılı bir ameliyat oldu ki, adam bu yıl atletizmde rekor üstüne rekor kırdı." Üçüncü doktor Amerikalı imiş ve dayanamamış:
- "Sizinkilerde bir şey mi be, bundan birkaç yıl önce Texas'lı bir kovboy uyuşturucuyu çekip atı ile dolaşmaya çıktığı sırada, tren altında kalıp paramparça olmuştu. Gece yarısı beni evimden apar topar çağırdılar. Ameliyat masasında hasta önüme geldiğimde yalnızca bir kovboy şapkası ve atın poposu vardı. O kadar başarılı bir ameliyat ile parçaları birleştirdim ki, o adam 3 yıldır ABD'yi yönetiyor."

Adli Tabip

Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu:
- "Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız?"
- "Hayır."
- "Kalbini dinlemiş miydiniz?"
- "Hayır."
- "Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz?"
- "Hayır."
- "Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce adamın ölü olduğundan emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi?" Tabibin sabrı taştı:
- "Pekala, şöyle söyleyeyim. Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir."

Ağır Bir Şey

Adamın biri iki elini duvara dayayarak işiyormuş. Yanındaki çocuğun dikkati çekmiş ve sormuş:
- "Abi neden böyle işiyorsun?" Adam:
- "Doktor ağır bir şey kaldırmayacaksın dedi de"

Akademisyenin Araba Arkası Yazıları

"Araştırma görevlim."
"Gösterge biliminin ustasıyım, gözlerinin hastasıyım"
"Yüksek lisanslım"
"Entelim ama, para bende."
"Tek rakibim, James Joyce"
"Entelsem günahım ne"
"Varoluşcum"
"İrdeleme beni, irdelerim seni"
"Çenemdeki piercing kadar yakınsın bana Boğaziçili."
"Ömür biter, Nietzsche bitmez"
"Rampaların ustasıyım Rembrandtin hastasıyım"
"Bilgi birikimimin getirisi olan aydın sıfatının bana sağladıkları sağolsun"
"Rahmetli de yapıbozumcuydu"
"Yapma demagoji alırım aklını, girme polemiğe yıkarım değer yargılarını"
"Algıda seçiciysem günahım ne"
"Tek rakibim Kant"
"Yine mi sen Rönesanslı"
"Freud'da sollardı."
"Entelsin dediler kız vermediler"
"Diyalektik bakar gözlerin"
"O şimdi dadaist"
"Sen sus, birikimin konuşsun"
"İmgelemim yeter"
"Baba parası değil, 4 yıl lisans, 2 yıl master ve doktora teri."
"Feng Shui'nin hastasıyım rampaların ustasıyım"
"Beatnik isen vur saza, nihilist isen bas gaza"
"Huzur Balzacta"
"Bohemia ovası entel yuvası"
"Pozitif alanlarda imge olmaktansa negatif alanlarda bir leke olurum."

Buna Kafa Derler

Bir gün deli hastahanesinin doktoru hastalarına; "burnun nerede, gözün nerede" diye sorular soruyormuş. Hepsi de yanlış cevap veriyormuş. Ama bir hasta hepsini bilmiş. Doktor da:
- "Sen çok akıllısın, artık burada durmana gerek kalmadı" demiş. Hasta da sevinçle dizini göstererek:
- "Buna kafa derler kafa."

Neden bana geliyorsunuz?

Bir bayan ve bir erkek doktora gider ve:
- "Cinsel hayatımızdan memnun değiliz" diye şikayet ederler. Doktor bunun üzerine:
- "O zaman, nerede yanlış yaptığınızı görmem için, sizin benim gözümün önünde bir araya gelmeniz lazım" der. İkisi de bu teklifi kabul ederler. Bir giderler, iki giderler, üçüncüsünde Doktor:
- "Her şey gayet normal. Neden bana geliyorsunuz?" diye sorar. Bunun üzerine Erkek:
- "Hanım evli ona gidemeyiz, ben evliyim bana da gidemeyiz, otel tutsak en ucuzu 50,00 $. Size geldiğimizde 10,00$ ödüyoruz ve bunu sigortadan geri alıyoruz." demiş.

