Google Translate

Son Yorumlar

Az Kalsın Geberiyordum

Az Kalsın Geberiyordum - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel'in kötü huylarından biri de, her sabah uyanır uyanmaz, gök gürültüsü kadar yüksek sesle gaz çıkarmasıymış.
Karısı Fadime de bu densizliğe pek içerler:
- "Gözü çıkası herif, ha bir sabah böyle osururken, tüm bağırsakların donuna dökülsün de gör gününü." dermiş.
Derken, Kurban bayramının ikinci sabahı, Fadime mutfakta kurban etlerini ayıklarken ve Temel hala uyurken, Temel'i yola getirme niyetiyle, bir gün önce kurban olarak kestikleri koçun bağırsaklarını toparlayıp, bir güzel Temel'in donunun içine koymuş.
Az sonra Temel uyanınca, adeti üzere, keyifle ve gök gürültüsü timsali gaz atınca, bir de bakmış ki, tüm bağırsakları donunun içinde. Şaşkınlık ve korku ile beti benzi atmış, aklı uçup gitmiş.
Temel, Bir müddet sonra kendine gelmiş ve kalkıp tuvalete gitmiş. Epey zaman sonra, sararmış yüzünden soğuk terler damlayarak, bitap, yorgun bir halde, mutfağa gelen Temel:
- "İşte dediğin oldu be Fadime, osururken tüm bağırsaklarım donuma döküldü da" demiş.
Fadime de:
- "Oh olsun, ama bağırsakların çıkarken, canın da pek yanmıştır be Temel'im" diyerek Temel'in gönlünü almaya çalışırken, Temel yanıtlamış hemen:
- "Yok be Fadime, ha çıkarken acımadı da, geri sokarken az kalsın geberiyordum."

Sor Ki Öğrenesin

Sor Ki Öğrenesin - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel ve oğlu Trabzon'dan İstanbul'a gezmeye gelmişler. Gezerlerken, Topkapı Sarayı'nı gören Temel'in oğlu, babasına:
- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel de oğluna:
- "Bilmiyorum." demiş.
Bir süre sonra Temel'in oğlu, Kız Kulesini görmüş ve:
- "Baba bunu kim yaptı?" diye sormuş.
Temel yine sabırla:
- "Bilmiyorum." demiş.
Oğlu, en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek:
- "Baba bunu kim yaptı?" demiş.
Temel yine:
- "Bilmiyorum" demiş.
Oğlu:
- "Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi?" demiş.
Temel ise oğluna gülerek:
- "Yok sıkılmıyorum evladım, sor ki öğrenesin."

Şifren Nedir?

Şifren Nedir - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel ile Fadime nişanlanırlar. Temel bir gün, Fadime'nin telefonunu alır ve kontrol etmek ister. Temel Fadime'ye sorar:
- "Fadime şifren nedir?"
Fadime cevap verir:
- "İlk tanıştığımız günün tarihidir, Temelim."
Temel:
- "Neyse, ben sana güveniyorum, bakmayacağım."

Bizden Memnun Mu?

Bizden Memnun Mu - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Nasrettin Hoca, Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken, karşısına iki adam çıkmış.
Nasrettin Hocaya sormuşlar:
- "Hocam, bunca senedir oruç tutuyoruz. Acaba Ramazan-ı Şerif, bizden memnun mu, onu memnun edebiliyor muyuz?"
Hoca cevaplamış:
- "Düşündüğünüz şeye bakın, o mübarek hiç memnun olmasaydı, her sene 10 gün önceden gelir miydi?"

Biriniz Eşek Ötekiniz Öküz

Biriniz Eşek Ötekiniz Öküz - Bektaşi Fıkraları - Komikler Burada

İki softa (medrese öğrencisi), ramazanda bedava yiyip içeriz diye, bir Bektaşi köyüne misafir olurlar. Hal hatır sorulduktan sonra, içlerinden biri tuvalete gider.
Bektaşi, bu softaları kontrol etmek için odada kalana sorar:
- "Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?"
O da kendini üstün göstermek için:
- "Bırak şunu, eşeğin tekidir." cevabını verir.
Biraz sonra, diğer softa tuvalete gider.
Bektaşi, öteki softaya da aynı soruyu sorar:
- "Senin arkadaşın nasıl bir adam? Bilgisi var mı, yok mu?"
Bu softa da öteki gibi:
- "Bırak şunu, öküzden farkı yoktur." cevabını verir.
Akşam olunca iftar sofrası kurulur. Fakat tepsinin üzerinde, arpa ile samandan başka bir şey göremeyen softalar, hayretle sorarlar:
- "Bunlar ne erenler?"
Bektaşi gülerek cevap verir:
- "Biriniz eşek, ötekiniz öküz. Sizin için bunlardan daha iyi azık olur mu?"

Senede İki Kez

Senede İki Kez - Bektaşi Fıkraları - Komikler Burada

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
- "Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse." demiş.
Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı vermiş:
- "Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayram mı yapar hiç."

Teravihi Unuttu

Teravihi Unuttu - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

İki kafadar, Ramazanda, kadı kıyafetine girerek, köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırıp, para kazanmaya başlamışlar.
Kadı Efendinin bu durumdan haberi olunca, bunları yakalatmış ve:
- "Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu da yatsı namazının." diyerek kırk sopa attırıp bıraktırmış.
İki kafadar köyden uzaklaşınca, birisi:
- "Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup dinlenelim." deyince diğeri:
- "Yürü yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı Efendi teravihi unuttu. Hatırlarsa vay halimize."

