Plan Bozuldu

Plan Bozuldu - Deli Fıkraları - Komikler Burada

Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşıları planı anlatır:
- "Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, sonra 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak."
Sabah olunca bir kütük bulurlar ve doğruca gidip 1. kapıyı kırarlar. Daha sonra 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşıları der ki:
- "Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün."

Tren İstasyonu

Tren İstasyonu - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Savaşın en kızgın anında komutan, Temel Çavuşu çağırır:
- "Temel Çavuş, yanına adamlarını al ve haritada gösterdiğim 7 kilometre ötedeki tren istasyonunu kullanılmaz hale getir!" diyerek emrini verir.
Temel:
- "Emredersiniz komutanım" deyip ayrılır.
Temel yanına adamlarını alıp akşamın alaca karanlığında yola koyulur. Sabaha karşı çavuş Temel ve adamları karargaha geri dönerler.
Komutan:
- "Tamam mı? Verdiğim emri yerine getirdiniz mi?
Çavuş Temel:
- "Evet. Gişedeki bütün biletleri alıp yaktık komutanım."

Yüzbaşıya Şamar

Yüzbaşıya Şamar - Asker Fıkraları - komikler Burada

Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartımanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- diye çok şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor:
 - "Benim yerime annemi öperlerse işte böyle şamarı yerler."
Kızın annesi düşünüyor:
- "Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı."
Yüzbaşı düşünüyor:
- "Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim."
Asker gülümsüyor:
- "İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!"

Ümit Taşı

Ümit Taşı - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı. Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu ona söyleyemedi. Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle bir de top alacağına inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu. Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle. Çocuk, en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da, kürk mantolu bir hanım. Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:
- "Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim. Eğer isterseniz size satarım" dedi. Adam, taşa uzaktan bir göz atıp:
- "O sadece basit bir çakmak taşı, bütün sahil o taşlarla doludur" dedi.
- "Hayır, isterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını göreceksiniz." diye atıldı küçük çocuk. Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu. Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp:
- "Tam istediğim şey! Onu bana satar mısın?" diye gülümsedi. Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı. Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki, mücevher gibi taşıyacaktı. dükkan sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden de:
- "Söylemiştim ama tekrar edeyim. Satın aldığınız şey basit bir taştır." dedi. Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:
- "Zannetmiyorum! O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü küçük bir çocuğun ümidini taşıyor" dedi.

Baloncu

Baloncu - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey:
 -  "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:
- "Baloncu amca, biliyor musun benim hiç balonum olmadı." Adam çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:
- "Paran var mı? sen onu söyle" diye sordu.
- "Bayramda vardı, önümüzdeki bayram yine olacak" diye atıldı çocuk.
- "Öyleyse bayramda gel, acelem yok, ben beklerim." dedi adam. Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir Akasya Ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:
- "Küçük, balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm." diye seslendi. Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan Akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek:
- "Birini bana verecektiniz hangisi o?" dedi. Adam elinin tersiyle burnunu sildikten sonra:
- "Seninki ağaçta kaldı evlat istersen çık al." dedi. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:
- "Olsun" diye mırıldandı.
- "Olsun. Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık."

700 Yıllık Altın Öğüt

700 Yıllık Altın Öğüt - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

ŞEYH EDEBALİ'NİN OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU ve DAMADI OSMAN GAZİ'YE VASİYETİ

Ey oğul, artık Bey'sin!
Bundan sonra Öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoş görmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...

Ey oğul, sabretmesini bil, Vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma; İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın!
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.

Ey oğul! Ananı, atanı say! Bereket büyüklerle beraberdir.
İnancını kaybedersen, yeşilken çöllere dönersin.
Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma!
Gördüğünü görme! Bildiğini bilme!
Sevildiğin yere sık gidip gelme!

Ey oğul! Üç kişiye acı:
Cahil arasındaki alime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene.

Ey oğul! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma.