Sen Veterinersin

Uzun ve yorucu bir aşk ve sevişme seansından sonra, doktor, az ötesinde uyuklayan hastasına bakarken, birden fena halde suçluluk duygusuna kapılmış. Panikler gibi olunca, içini rahatlatmak için kendi kendine söylenmeye başlamış:
- "Sakin ol, Howard, sakin ol. O kadar da dert etme kendine. Bu dünyada hastası ile sevişen ilk ve tek doktor sen değilsin. Pek çok doktor yapmıştır bunu.." Tam o sırada kalbinin derinliklerinden vicdanının sesini duymuş:
- "Ama Howard, sen veterinersin."

Ambulans

Adamın birinin iki kulağı da yanmış. Doktorlar, neden yandığını sorunca:
- "Ütüyü telefon zannettim" demiş. Doktorlar:
- "Eee peki diğer kulağın nasıl yandı?" deyince, Adam da:
- "Telefonla ambulans çağırmak istedim demiş."

Atma Hoca

Nasrettin Hoca, bir gün ata binmek istemiş. Hayvanın boyu epey yüksekmiş. Hoca, bir türlü atın üstüne zıplayamamış. Yanındakiler duyacak şekilde sesini yükselterek serzenişte bulunmuş:
- "Ah gençliğim ahh! Gençliğimizde böyle miydik?" Sonra sesini alçaltarak kendi kendine  mırıldanmış:
- "Atma Hoca, ben senin gençliğini de iyi bilirim."

Kötü Haber

Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına:
- "Size bir kötü, bir de çok kötü haberim var" der. Daha sonra da:
- "İlk önce hangisini söylememi istersiniz?" diye sorar. Hasta:
- "İlk önce kötü haberi duymak istiyorum" der. Doktor hastaya:
- "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar:
- "Daha kötü haber ne olabilir ki?" Doktor:
- "24 saatten beri sizi arıyorum, ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."

Angarya Olsaydı

Bir gün profesörlerin aklına rahatsız edici bir soru takılmış:
- "Eşleriyle olan cinsel hayatları acaba bir zevk mi yoksa angarya mı?" Düşünmüşler, aralarında tartışmışlar ve bir sonuca varamamışlar. İçlerinden biri:
- "Doçentlere danışalım bakalım, onlar ne düşünüyor bu konuda?" demiş. Gitmişler sormuşlar. Doçentler düşünmüş ve:
- "Siz bilirsiniz hocam" demişler Prof.lara. Prof.lar için bu soru karın ağrısı olmuş. Gidip yardımcı doçentlere başvurmuşlar, onlar da bir süre düşünüp:
- "Siz daha iyi bilirsiniz" hocam demişler. Prof.lar bir cevap bulamamanın sıkıntısı içinde:
- "Bir de asistanlara soralım" demişler. Neyse sıkıla sıkıla sormuşlar:
- "Sizce bizim eşlerimizle olan cinsel hayatımız bir zevk midir yoksa angarya mı?" Asistanlar hep bir ağızdan:
- "Zevk" diye bağırmışlar. Prof.lar şaşırmış bu çabuk ve net cevaba. Merak etmişler:
- "Neden bu kadar emin ve çabuk cevap verebildiniz?" diye sormuşlar. Asistanlar cevap vermiş:
- "Angarya olsaydı bize yaptırırdınız"

