20 Nisan 2020 Pazartesi
18 Nisan 2020 Cumartesi
Temel bir gün topallayarak yürüyormuş.
Temel'i topallarken, gören arkadaşı Dursun sormuş:
- "Hayrola Temel ne oldu?"
Temel anlatmış:
- "Sorma Dursun, 15 metre yüksekliğindeki merdivenden düştüm."
Dursun şaşkınlık içinde sormuş:
Dursun şaşkınlık içinde sormuş:
- "Allah korumuş. Nasıl oldu da kurtuldun?"
Temel cevap vermiş:
Temel cevap vermiş:
Temel ile Fadime nişanlanmışlar. Bir gün Temel, Fadime'nin telefonunu kontrol etmek istemiş.
Fadime'nin telefonunu almış, ama şifresi olduğu için açamamış.
Temel Fadime'ye sormuş:
- "Fadime telefon açılış şifren nedir?"
Fadime cevap vermiş:
- "Şifre, ilk tanıştığımız günün tarihidir, Temelim."
Bunun üzerine Temel demiş:
- "Neyse, ben sana güveniyorum, bakmayacağım."
Temel ve oğlu, bir iş için, daha önce hiç görmedikleri İstanbul'a gelmişler.
Küçük köylerinden sonra, gördükleri her şeye şaşırıp, hayretler içinde kalmışlar.
Taksim'de gezerlerken, bir otelin içine girmişler. Bir bakmışlar ki demirden duvarlar var.
Bu duvarlar, otomatik olarak açılıp kapanıyorlar. Tabii ki, ikisi de çok şaşırmışlar.
Temel'in oğlu, babasına sormuş:
- "Baba bu ne?"
Hiç asansör görmemiş olan Temel, oğluna cevap vermiş:
- "Oğlum, ben böyle bir şeyi hayatımda görmedim, ne olduğunu bilmiyorum."
İkisi de büyük bir şaşkınlıkla, bu duvarlara bakmaya başlamışlar.
Bir ara, 150 kiloluk şişman bir kadın gelmiş. Şişman kadın, açılan duvarlardan, küçük bir odanın içine girmiş. Duvarlar yine kapanmış ve numaralar birer birer yükselmeye başlamış. Daha sonra numaralar küçülmeye başlamış. Birazdan duvarlar yine açılmış. Duvardan dışarıya, 25 yaşlarında, çok güzel, seksi, zayıf ve sarışın bir bayan çıkmış. Temel ve oğlu, şişman kadının güzelleşmiş olarak dönmesine çok şaşırmışlar. Temel, gözünü bu bayandan ayırmadan, oğluna seslenmiş:
- "Oğlum, hemen git, ananı al ve buraya getir."
Temel ormanda ağaç kesiyormuş. O sırada çevreciler de, ormanda yürüyüşe çıkmışlar. Temel'i ağaç keserken gören çevreciler:
- "Ne yaptın sen, doğanın dengesini bozmuşsun." diye bağırmışlar ve ardından da Temel'i bir güzel dövmüşler.
Temel üstü başı perişan bir halde köye dönerken, Dursun'la karşılaşmış.
Dursun merak içinde Temel'e sormuş:
- "Ula Temel, bu ne hal böyle?"
Temel cevap vermiş:
Bir gün Temel, bir yerde hazine bulmuş. Bulduğu hazineyi saklamak için, bir yere gömmüş. Daha sonra bulabilmek için, hazineyi gömdüğü yere bir not bırakmış:
- "Temel buraya hazine gömmemiştir."
Aradan günler geçmiş ve Temel, hazineyi almak için, gömdüğü yere gitmiş.
Bir de bakmış ki, bıraktığı yerde başka bir not duruyormuş:
- "Bu hazineyi Dursun almamıştır.''