Şeyh Edebali


Selamı Var

Selamı Var - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Üniversitede okuyan bir öğrenci yıl sonu sınavlarına girmiş ve arkadaşına:
- "Ben memleketime gidiyorum. Sınavlar belli olduktan sonra bana sonuçları bildir. Telefona ben çıkarsam bana söylersin. Ancak telefona annem çıkarsa, normalde zayıfım olmaz ama, eğer bir tane olursa 'Ebubekir'in selamı var' dersin. İki zayıf imkansız ama eğer olursa 'Ebubekir'in Ömer'in selamı var' dersin. Üç zayıf hiç olmaz ama eğer olursa 'Ebubekir'in, Ömer'in, Osman'ın selamı var' dersin. Dört zayıf imkansız ama eğer olursa, 'Ebubekir'in, Ömer'in, Osman'ın, Ali'nin selamı var dersin" şeklinde konuşup memleketine gelir. Bir zaman sonra sınavlar belli olur, arkadaşı sınav sonuçlarını bildirmek için telefona sarılır, telefona öğrencinin annesi çıkar:
- "Teyze, oğluna söyle, Ümmet-i Muhammedin selamı var."

Çimento Torbası

Çimento Torbası - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Amelenin biri inşaat firmasında çalışmaktadır. Bir gün tuvaletini yapamadığından dolayı viziteye çıkar.
- "Doktor bey haftalardır tuvalete çıkamıyorum."
Doktor muayene ettikten sonra:
- "Soyun yüz üstü sedyeye uzan." der. Amele denileni yapar. Doktor sert bir cisimle amelenin kıçının ortasına sertçe bir iki defa vurur. Sonra:
- "Kalk git tuvalete" der. Amele denileni yapar tuvalete gider ve rahatlamış olarak geri döner.
- "Doktor bey her zaman böyle rahatlamak için ne yapmam lazım?" der.
Doktor:
- "Bir şey yapman gerekmiyor. Sadece çimento torbasıyla kıçını silme yeter."

Tetris

Tetris - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, bir binanın önünde durmuş, arkadaşları da çatıya çıkmış. Temel aşağıdan birinci arkadaşına:
- "Ula sen iki kolunu yana aç aşağı öyle atla" demiş. Birincisi atlamış:
- "Gümm".
Temel ikinciye:
- "Sen sadece sağ kolunu yana aç, öyle atla" demiş. İkinci de atlamış:
- "Gümm".
Temel üçüncüye:
- "Sen iki kolunu yanına yapıştır öyle atla" demiş. Üçüncü de atlamış:
- "Gümm".
Bunların yaptıkları yoldan geçen bir adamın dikkatini çekmiş ve Temel'e sormuş:
- "Kardeşim siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına?" demiş. Temel de cevap vermiş:
- "Tetris oynuyoruz."

Koza ve Kelebek

Koza ve Kelebek - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada
Bir gün, bir kozada küçük bir delik açıldı. Bir adam, bedenini bu küçücük delikten çıkarmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti. Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki, ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu.
Ve adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği büyüttü.
Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat bedeni kocaman, kanatları kuru ve buruşuktu.
Adam, kelebeği izlemeye devam etti. Çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu. Fakat bu olmadı!
Gerçekte, kelebek ömrünün geri kalanını o kocaman bedeni ve kuru, buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi.  Uçmayı hiç başaramadı.
Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı, bu kısıtlayıcı kozanın ve kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin, kelebek için gerekli olduğuydu. Çünkü bu, Allah'ın, yaşam sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru akmasını sağlamak için yarattığı yoldu. Böylece kelebek kozadan kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti.

Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak gerek duyduğumuz şeylerdir. Eğer Allah, hayatımıza hiçbir engelle karşılaşmadan devam etmemize izin verseydi sakat kalırdık. Şimdi ve daha sonra olabileceğimiz kadar güçlü olmazdık.

Güç istedim...Ve Allah, beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı.
Bilgelik istedim...Ve Allah bana çözmek için sorunlar verdi.
Zenginlik istedim...Ve Allah çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi.
Cesaret istedim...Ve Allah üstesinden gelmem için bana tehlike verdi.
Sevgi istedim...Ve Allah yardım etmem için Sorunlu insanlar verdi.
İyilik istedim...Ve Allah bana fırsatlar verdi.


İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim, fakat ihtiyacım olan her şeyi elde ettim.