Nasipse

Bir gün, Türkmen'in biri hanımı ile akşam yemeğine oturmuş. Bakmış her gün rutin yemekler:
- "Avrat, yahu yarın ben bir tavuk alayım da, sen de pişir, adam gibi bir tavuk yiyelim, bıktım bu yemeklerden." demiş. Karısı:
- "Adam ne biçim konuşuyorsun, insan nasipse yiyelim der" demiş. Adam:
- "Yahu avrat nasibi mi var bunun? Ben parayı vereceğim, sen de pişireceksin o kadar." demiş. Kadın sesini çıkarmamış, ertesi gün kararlaştırdıkları gibi adam tavuk satın almış, karısı da pişirmiş. Akşam, kadın sofraya tavuğu koymuş. Kadın mutfakta salatayı hazırlarken, adam yemek için paldır küldür tavuğu parçalamış. İlk lokmayı tam eliyle ağzına götürdüğü anda kapı çalmış. Adam:
- "Kapıya akşam akşam erkeğin bakması lazım" diye düşünmüş ve:
- "Ağzında yemekle de kapıyı açmak olmaz" demiş ve mecburen lokmayı geri bırakmış, kapıya gitmiş. Bakmış kapıda polisler:
- "Hakkında ihbar var, kanunsuz işler yapıyormuşsun, yürü karakola" demişler. Adam çaresiz aç bir şekilde karakola gitmiş. Bunu içeri bir almışlar, üç gün, üç gece konuşturmak için bazı sorgulamalardan geçirmişler, iyice bir dövmüşler. Sonunda ihbarın yalan olduğu anlaşılmış, adamı salıvermişler. Adam bitkin bir şekilde evin yolunu tutmuş. Eve gelmiş kapıyı çalmış. İçeriden karısı korku ile sormuş:
- "Kim o?" Adam cevap vermiş:
- "Nasipse kocan."

Ateşin Var Mı?

Doktor, koğuşta hastalara durumlarını soruyordu; "Nasılsın?", "Çarpıntın geçti mi?" gibi. O gün, yeni gelen bir hastanın kartına baktı:
- "Nasılsın? Ateşin var mı?" Hasta cebinden çakmağı çıkardı:
- "Buyurun doktor bey."

Bitmemesi lazım

Temel hastalanmış, doktora gitmiş:
- "Doktor Bey, kalbim çok hızlı atıyor."
 Doktor Temel'in kalbini dinledikten sonra:
 - "Efendim, sizin kalbiniz çok hızlı atıyor. Atmaması lazım" demiş. Bunun üzerineTemel koşa koşa eczaneye gidip:
- "Sizde at maması var mı?" diye sormuş. Eczacı:
- "At maması bizde olmaz, karşıdaki veterinere soracaksınız." Bunun üzerine adam veterinerden 5 kutu atmaması alıp bir ay kullanmış. Bir ay sonra Temel yeniden muayeneye gitmiş. Doktor tekrar Temel'in kalbini dinlemiş. Bu sefer de:
- "Maalesef kalbinizin atışı neredeyse bitecek kadara azalmış. Bitmemesi lazım!"
 Temel kızmış:
- "Yahu doktor bey, siz de çok masraflı oluyorsunuz. Hadi At mamasını buldum, bit memesini nereden bulacağım şimdi?"

Avukat

Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar, şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi, avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
- "Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?" Avukat bir süre düşündü, sonra:
- "Önce, araştımalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?"
Görevli utandı:
- "Şey, hayır."
- "Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?"
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
- "Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?"
Görevli yerin dibine geçmişti, sadece:
- "Hayır, hiç bir bilgim yoktu." diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
- "Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken, size niçin vereyim?"

Aynı İlaçlar

Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira alıyordu. Bunu öğrenen Kayserili, muayeneye ilk gidişinde:
- "İşte yine geldim doktor bey" dedi. Doktor soyunmasını söyledi. Muayene etti, ücretini aldı:
- "Sağlığınız düzeliyor. Aynı ilaçları kullanmaya devam edin!"