Göle Yoğurt Çalmak

Göle Yoğurt Çalmak - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup durur.
Nasrettin Hoca bir gün, böylelerine bir ders vermek istemiş. Elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla, gölün kenarına gelmiş. Başlamış kaşık, kaşık dökmeye.
Çevresindekiler:
- "Ne yapıyorsun Hoca?" diye sormuşlar.
Hoca da:
- "Göle yoğurt mayası çalıyorum." demiş.
- "Göl yoğurt mayası tutar mı hiç?" demişler.
Hoca da cevabı yapıştırmış:
- "Ya tutarsa."

Onlara Ne Dedin?

Onlara Ne Dedin - İngiliz Alman Fransız Fıkraları - Komikler Burada

Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk, gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına çıkmış. Geminin batacağını anlayan kaptan, hemen yolculara koşup:
- "Gemi batmak üzere. Hemen gemiyi boşaltmanız gerekiyor." demiş.
Fakat kimse buna inanmayarak, kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış:
- "Git, onları gemiden atlamaya ikna etmeyi bir de sen dene." demiş.
Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş.
Kaptan merakla sormuş:
- "Eee, ne oldu?"
- "Hepsi atladılar efendim."
Kaptan çok şaşırmış:
- "Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Onlara Ne dedin?"
- "Çok kolay."
- "İngilizlere; 'Sizin gibi soylu insanlar, batmak üzere olan bir gemide olmamalılar' dedim."
- "Amerikalılara; 'Deniz suyu, insan vücudu için çok faydalıdır.' dedim."
- "Peki ya Türklere ne dedin?"
- "Onlara da; 'Denize girmek yasak' dedim."

Tokyo'dan Arıyorum

Tokyo'dan Arıyorum - Sarhoş Fıkraları - Komikler Burada

Tom ve George, NASA'da iki astronottur. Uzay mekiği ile ertesi gün uzaya çıkacaklar. Son olarak eve gönderilirler.
Akşam olunca, Tom'un canı sıkılır ve George'u telefonla arar:
- "George canım çok sıkıldı. Kasabaya gidip iki bira içelim." der.
George ise:
- "Tom,benim de canım çok sıkıldı. Fakat yarın uzaya çıkacağız. Yarın alkollü olduğumuzu anlarlarsa göndermezler." der.
Tom ise:
- "Sadece iki tek atarız, kimse anlamaz." der.
George:
- "Tamam." der.
İki astronot, bir barda buluşurlar. Fakat, buluştukları barda, barmen bunları tanır. Bunlara içki vermez. Tom ısrar eder, fakat nafile. Başka bir bara giderler. Oradaki barmen de bunları tanır ve bunlara bira vermez. Bir kaç bara daha gittikten sonra gece ilerler. Tom'un canı iyice sıkılır ve:
-"George, hani uzay mekiğine yakıt koyarlarken kokusunu sen de fark ettin mi? Aynı viski gibi kokuyor." der.
George:
- "Ben de fark ettim. Ama zehirlenmeyelim."der.
Tom:
- "Biz de bir duble alırız."der.
Beraber NASA'ya giderler. NASA'daki görevli bunları içeri almaz. Bunlar da:
- "Son kontrolleri yapacağız." derler ve içeri girerler. Uzay mekiği yakıtından birer duble içerler.
Sabah olmadan eve dönerler. Sabah George'nin telefonu uzun uzun çalar. Telefondaki Tom'dur ve:
- "George, senin de karnın ağrıyor mu?"diye sorar.
George:
- "Evet, hem de çok fazla ağrıyor." der.
Tom:
- "Öyleyse sakın osurma" der.
George:
- "Neden?" diye sorar.
Tom:
- "Çünkü, ben osurdum ve seni şu anda Tokyo'dan arıyorum."

Padişahınıza Söyleyin

Padişahınıza Söyleyin - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Eskiden Osmanlı döneminde, savaşlar çok olduğu için erkek çocukların hepsini savaşa alırlarmış.
Temel’in bir erkek çocuğu askere alınmış. Temel ikincisini yapmış. Ordu ikincisini de almış, Temel üçüncüsünü yapmış. Bu durum yıllarca devam etmiş. Temel'in onuncu çocuğu da askere alınmış. Bunun üzerine Temel on birinci çocuğu yapmış. Askerler on birinci çocuğu da almaya geldiklerinde,
Temel dayanamamış ve demiş ki:
- "O padişahınıza söyleyin, benim şeyime güvenip de, zırt pırt sağa sola savaş açmasın."

Çömleğin Hesabına Kalsaydı

Çömleğin Hesabına Kalsaydı - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Eskiden takvim, bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde, ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden, özellikle Ramazan'da, günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.
Yine On bir ayın sultanı Ramazan ayı gelir. Nasrettin Hoca zamanı belirlemek için, bir çömlek alır, bir yığın ufak taş toplar. Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazanın kaçı olduğunu öğrenmek isteyince, çömlekteki taşları sayardı. Hocanın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca'ya küçük bir şaka yapmak ister. Bir gün gizlice, Hocanın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır. Sonra da doğruca Hocanın yanına gider ve sorar:
- "Hocam, bugün Ramazanın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık. Bana Hocaya git danış. O bilir dediler."
Hoca:
- "Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım" der.
Hoca çömleğin yanına gider. İçindeki taşları saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır.
Kendi kendine:
- "Allah Allah! Böyle bir şey olamaz!" diye söylenir. Soru soran adamın yanına geri gelir:
- "Bugün Ramazanın altmış ikisi" der.
Adam:
- "Aman Hocam! Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?"
Hoca:
- "Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim. Benim çömleğin hesabına kalsaydı, bugün Ramazanın yüz yirmi dördü idi." der.