Azaltılmış Doktor Numunesi

Reprezant:
- "Doktorcuğum senden bir şey rica edeceğim!" Doktor:
- "Tabi canım çekinmeden söyleyebilirsin." Reprezant:
- "Nasıl söylesem bilmem ki, bu seneki ilaç kotamı dolduramadım, eğer bu kotayı doldurmama yardım edersen sana çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, TV. gibi şeylerden istediğini alırım." Doktor:
- "Tabi yardımcı olurum, yalnız o söylediklerinin hepsi benim evde var, illa bir şey yapmak istiyorsan sen bana güzel bir hatun ayarla ben de senin kotanı doldurmana yardımcı olayım?" Reprezant:
- "Tamam anlaştık sen benim kotamı doldur, ben de sana hatun bulacağım" der. Birbirlerine söz verirler. Bir zaman sonra doktor ilaç Reprezantını arayarak:
- "Hey arkadaşım! Ben sözümü tuttum ve eczanede bulunan ilaçlarını bitirdim, sıra sende, sözünü tut" der. Reprezant:
- "Tamam seninle şu gün, şu otelde saat 21'de lobide buluşalım." der. O gün doktor tam o saatte otelin lobisinde beklemeye başlar. Reprezant gene o saatte lobiden içeriye şahane bir hatunla beraber girer, doktor hatunu görür görmez çarpılır ve tanışır tanışmaz hemen adına ayrılmış odaya çıkar, kapıyı açar, içeriye girip öpüşmeye başlarlar. Doktor soyunur, lambayı kapatıp yatağa girerek hatunu okşamaya baslar. Elini göğsüne atar, eline bir şey gelmez! Yavaşça elini aşağı kısma indirir, gene bir şey hissetmez! Bunun üzerine telaşla yataktan fırlayarak ışığı yakar, yüzüstü yatan kadını çevirip bakmak isterken, birden sırtındaki amblem ve yazılara gözü takılır. Kadının sırtında bir TIP Amblemi ve altında şöyle bir yazı:
- "Dikkat! Azaltılmış Doktor Numunesidir."

Bağımlılık

Doktorun biri, yıllardır ilgilendiği ve sevdiği bir hastasının yanında uyku hapları taşıdığını görmüş ve onu uyarmak istemiş:
- "Haluk Bey, kullandığınız uyku haplarını gördüm, zaman zaman ihtiyacınız olabilir ama ben sizi uyarayım; o haplar çok etkilidir ve bağımlılık yaparlar." Hasta bunun üzerine ukela ukela gülümsemiş:
- "Yok doktorcum, sen yanlış biliyorsun. 17 senedir bu ilacı kullanırım, bağımlılık filan yaptığını görmedim!"

Bamya

Kadın, kocasının ısrarları üzerine bir psikologa gitti:
- "Ben bamyayı çok seviyorum. Bu yüzden de kocam bana deli diyor." doktor:
- "Laf. Ben de çok severim bamyayı." Kadın:
- "Öyle mi? Öyleyse bir gün bize gelin ne olur. Bizim evde bütün çekmeceler, dolaplar bamya dolu. Tazesi, kurusu, konservesi. Her türlüsü var."

Baş Ağrısı

Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı çekilmez bir hal aldığında, tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder. Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine:
- "Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
- "Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
- "Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
- "Peki, kötü haber nedir doktor bey?"
- "Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak." Joe, bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar:
- "Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!" Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda:
- "Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
- "İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkana girer. Tezgahtara:
- "Yeni bir takım elbise istiyorum" der. Tezgahtar Joe''yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve:
- "Bir bakalım. 44 beden!" der. Joe gülerek:
- "Kesinlikle doğru, nereden anladınız?"
- "Bu benim işim." Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgahtar sorar:
- "Yeni bir gömlek de ister misiniz?" Joe, bir kaç saniye düşündükten sonra:
- "Elbette" der. Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar:
- "Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka." Joe şaşırır:
- "Kesinlikle doğru nereden anladınız?"
- "Bu benim işim!" Joe gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar:
- "Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
- "Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım" Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak:
- "Evet. 9-1/2 E." Joe iyiden iyiye afallar:
- "İnanamıyorum, bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!" Tezgahtar:
- "Efendim. Bu benim işim." Joe, ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar:
- "Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!" Joe aynaya bakarak:
- "Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve:
- "Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara. Tezgahtar Joe'nun kafasına bakarak:
- "Eveeeeet. 7-5/8." Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara:
- "Evet doğru, nereden bildiniz?" diye sorar. Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde:
- "Bu benim işim efendim" der. Şapka da süper oturmuştur kafasına.
- "Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgahtar yine sorar:
- "Size bir tane de don verelim efendim." Joe bir kaç saniye düşünür ve:
- "Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der. Tezgahtar geri adım atarak:
- "Eveeeeet. 36 beden!" der. Joe gülerek:
- "İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der. Tezgahtar kafasını sallayarak:
- "Hayır size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!"

Kızılderili

Bir kızılderili eczaneye gelmiş. Bir prezervatif ve iki aspirin istemiş. Eczacı istediklerini vermiş. Kızılderili aspirinleri prezervatifin içine koymuş ve yutmuş. Eczacı şaşkın bir halde:
- "Ne yapıyorsun?" demiş. Kızılderili sakin bir şekilde:
- "Ugh, Büyük reis, baş ağrısının *mına koyacak."

Başkası Gelip Çarpar

Kadın, doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:
- "Hamileyim!" Adam şaşkınlık içerisinde:
- "İmkansız. Ben hep dikkat ederim." Emin olmak için doktoru ziyaret etti:
- "Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim."
- "Bakın bayım. Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!"

Bebeğin Avucunda

Hastanede bir bebek doğar. Bebeğin hiçbir fiziksel kusuru yoktur, ama bir sorunu vardır. Sürekli gülmektedir. Annesi babası şaşkın şaşkın bakar, hemşireler ve doktor da bir anlam veremezler. Derken pediatriden biri gelir, parmaklarının tam olup olmadığını görmek için bebeğin sımsıkı yumruk olmuş avucunu açar. Bir bakar ki, bebeğin avucunda bir doğum kontrol hapı vardır.

Bedava Muayene

Bir Doktor:
- "100 Dolar karşılığında her türlü hastalığınız tedavi edilir." diye bir ilan vermiş. İlanın altında da:
- "Tedavi yanıt vermezse, 500 Dolar geri ödeme yapılır." şeklinde bir not varmış. Adamın biri bu ilanı okumuş ve bu işten faydalanmaya karar vererek, doktorun muayenehanesine gitmiş. Sırası gelip doktor şikayetini sorduğunda:
- "Hiçbir şeyden tat almadığını, hiçbir kokuyu duymadığını" söylemiş. Doktor hemşiresine:
- "Hastasının gözünü bağlamasını ve içeriden 8 numaralı kutu ile birlikte bir kaşık getirmesini" söylemiş. Hastanın gözü bağlanmış ve 8 numaralı kutudan bir kaşık yedirilmiş. Adam bok kokusunu duymasına ve tadından anlamasına rağmen 500 doların hatırına ses çıkarmamış ama ikinci kaşık teklifinde dayanamayıp:
- "Doktor bey, bunun tadı boka benziyor, üstelik bok gibi de kokuyor!" diye itiraz etmiş. Doktor:
- "Gördünüz mü tat almaya ve koku duymaya başladınız!" diyerek adamdan 100 dolar ücreti almış. Adam kendi kendine:
- "Ulan hem boku yedik, hem de parayı kaptırdık" diyerek buna çok içerleyen adam, ikinci gün tekrar doktora giderek:
- "Bende acayip bir unutkanlık başladı. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Adeta hafızamı kaybettim!" demiş. Doktor hemşiresinden tekrar 8 numaralı kutuyu isteyince:
- "Aman doktor bey, bu hastalığımı da bok yedirerek mi tedavi edeceksiniz?" diye sormuş. Doktor:
- "Gördünüz mü hafızanız da yerine geldi!" diyerek 100 Dolar daha ücret almış. Adam zararını çıkartmak için üçüncü gün tekrar doktora gittiğinde:
- "Bittim, mahvoldum. Hiç cinsel istek kalmadı bende. Bir kadınla birlikte ne yapılacağını bile unuttum!" demiş. Doktor hemşiresine yine 8 numaralı kutuyu getirmesini söylediğinde iyice kızarak:
- "****rim seni de, hemşireni de, 8 numaralı kutunu da" diyerek bağırmaya başlayınca doktordan cevabı almış
- "Gördünüz mü? Bu sefer de her şeyi hatırlayıp iyileştiniz, lütfen 100 Dolar ücreti rica edeyim!"