Üçümüz Sığamadık

Üçümüz Sığamadık - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Karısı ölen Nasrettin Hoca, bir ay sonra, kocası ölmüş, dul bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadın, Hocaya, sürekli eski kocasını anlatıyormuş.
Yine bir gün, kadın, yatakta kocasını anlatmaya başlamış:
- "İşte benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı."
Hoca buna çok sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış. Kadın yataktan yere düşmüş.
Kadın Hocaya sormuş:
- "Aman hoca niye attın beni?"
Hocanın cevabı hazır:
- "Eee yatakta bir sen yatıyorsun, bir ben, bir de eski kocan. Üçümüz sığamadık, sen de düştün."

Canım Yanıyor

Canım Yanıyor - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel doktora gitmiş:
- "Çok hastayım doktor, vücudumun neresine dokunsam berbat canım yanıyor." demiş.
Doktor Temeli bir güzel muayene ettikten sonra:
- "Ben pek bir hastalık bulamadım. Vücudunuz gayet iyi durumda. Hatta sapasağlamsınız." demiş.
Bunun üzerine Temel:
- "Olur mu doktor bey! Nereme dokunsam acıdan ölüyorum." diyerek parmağının ucuyla başına dokunmuş:
- "Of of of."
Sonra göğsüne parmağını basmış:
- "Ay ay aay."
Daha sonra beline ve bacağına:
- "vay vay vayyy."
Parmağı ile neresine dokunsa, acıyla irkiliyor, feryat figan ediyormuş.
Doktor daha fazla dayanamamış:
- "Ver bakayım şu elini." demiş.
Temel'in elini muayene ettiğinde birde ne görsün; Temel'in parmağı kırık."

Bisiklet Benim

Bisiklet Benim - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Afrika'da, çok geri kalmış bir köye gelen papaz, yerlileri eğitmeye çalışıyormuş. Her sabah insanların iyilik yapmalarını, birbirlerine karşı iyi davranmalarını vaaz ederken, öğleden sonraları da kabilenin reisine, İngilizce öğretmeye çalışırmış.
Bir gün papaz, yanına kabile reisini alıp dolaşmaya başlamış. Bu arada gördükleri şeylerin İngilizcelerini de söyleyerek reisin bilgisini arttırmaya çalışıyormuş. Bir kayanın önünde papaz:
- "Kaya." demiş.
Reis de:
- "Kaya." diye tekrar etmiş. Bir göle gelmişler.
Papaz:
- "göl." demiş.
Reis de:
- "göl." demiş. Bunun üzerine papaz sevinerek:
- "Aferin." demiş.
Biraz sonra, çalılıkların arasında oynaşan bir çifte rastlamışlar.
Papaz biraz kızarmış ve yutkunarak:
- "Bisiklete binmek" demiş.
Reis oynaşanlara şöyle bir bakmış ve tüfeği ile ateş ederek her ikisini de öldürmüş.
Papaz şaşkınlık içinde:
- "Ne yapıyorsun sen. Bunca zamandır sizi medenileştirmek için uğraşıyorum. İnsanlara karşı iyi davranmanızı, bunu Tanrının istediğini anlatıyorum. Şu yaptığın işe bak."  diye bağırmış. 
Reis parmağı ile ölü kadını göstermiş:
- "Bisiklet benim bisiklet."

Parmak

Parmak - Karadeniz Fıkraları - Komikler Burada

Lazların atölyesinde, bir iş kazası olmuş ve bir Lazın parmağı kopmuş. Lazlar, hemen ilk yardım yaparak, kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler.
Parmağı alan cerrah:
- "Güzel, parmağa bir şey olmamış. Hasta nerede?" diye sormuş.
Lazlar şaşkınlık içinde cevap vermişler:
- "Ne hastası? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu?"  

Çarşafı Yere Bırakın

Çarşafı Yere Bırakın - Sarışın Fıkraları - Komikler Burada

Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız, yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. İtfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları çıkarmış. Çatıdan atlayanları tutmak için yanlarında getirdikleri çarşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler:
- "Atlayın bu tek şansınız."
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
İtfaiyeciler tekrar çatıya seslenmişler:
- "Hadi atlayın, yoksa kurtulamayacaksınız."
Kızıl saçlı aşağıya bağırmış:
- "Atlamam. Biraz önce yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz."
İtfaiyeciler:
- "Hayır çekmeyiz. Biz sadece esmerler için bunu yaparız."
Böyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşağıya bırakmış. İtfaiyeciler, esmer kızda olduğu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saçlı da elmalı kek gibi yere serilmiş. Çatıda sadece sarışın kalmış.
İtfaiyeciler:
- "Atla atla, yoksa yanarak öleceksin."
Sarışın:
- "Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz, ben atlarken de çekersiniz."
İtfaiyeciler:
- "Kesinlikle çekmeyeceğiz, söz veriyoruz."
Sarışın kız:
- "Bakın, çarşafı çekmeyeceğinize dair size güvenemiyorum. Şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin."