Beslenme

Anteplinin biri doktora gider. Kalbi ve kilolarıyla ilgili şikayetlerini iletir. Doktor tavsiyelerde bulunur:
- "Bundan sonra ağırlıklı olarak beyaz et, salata türü yiyeceklerle beslen." Hasta sorar:
- "Dediklerinizi yemekten önce mi sonra mı yiyeceğim."

Beyaz Doktor

Afrika'da zencilerin bulunduğu bir köyde beyaz bir doktor göreve başlamış. Bir süre sonra bir zencinin üçüncü çocuğu beyaz olarak doğmuş. Zenci hemen köyde tek beyaz olan doktordan şüphelenmiş ve doktorun kapısına dayanıp doktora:
- "Ben ve karım zenciyiz, ama son çocuğumuz beyaz. Bu köyde de tek beyaz sensin! Nasıl oluyor bu?" demiş. Doktor biraz düşündükten sonra zenciye:
- "Karşıdaki keçileri görüyor musun? Dişi olan beyaz, erkek olan beyaz, iki yavrusu da beyaz ama üçüncü yavru siyah." demiş. Zenci hemen:
- "Tamam doktor, ben sana bir şey sormamış olayım, sen de keçilerden kimseye bahsetme!" demiş.

Neden Karanlık?

Öğretmen öğrencinin birine sormuş:
- "Dünya neden karanlık olur?" Sorunun cevabını bilmeyen öğrenci, soru karşılıksız kalmasın diye cevap vermiş:
- "Sık sık elektrikler kesiliyor da ondan."

Beyin

Bir grup insan, ölmek üzere olan yakınlarını ziyarete hastaneye giderler. Doktor onlara:
- "Yakınlarının öleceğini, onu ancak beyin nakliyle kurtarabileceklerini, ama bunun çok pahalı olduğunu ve beyin parasını onların ödemesi gerektiğini" söyler. İçlerinden biri:
- "Peki doktor bey, bir beynin fiyatı nedir?" diye sorar. Doktor:
- "Erkek beyni 5000 dolar, kadın beyni ise 200 dolar der." Odadaki erkekler gizli gizli gülmeye başlarlar. Bir kadın ise:
- "Peki doktor bey, neden fiyat farklı?" der. Bunun üzerine doktor:
- "Eee burada, standartlara uymak zorundayız. Kadın beyni ucuz, çünkü gerçekten kullanılmış oluyor."

Beyinsiz

Bir İngiliz doktor diyor ki:
- "Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz."
Alman doktor diyor ki:
- "Bu hiç bir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada şavaşa hazır hale getiririz."
Amerikalı doktor da diyor ki:
- "Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas'tan bir beyinsizi aldık ve Beyaz Saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor."

Bıkık

Yaşlı amca, artık eşine yanaşamaz duruma gelince kendisini üroloji doktoruna muayene ettirmeye karar vermiş, Ürolog:
- "Amca nedir derdin, anlat bakalım" demiş. Yaşlı Amca:
- "Ah oğul, evvelden bu meret çok iyi çalışırdı, son zamanlarda artık iş görmez oldu, şuna bir bakıver bakalım bu meret çıkık mı kırık mı nedir?" Doktor:
- "Peki amca, çıkart bakalım donunu" demiş. Amca çıkartmış, doktor uzaktan şöyle bir bakmış bakmış:
- "Amca bu ne çıkık, ne kırık. Bu bıkık bıkık" demiş.

Kendisi Kurur Düşer

Adamın birinin malzemede yara çıkmış. Gitmediği doktor çalmadığı kapı kalmamış. Hepsi:
- "Bu iyileşmez, kökünden kesmek lazım" demiş. Adam çektiği acılara dayanamamış ve kestirmeye karar vermiş. Sonra çok ünlü bir ürolog tavsiye etmişler. Son bir ümitle koşmuş. Ürolog şöyle bir bakmış:
- "Kesmeye gerek yok. Bu kendisi kurur düşer."

Bilye

Doktorun karşısına iki küçük çocuk gelmiş. Birisi:
- "Bir bilye yuttum. Onu çıkarmanızı istiyorum." Doktor öteki çocuğa sordu:
- "Ya sen ne istiyorsun?"
- "Onun yuttuğu bilye benim de, almaya geldim."

Bir Başka Doktor

Doktor, biraz duraksadıktan sonra:
- "Gerçeği fazla saklamak istemiyorum. Bence hastalığınız şifasız. Son bir arzunuz varsa söyleyin. Mesela birini görmek istermisiniz?" Hasta yatağından güçlükle doğruldu:
- "İsterim, isterim elbette. Hem de çabuk."
- "Kimi çağıralım?"
- "Bir başka doktor."

Bir Gün Daha

Doktor:
- "Tam zamanında geldiniz, sizinle konuşmam lazımdı." Hasta:
- "Niye doktor, çok mu acil?" Doktor:
- "Hayır, bir gün daha geç kalsaydın zaten kendiliğinden hallolurdu."

Muz

Diyarbakır tren garından İstanbul'a gelmek için yola çıkmıştı Haso ile Reşo. Trende birlikte yolculuk yaptıkları bir yolcuyu muz yerken gördüklerinde, muzun ne menem bir şey olduğunu merak ettiler. Trenin durduğu ilk istasyonda birer muz satın aldılar. Tedbir olsun diye Reşo : -Haso, sen yemeyesen ben yiyeceğim bana bir şey olursa sen yardımcı olacaksın, der. Reşo muzu ısırır ısırmaz tren tünele girer. Reşo bağırır : -Ula Haso sakın yemeyesen, ben yemişem, kör olmuşam!

Peynir

Doktorun telefonu gece yarısı deli gibi çalıyor. Doktor gidip açıyor. Karşısında telaş içinde bir adam:
- "Doktor! Hemen gelmelisiniz! Eşim duştan çıktı, havlusunu yere düşürünce almak için eğildi, tam o anda poposundan içeri bir fare girdi." Doktor:
- "Tamam sakin olun. Poposuna doğru bir parça peynir tutun bekleyin ben geliyorum" der ve arabasına atladığı gibi adamın evine gider. İçeri girince ne görsün, adam kadının arkasına eğilmiş, elinde peynir yerine bir balık. Doktor:
- "Ben size ne dedim? Peynir dedim ama bu balık da nereden çıktı?" Adam kan ter içinde:
- "Dediğinizi yaptım doktor. Ama fare tam kafasını uzatmıştı ki kedi onu avlamak için atıldı."

Bir Yol Gürünüyor

Adamcağız hemoroitten öyle çekmiş ki. Derken biri akıl verip:
- "Kahve telvesi sür" deyince, bir yerden kahve bulmuş, bol bol sürmüş. Ağlaya sızlaya doktora koşmuş. Soyunmuş, eğilmiş. Doktor da eğilmiş, bakarken hasta sormuş:
- "Ne var doktorcuğum? Ne gördün?"
- "Vallahi bir yol görünüyor ama, iki vakit mi desem, yoksa üç vakit mi bilmiyorum."

Birkaç İğne

Yüzü gözü yaralı adam muayenehane kapısından içeri girerken der ki:
- "Her tarafımı arılar soktu." Doktor ona bakar ve gayet sakin:
- "Peki o zaman şöyle oturun da size birkaç iğne yapalım" der.

Maçımız Var Da

Amerika'da bir taşra şehrinin hastanesi. Dev gibi bir adam, elinde bir buket çiçekle resepsiyona başvurur. Kibarca şapkasını çıkararak konuşur:
- "Bu çiçekleri lütfen yarı ağır siklet boksörü Kid Jacskon'a gönderir misiniz?" Resepsiyondaki:
- "Bizde böyle bir kimse yok ki."
- "Biliyorum. Ama nasıl olsa akşama gelecek! Bu gece sekizde maçımız var da."

Bulmaca Meraklısı

Doktor şaşırmıştı:
- "Doğrusu gözlerinizdeki bozukluğu bir türlü anlayamadım. Tam 25 yıllık göz hekimi olduğum halde, böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Gözlerinizin biri soldan sağa bakıyor, öteki yukarıdan aşağı."
- "Şey, doktor. Ben biraz bulmaca meraklısıyım da."