Su, Ateş ve Ahlak

Su, Ateş ve Ahlak - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar. Bir gün ormanda dolaşmaya çıkmışlar. Fakat bir müddet sonra içlerine bir korkudur düşmüş. Orman çok büyük ve çok karmaşıkmış. Her türlü ihtimale karşı birbirlerini kaybederlerse, nasıl bulacaklarını düşünmeye başlamışlar.
Ateş ve ahlak suya sormuşlar:
- "Kaybolursan seni nasıl bulacağız?"
Su cevaplamış:
- "Nerede bir şırıltı duyarsanız, ben oradayım."
Su ve ahlak, ateşe sormuşlar:
- "Kaybolursan seni nasıl bulacağız?"
Ateş cevaplamış:
- "Duman gördüğünüz yerde, ben varım."
Su ve ateş, ahlaka sormuşlar:
- "Kaybolursan seni nasıl bulacağız?"
Ahlak cevaplamış:
- "Beni kaybetmeyin. Eğer kaybederseniz, beni bir daha asla bulamazsınız."

Donun Gözükür

Donun Gözükür - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel ve Fadime lunaparka giderler. Dolaşırlarken bir ara Fadime, uçan salıncağa binmek ister.
Temel karşı çıkar:
- "Olmaz, donun gözükür." der.
Fadime susar. Az sonra Temel balonlara tüfek atarken, Fadime çaktırmadan yanından ayrılır.
On dakika sonra döndüğünde Temel sorar:
- "Neredeydin?"
Fadime kafasını öne eğip:
- "Uçan salıncağa bindim." der.
Bunu duyan Temel acayip sinirlenir:
- "Ben sana binme, donun gözükür demedim mi?" der.
Bunun üzerine Fadime:
- "Dedin ama, gözükmedi. Çünkü donumu çıkarıp bindim."

Bu Yaştan Sonra

Bu Yaştan Sonra - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

75 yaşlarında bir dede doktora gider. 3 ay önce muayene ettiği hastayı görünce, doktor sevinir ve sorar:
- "Dede nasılsın? Ciğerlerin nasıl?"
Yaşlı dede:
- "Pek iyi değil oğlum." der.
Bunun üzerine doktor dedeyi muayene eder ve sorar:
- "Dede, ben sana 3 paketten fazla sigara içme demedim mi?"
Yaşlı dede cevap verir:
- "Dediğin gibi üç paketten fazla içmiyorum. Fakat bu yaştan sonra sigaraya başlamak çok zor oldu."

Horoz ve Tilki Hikayesi

Horoz ve Tilki Hikayesi -  - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!

Dershanede, hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.
Filmin adı: "Küçük Tavuk."
Filmde, bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst beslenemeyen tavuklar da zayıf ve küçük. Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara, ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak, yaşamalarını sağlıyor. Kümese giremeyen tilki, bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak, küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz, her gün gelip tilkiden mısır alıyor. Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince, genç horoz hem kendisi yiyor, hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor. Böylece, yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozun etrafındaki tavuklar azalmaya başlıyorlar. Tavuklar, artık popüler olan genç ve irileşmiş horozun etrafında toplanıyorlar. Bu aşamada tilki, kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste:
- "Kapıyı açalım mı? açmayalım mı?" diye bir tartışma çıkıyor.
Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor. Nihayet bir gece tilki, kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar, genç ve güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra, gece, kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar, yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince, mağaranın kapısını kapatıyor."
Çizgi film burada bitmiş. Işıklar yanmış ve dersin hocası kürsüye çıkarak:
- "İşte, Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir." demiş ve derse başlamış.

Kandırdım

Kandırdım - Fena Fıkralar - Komikler Burada

Bir yolcu gemisi, kaza sonucu paramparça olmuş. Yolculardan kurtulan tek adam, zar zor yüzerek bir ıssız adaya çıkmış. Adada bol bol yiyecek ve su olmasına rağmen, adamın oyalanacak hiçbir şeyi yokmuş. O yüzden adam, sürekli değişik fanteziler kurup, kendini tatmin ederek vakit geçiriyormuş. Bu şekilde haftalar geçmiş. Artık fanteziler de, adamı kesmez hale gelmiş. Adam artık ereksiyon olamıyormuş. Zavallı, gün geçtikçe, hem sıkıntıdan patlıyor, hem de artık erkekliğimi hissetmiyorum diye kıvranıyormuş. Bir gün adam, kumsalda otururken birden:
- "Aman Allah'ım, bir gemi geçiyor." diye bağırmış.
Adam, koşmuş ve hemen bir ateş yakmış. Ardandan:
- "Nihayet. Bu lüks yolcu gemisi beni buradan alacak. Gemiye çıkar çıkmaz, önce uzun uzun, sıcak bir banyo yaparım, sonra bana verecekleri kıyafetleri giyerim, gemide güzel fıstıklar da vardır, bir tanesini ayarlarım, yemeğe davet ederim, bütün gece şarap içer, dans ederiz, sonra benim kamarama gideriz, sonra öpüşmeye başlarız, onu yavaş yavaş soyarım, veeeeeee." derken adam birden sertleştiğini farketmiş. Elini boxer'ından içeri sokmuş ve kahkahayı basmış:
- " Hahahahaaaaaa. Kandırdım. Gemi falan yoktuuuu. Kandırdıııım."

Madalya

Madalya - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken:
- "Söyle bakalım Asker, 100 altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı?" diye sormuş.
Asker de:
- "Bu madalyanın kıymeti nedir?" diye sormuş.
Bismark:
- "Maddi değeri, aşağı-yukarı üç altın." diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Asker:
- "Öyleyse ben, 97 altın ve madalyayı isterim."

Horoz Yarışı

Horoz Yarışı - Hayvan Fıkraları - Komikler Burada

Çiftçinin biri, kümesine genç bir horoz almış.
Kümesteki yaşlı horoz, genç horozdan:
- "Ben beyaz tavuğu çok seviyorum. Onu bana bırak."  diye rica etmiş.
Genç horoz:
- "Olmaz, kümesteki bütün tavuklar benim." demiş.
Bunun üzerine yaşlı horoz:
- "O zaman seninle bir yarış yapacağız. Şu karşıdaki ağaca kadar koşacağız. Eğer ben kazanırsam beyaz tavuğu alırım. Yok eğer sen kazanırsan, beyaz tavukla birlikte bütün tavuklar senin olur." demiş.
Genç horoz da bu teklifi kabul etmiş.
Tam koşmaya başlayacakları sırada yaşlı horoz durarak:
- "Bak, ben çok yaşlıyım. Bana biraz avans verir misin?" demiş.
Genç horoz da kabul edince, yaşlı horoz başlamış koşmaya. Yaşlı horoz biraz uzaklaştıktan sonra, genç horoz da peşinden ona yetişmek için, hızlı bir şekilde koşmaya başlamış ve birkaç adım attıktan sonra çiftçi, genç horozu vurmuş ve söylenmiş:
- "Ulan bir ay içinde aldığım üçüncü horoz. Bu da TOP çıktı."

Hepsi Eriyor

Hepsi Eriyor - Deli Fıkraları - Komikler Burada

Delinin biri, çay ocağına girmiş. Boş bir masaya oturup, çaycıya seslenmiş:
- "Bana bir çay!"
Biraz sonra çay gelmiş. Deli şekerleri atıp karıştırmış. Çaycıdan yine şeker istemiş. Onları da atıp karıştırmış. Daha sonra tekrar tekrar şeker istemiş.
Çaycı:
- "Sekiz tane şeker koydun çaya. Yetmedi mi?" diye sormuş.
Deli de cevap vermiş:
- "Koydum ama, işte görüyorsun, hepsi eriyor."

Trabzonlu İmamlar

Trabzonlu İmamlar - Karadeniz Fıkraları - Komikler Burada

Trabzonlu imamlar, kendi aralarında maç yaparlarmış. Ama ne hikmetse, hep merkez imamlarının takımı, maçı kaybedermiş.
Bir gün merkezin hocalarından biri demiş ki:
- "Bu böyle olmayacak. En iyisi, biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim, gelsin takımda oynasın. Soran olursa, merkez camisi imamı Hami Hoca deriz." demiş.
Hami'den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar.
Maç dönüşü, merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş:
- "Hoca, bu hafta kazandık değil mi?"
- "Maalesef 2-1 yenildik."
- "Yapma ya. Nasıl olur, Hami oynamadı mı?"
- "Oynadı ve bizim golümüzü de o attı."
- "Peki onların gollerini kim attı?"
- "Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca."

Doğum Sancısı

Doğum Sancısı - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Adamın biri çok zenginmiş ve hayatta her istediğini yapmış. Bir şeyi çok merak ediyormuş. O da doğum sancısıymış. Bir gün aile doktorunun yanına gitmiş ve:
- "Doktor, ben hayatta her türlü zevki tattım. Bir tek şey içimde uhde kaldı, o da doğum sancısı. Çok merak ediyorum, nasıl duygudur bu. Sana 20 milyar lira. Bana bu duyguyu tattırırsan, sana bu para helal olsun." demiş.
Doktor:
- "Aman beyefendi bu imkansız bir şey, siz kadın değilsiniz ki. Bu kadınlara mahsus bir şey." demiş.
Fakat doktor, bir yandan, bu servet denecek parayı da kaçırmak istememiş. Aklına samimi olduğu, biraz da cin gibi olan, başka bir doktor arkadaşı gelmiş. Adama dönüp:
- "Bey efendi, ben bu işi beceremem. Ama çok samimi olduğum iyi bir doktor arkadaşım var. Ona bir telefon edeyim, bakalım o ne diyecek." demiş.
Adam:
- "Ne yaparsan yap, bana bu duyguyu tattır." demiş.
Doktor hemen arkadaşını aramış ve durumu anlatmış. İşin içinde büyük para olduğunu söylemiş. Doktor Arkadaşı da:
- "Hemen bana gönder o adamı" demiş.
Doktor, adama, diğer doktor arkadaşının muayenehanesinin adresini vermiş ve oraya göndermiş. Aradan zaman geçmiş. 3 saat sonra doktorun telefonu çalmış. Doktor telefonu açtığında, karşısında adamı gönderdiği doktor arkadaşı:
- "Hemşerim hemen arabana atla, muayenehaneme gel. İşi hallettim. Payına düşen 10 milyarı al. Çünkü bu salağı bana sen gönderdin." demiş.
Doktor arabasına binip, doğru arkadaşının muayenehanesine gitmiş. Arkadaşı içeride, adam görünürlerde yok. Doktor, arkadaşına:
- "Yahu nasıl hallettin bu işi, bu imkansız bir olay" diye sormuş.
Arkadaşı:
- "Çok kolay oldu. Zaten gönderdiğin adam yan odada. İnanmazsan nasıl kıvranıyor, aç kapıyı, gör istersen." demiş.
Doktor, yavaşça yan odanın kapısını aralamış. Gerçekten de adam içeride, kendini yerlere atıyor, bağırıyor inliyor.
Doktor, arkadaşına:
- "Arkadaş iyi de bunu nasıl yaptın? Bana anlatır mısın?" diye sormuş.
 Arkadaşı cevap vermiş:
- "Çok kolay. Adama iki şişe müshil ilacı içirdim. Poposuna da iki dikiş attım. Hadi bakalım çıkarabilirse çıkarsın."