Ne Dersiniz?

Profesör, amfiyi dolduran tıp öğrencilerine sordu:
- "Cesedi getirdiklerinde, bir de baktınız ki kalbi yok! Ne dersiniz?" Arka sıralardan kısa bir cevap:
- "Oha."

Bunu Unutmayın

Kadının biri doktoru yolda durdurup sordu:
- "Köşe başındaki zengin çocuğunu iyileştirmek için sanıyorum çok para alıyorsunuzdur."
Doktor:
- "Alırsam alırım, Sizi ilgilendirir mi?"
Kadın:
- "Nasıl ilgilendirmez! Çocuğu yaralayan taşı oğlum atmıştı, bunu unutmayın."

Büyüğü

Adamın biri doktora gidip:
- "Doktor bey, benim ta*aklarımdan biri büyük,o yüzden ilişkiye giremiyorum" der. Doktor:
- "Bir bakalım." der. Adam:
- "Yalnız gülmeyeceğinize dair yemin edin" der. Doktor da yemin ediyor. Adam şalvarını indiriyor. Eğilip ta*ağını kucaklayıp masanın üzerine bırakıyor. Doktor kısa bir şokun ardından başlıyor kahkahalarla gülmeye. Adam:
- "Doktor gülmesene, yemin ettin." diyor. Doktor daha da fazla gülüyor. Adam:
- "Doktor bey, beni kızdırdın, büyüğünü göstermeyeceğim."

Cesaret Edip Öksüremiyorum

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktor adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş:
- "Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve bitince kontrole gel." Adam bir hafta sonra geldiğinde doktor:
- "Öksürüğün geçti mi?" diye sormuş. Adam cevap vermiş:
- "Cesaret edip öksüremiyorum doktor bey."

Konser

Ünlü bir sopranonun konserine giden baba ve oğul ilgiyle konseri dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu:
- "Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor?" Baba:
- "Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!" Çocuk:
- "Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor?"

Kaç Para Verdiler?

Komşusu Ahmet Bey'i bahçesinde yalnız otururken gören Temel sordu: -Yalnız mısın, hanım yok mu? -Antika müzayedesinde. -Yaa, kaç para verdiler?

Çekin De Açılsın

Adam psikiyatri doktoruna gitmiş derdini anlatıyordu:
- "Hep aynı rüyayı görüyorum Doktor Bey"
- "Bir kapı var, üzerinde bir yazı. Kapıyı itiyorum, itiyorum bir türlü açılmıyor. Ter içinde uyanıyorum." Doktor sordu:
- "Kapının üzerinde ne yazılı?"
- "Çekiniz yazılı."
- "Anlaşıldı. Siz kapıyı çekmiyor itiyorsunuz. Çekin de açılsın."

Çetin

Ameliyathane kapısında dört dönen adama, hemşire müjdeyi vermiş:
- "Beyefendi bir oğlunuz oldu!" Adam sevinçle haykırmış:
- "Yaşasın, ismi Çetin olacak, oğlum benim!" Hemşire biraz yüzünü ekşiterek adamın yanına gelmiş ve:
- "Ancak Çetin'in bir kolu yok" demiş. Adam üzülerek:
- "Olsun ben Çetin'im için her şeyi yaparım, onu gösterin bana" demiş. Bunun üzerine hemşire:
- "Ama Çetin'in diğer kolu da yok" demiş. Adamın afallaması sürerken hemşire devam etmiş:
- "Çetin'in bacakları da yok , üstüne üstlük gövdesi de yok." Adam dayanamamış:
- "Yeteeer, Çetin'imi gösterin bana" diyerek ameliyathaneye dalıvermiş. Ameliyat masasının başına geldiğinde bir bakmış ki Çetin sadece bir gözden ibaret. Adam dumura uğramış bir halde:
- "Çetin'im Çetin'im" diyebilmiş. Bunun üzerine ameliyatı yapan doktor adama yaklaşmış elini omzuna atarak:
- "Beyefendi Çetin sizi göremez, o maalesef kör."