Şaplak

Şaplak - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

İlk doğumunu yaptıran stajyer doktor, yanında kendisini izleyen hocasına sordu:
- "Nasıl buldunuz hocam?"
Profesör:
- "İyi, iyi. Yalnız, doğumdan sonra annenin poposuna değil, bebeğin poposuna şaplak vurulur."

Aynı Doktora Gittik

Aynı Doktora Gittik - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Her yolu deneyen, ancak bir türlü zayıflayamayan şişman bir adam, son umut bu konuda çok şöhretli bir doktora gitmiş. Doktor, adama bir hafta kullanmak üzere, bir hap vermiş ve:
- "Bu hapı gece yatarken alın." demiş.
Adam gece yatarken hapı içmiş ve uykuya dalmış. Uyur uyumaz da rüya görmeye başlamış. Rüyasında Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onunla, bir bununla olmuş. Sabah kan ter içinde uyanmış ve bu ilaç bitene kadar her gece devam etmiş. Bir haftanın sonunda, adama bütün fazla kilolarından kurtulmuş. Günler sonra yolda, kendisi gibi zayıflayamayan bir arkadaşı ile karşılaşmışlar. Arkadaşı nasıl bu kadar hızla zayıfladığını sorduğunda, doktorun ismini vermiş. Arkadaşı da aynı doktora giderek ilaç almış ve gece yatarken içmeye başlamış. İlk gece, adam rüyasında bir sarayda, etrafında onlarca zenci, adamı bir o yatırıyor, bir bu. Adamı mahvetmişler. Bu durum ilaç bitene kadar devam etmiş. Adam sonunda dayanamamış ve arkadaşına telefon etmiş:
- "Yahu aynı doktora gittik, ikimizde zayıfladık, ama sen niye güzel hatunlar gördün de, ben her gece zenci adamlar gördüm?"
Arkadaşı biraz düşündükten sonra sormuş:
- "Sen doktorun muayenehanesine mi gittin, yoksa hastaneye mi?"

Hap

Hap - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Çocuğun başı çok ağrıyordu. Hemen bir doktor çağırdılar.
Doktor gelince çocuğa bir hap verdi ve:
- "Bu hap, şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin?" diye sordu.
Çocuk da merak içinde cevap verdi:
- "Kolay yutmasına yutarım da, hap, mideme girdikten sonra, başıma giden yolu nasıl bulacak?"

Sen Konuş

Sen Konuş - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş.
Yolcular uyarmış:
- "Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır."
Temel de, telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarmış:
- "Ula Dursun, otobüsün içinde konuşmam yasakmış, sen konuş ben dinleyeyim."

Verdikçe Veriyor

Verdikçe Veriyor - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Adamın birine sayısaldan büyük ikramiye çıkar. Kimseye haber vermeden ikramiyeyi almak için yola koyulur. Yolda bir telefon gelir:
- "Neredesin enişte?"
- "Dışarıdayım hayırdır?"
- "Çabuk eve gel."
- "Ne oldu? Çok mu acil?"
- "Hemen gel! Ablam..."
- "Yoksa hasta mı?"
- "Başımız sağ olsun enişte."
Telefonu kapattıktan sonra adam, bulunduğu yere çöküyor ve sinsi sinsi gülerek:
- "Ey güzel Allah'ım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor."

Memleketin Tek Askeri

Memleketin Tek Askeri - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel elinde tüfek, eğitimdeyken komutanı sormuş:
- "Düşman önden gelse ne yaparsın?"
- "Vururum onu komutanım!"
- "Sağdan gelse?"
- "Vururum onu komutanım!"
- "Soldan gelse?"
- "Vururum onu komutanım!"
- "Ya düşman askeri arkadan gelirse?"
- "Vururum onu komutanım!"
- "Ya düşman askeri tepeden gelirse?" diye sormuş komutan.
Sonunda dayanamayan Temel cevap vermiş:
- "Ha bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım da!"

Tezek

Tezek - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Bir gün, köyün imamı ile ateist öğretmeni birlikte köyü dolaşıyorlarmış. Birden karşılarına bir tezek çıkmış. Öğretmen:
- "Bak hoca. Sen bir gün öleceksin, gömüleceksin, üzerinde ot bitecek, otu inek yiyecek, sonra da böyle dışkılayacak. Ben de tezeğin başına geçip; "Ey imam efendi, neydin, ne oldun?" diyeceğim." demiş.
İmam hiç bozuntuya vermemiş. Yola devam etmişler. Az sonra yine bir tezek görünce, imam:
- "Bak muallim efendi, sen bir gün öleceksin, ben seni yıkayacağım, sonra gömeceğim, üzerinde ot bitecek, otu inek yiyecek, sonra da böyle abdest bozacak. Ben de tezeğin başına geçip; "Ey muallim efendi, hiç değişmemişsin." diyeceğim.

Okullar Kapandı

Okullar Kapandı - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Yıl sonunda okullar kapanınca, öğrenci, uzaktaki ailesine bir faks gönderir.
Gönderdiği faksta şunlar yazmaktadır:
- "Babacığım okullar kapandı. Öğretmenler beni çok seviyorlar. İmtihanlara tekrar bekliyorlar."

Mecbur Olmadan

Mecbur Olmadan - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel 20 senedir Almanya'da yaşıyormuş. Bir gün göçmen bürosuna gidip:
- "Almanya'dan kesin dönüş yapacağım." demiş.
Göçmen bürosundaki Almanlar, Temel'i tanıyorlar ve seviyorlarmış. Temel'e Sormuşlar:
- "Niye dönüyorsun?"
Temel:
- "Homoseksüeller yüzünden." demiş.
Bürodakiler şaşırmış:
- "Seni rahatsız filan ediyorlarsa, hemen bir şikayette bulun, gereğini yaparız. Buradan bu yüzden ayrılmana değmez demişler."
Temel:
- "Beni rahatsız etmiyorlar." demiş.
Bürodakiler yine şaşırmış:
- "Peki neden gidiyorsun?"
Temel cevaplamış:
- "Burada 20 yıl önce homoseksüellik yasaktı, 10 yıl önce serbest oldu, 5 yıl önce de evlenmelerine izin verildi. Homoseksüellik mecbur olmadan dönmek istiyorum."

Senin Terzide

Senin Terzide - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Terzi ölmüş, karısı haliyle dul kalmış. Onun bunun dedikodusundan, çapkın erkeklerin bakışlarından kadıncağızın canına  tak etmiş ve evlenmeye karar vermiş. Bir demirci ustasının evlenme teklifini kabul etmiş ve evlenmişler. İlk gece demirci pazusunu şişirerek kadına dönmüş:
- "Senin terzide böyle pazu var mıydı?" diye sormuş.
Kadın:
- "Yoktu." demiş.
Demirci, öne doğru hafifçe kasılarak ve göğüs kaslarını şişirerek kadına yine sormuş:
- "Senin terzide böyle göğüs kasları var mıydı?"
Kadın:
- "Yoktu."
Demirci baldırlarını şişirerek bir daha sormuş:
- "Senin terzide böyle güçlü bacak kasları var mıydı?"
Kadıncağız:
- "Yoktu."
Bu şekildeki güç gösterileri devam edip gidince, kadın artık daha fazla dayanamayıp açmış ağzını, yummuş gözünü:
- "Bana bak. Benim terzide böyle şeyler yoktu, ama şimdi o burada senin yerinde olsaydı, bu sürede hem beni becerirdi, hem seni becerirdi, üstüne de bir takım elbise dikerdi."

Nasıl Öğretmen Yaptılarsa

Nasıl Öğretmen Yaptılarsa - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Okula yeni başlayan çocuk, okulun ilk gününden geldikten sonra, çantasını fırlatır.
Bunun üzerine Annesi:
- "Hayırdır, ne oldu?" diye sorar.
Çocuk cevap verir:
- "Anne ben okula gitmek istemiyorum. Öğretmen zaten hiç bir şey bilmiyor. Her şeyi bize soruyor. Nasıl öğretmen yaptılarsa onu."

Hasta Adam Tablosu

Hasta Adam Tablosu - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip:
- "Eee, söyle bakalım fikrin ne?" diye sordu.
Doktor tabloya tekrar bakıp, cevap verdi:
- "Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar."

Ben İçince

Ben İçince - Sarhoş Fıkraları - Komikler Burada

Bir kasabada, sevilen bir adam, çok içiyormuş. Arkadaşları vazgeçirmek için:
- "Bak, sen burada sevilen bir adamsın. Bu kadar içmesen, bu kasabaya belediye başkanı bile olabilirsin." demişler.
Adam da:
- "O da bir şey mi, ben içince başbakan oluyorum." demiş.

Erken Çıkabilir miyim

Erken Çıkabilir miyim - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Memurun biri, patronunun odasına girip sordu:
- "Beyefendi, bugün biraz erken çıkabilir miyim? Karımla beraber alışverişe gideceğiz de."
Patron öfkeyle cevap verdi:
- "Ne münasebet! Olur mu öyle şey."
Memur memnuniyetle ellerini ovuşturarak:
- "Çok çok teşekkür ederim efendim, sağolun, eksik olmayın efendim. Müsaade etmediğinizi derhal karıma haber vereceğim."

Yedek Oyuncular

Yedek Oyuncular - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Öğretmen, futboldan ve toptan başka bir şey düşünmeyen bir öğrenciyi tahtaya kaldırdı. Aslında uzun zamandır onu sözlü yapmayı düşünüyordu ve bunu bugün yapabilecekti. Öğrenciye sordu:
- "Bana adları N harfiyle ile başlayan iki ünlü söyle bakayım?"
Öğrenci:
- "Fenerbahçeli Niyazi ve Beşiktaşlı Nusret."
Öğretmen güldü:
- "Bende Napolyon ile Neron diyeceksin sanmıştım."
Öğrenci:
- "Onları tanımıyorum öğretmenim, herhalde yedek oyuncular."

Buradan Gidelim

Buradan Gidelim - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel ve Dursun, deniz kıyısında oturmuş balık tutuyorlardı.
Bir süre sonra Temel, oltasıyla bir ayakkabı çekti. Ardından Dursun, bir süzgeç çekti. Derken Temel, bir terlik çekince, Dursun'a dönerek şöyle dedi:
- "Ula Dursun, buradan gidelim da, aşağıda birileri oturuyor."

Uğursuz Kadın

Uğursuz Kadın - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Adam komaya girmiştir. Yanında ise karısı vardır. Adamın gözleri nemli, kısık sesiyle, karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
- "İlk işten kovulduğum zaman yanımdaydın. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda, seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde, hastanede hep başucumda sen vardın."
Kadın takdir edilmenin verdiği mutluluk içindedir.
Adam konuşmaya devam eder:
- "Şimdi komadayım ve yine başucumda sen varsın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu. Yahu sen ne uğursuz kadınsın."

Yapıştırıcı

Yapıştırıcı - Fena Fıkralar - Komikler Burada

Muhteşem bir düğünle evlenen genç çift, o geceyi kız evinde geçirip, ertesi günü balayına çıkmayı planlamışlardır. Kızın annesi, sabah erkenden kalkar ve büyük bir özenle kahvaltı masasını hazırlar. Saat 10 sıralarında, genç çiftin dışındaki aile üyeleri masada yerlerini alırlar. Yeni evlilerin gelmediğini gören kızın annesi telaşını belli edince, evin küçük kızı kikirder:
- "Hii. hi. hii. Ben ablamın neden gelmediğini biliyorum." deyince, anne kızı haşlar:
- "Sen sus bakayım. Aradan üç dört saat geçer. Aile üyeleri bu kez de öğle yemeği için bir aradadır. Ama, genç çift hala görünürlerde yoktur. Bu kez de baba telaşlanmıştır:
- "Yahu. bu kadar da uyunur mu?" deyince; küçük kız yine kikirder:
- "Ben biliyorum. Ben biliyorum."
Anne yine:
- "Sus bakiim. Terbiyesiz."
Artık akşam olmak üzeredir. Yeni evliler hala görünürde yoktur. Evin büyük oğlu:
- "Uçağı da kaçıracaklar bu gidişle." der.
Küçük kız alışıla geldik şekilde:
- "Ben biliyorum niye gelmediklerini." deyince anne sorar:
- "Neymiş bakalım bildiklerin."
Kız, çok bilmiş bir edayla başını sallar:
- "Hiiçç. Dün akşam düğünden sonra ablam benden krem istemişti. Ben de yanlışlıkla yapıştırıcımı vermişim."

Niye Vurdun

Niye Vurdun - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Karı koca kahvaltı yaparken, kadın bir anda kocasının kafasına tavayı geçirir.
- "Deli misin ya. Niye vurdun kafama?"
- "Pantolonunu makineye atarken, cebinden 'Birsen' yazılı bir kağıt çıktı." der.
- "Aşk olsun ya hayatım. 'Birsen' geçen gün bahis oynadığımız atın adıydı. Sen ne sandın? İnanmıyorum sana." der.
- "Tamam canım ya, özür dilerim acıdı mı?"
Üç gün sonra akşam yemeğinde, kadın, bu sefer en büyük tava ile kocasının kafasına öyle bir vurur ki adam baygınlık geçirir. Kafasından üç dolu sürahiyi boşaltır. Yarım saat sonra adam güçlükle kendine gelir:
- "Bu kez niye vurdun?"
- "Bugün seni at aradı."

Üstüme Fırlatıyor

Üstüme Fırlatıyor - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, Fadime'ye boşanma davası açmış. Mahkemede Temel hakime:
- "Sayın hakim bey, karım üç yıldır evde ne bulursa üstüme fırlatıyor. Ne olur bizi boşat." demiş.
Hakim Temel'e sormuş:
- "Peki evladım, niye bunun için üç yıl bekledin?"
Temel cevap vermiş:
- "Yeni yeni isabet ettirmeye başladı da."

Ramazan Hilali

Ramazan Hilali  - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Ramazan hilali görülünce oruç tutmaya başlanacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örtermiş. Geceleri mahalle kahvesine gelip giderken de başını önüne eğermiş. Bir gece yürürken, bir su birikintisinin içinde, hilalin yansımasını görünce seslenmiş:
- "Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin? Anladık işte, Ramazan başlamış."

Sahur Yemeği

Sahur Yemeği - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Adamın biri, her gün hanımını zorla sahura kaldırıp, yemek hazırlatıyormuş. Sahur yemeğini yedikten sonra yatıyormuş. Fakat gündüz oruç tutmuyormuş. Bir süre sonra kadın artık dayanamamış ve:
- "Ula herif sende hiç vicdan yok mu? Oruç tutmuyorsun, bana zorla sahur hazırlatıyorsun." demiş.
Adam karısına:
- "Oruç farz, sahur yemek sünnet değil mi?" diye sormuş.
Kadın:
- "Evet." demiş.
Adam pişkin pişkin söylenmiş:
- "Eee hanım farzı yapmıyorsak, sünneti de mi yapmayalım?"

Yanıyor mu

Yanıyor mu - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel üroloğa gitmiş.
Doktor sormuş:
- "Şikayetiniz nedir?"
Temel de:
- "Doktor bey, idrarımı yaparken ağrılarım var." demiş.
Doktor:
- "Yanıyor mu peki?" diye sormuş.
Temel cevap vermiş:
- "Henüz yakmayı denemedim."