Gülmenin Önemi ve Faydaları

Gülmenin Önemi ve Faydaları - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada
Sevgi ve saygının, kendine güvenin, sempatik olmanın, korkuyu azaltmanın, kolay iletişim kurmanın yolu gülümsemekten geçer. Öfkeli insanlar hem çevreye, hem de kendilerine zarar verir. Kendine güvenemeyen insan kolay iletişim kuramaz. Gergin ortam aynı zamanda başarıyı azaltır. İletişimde en önemli unsurun güvendir ve güven ise insana gülümsemekle başlar. Kuşku insanları birbirinden uzaklaştırır. Yanlış anlamalar başlar. İnsanlara gülümsemek için kişinin kendine güvenmesi gerekir. Güvenle rahatlama sağlanır. Rahat insan daha kolay iletişim kurar. Stresi yenmenin en iyi yolu gülmektir.

Araştırmacıların bulgularına göre gülmek vücudu rahatlatır, beyni sakinleştirir, insanlara zevk ve umut verir, insanların sorunlarını ve acılarını unutturur. Gülmek zevktir, vücut ve ruh için sağlıklıdır. Bir atasözüyle; "En iyi ilaç gülmektir."
Bir Alman atasözüyle de: "Gülmek hayatın şekeridir." 

* Başarıyı olumlu yönde etkiler. 
* Çevreye ve kendine güven artırır. 
* Kolay iletişim kurulmasını sağlar. 
* Öfke, gerginlik ve korku gibi duyguları azaltır.
* Gülümsemek, neşelenmek, elem duygusunu azaltırken, umut duygusunun yeşermesine, kişinin başka kişilerle ilişki kurmasına da aracı olur.
* İyileştirme, sakinleştirme, umutlandırma gibi özel güçleriyle gülmek, fiziksel ve duygusal sorunların hafiflemesi için önemli bir kaynak.
* Gülmek, insanın bir yandan kendini iyi hissetmesini sağlarken, diğer yandan insana olumlu, iyimser bir bakış açısı da kazandırır. Umutlanma ve sorunlara çözüm bulabilme gücü ve cesareti de verir.
* Karşılıklı gülebilmek, ilişkinin güçlenmesini sağlarken olumlu duyguları tetikler ve duygusal bağın sağlamlaşmasına yol açar. Birbirimize gülümsediğimiz zaman aramızda bir bağ oluşur ve bu bağ yaşamın zor anlarında, umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda önemli bir destek güç olarak yanımızdadır.
* Gülmektir, acı, yas, tükenmişlik gibi duyguların paylaşımına yardımcı olurken, insana yeterlilik duygusunu kazandırır. Eğlenme, canlılık ve keyfi de içinde barındırır.
* Gülebilme yetisi ya da becerisi yaşamı sadece keyifli hale getirmez, aynı zamanda sorun çözme, başkalarıyla ilişki kurma ve yaratıcılığın gelişimine yardımcıdır.
İlk fıkrayı anlattığınız veya dinlediğiniz anı hatırlıyor musunuz? İlk defa neye veya kime güldüğünüzü?
Güldüren bir kişi olmak kararını verdikten sonra benim yaptığımı yapın! Çünkü ben de uzmanların söylediklerini yaptım!


İlk kural: "Ne kadar gülmece dinleseniz, fıkra kitabı okusanız, güldürü programları veya Kemal Sunal filmleri seyretseniz denemeden ve uygulamadan güldüren bir kişi olamazsınız!"
* Gülmenizi tetikleyen fıkra, karikatür, atasözleri, ve bunun gibi şeyleri toplayın biriktirin arşivleyin.
* İnternet’ten günlük fıkra gönderen sitelerin listelerine katılın. 
* Sizi güldüren okuduğunuz veya karşılaştığınız olayları kaydedeceğiniz bir günlüğünüz olsun.
* Birlikteliğin anahtarlarından bir tanesi, “gülmek”, “merhaba” demek ise, bir başka deyişle ilişkiyi keyifle başlatmak ve dostlukları pekiştirmenin bir yoluysa birbirimizden bu davranışı esirgemeyelim, gülmeyi, merhaba demeyi özel günlere ya da anlara bırakmayalım, saklamayalım.



Bir öneri:
Ömrünü ikiye katlamak istiyorsan, yediğinin yarısı kadar ye, uyuduğunun iki katı uyu, üç kat daha fazla su iç ve dört kat daha fazla gül... Uzmanlara göre gülme; "Her insanda doğuşta var olan bir özelliktir. bir deyişle de "Vücudun ötüşüdür."

Gülmenin faydaları:
* Bağışıklık ve sindirim sistemini çalıştırır ve güçlendirir.
* Vücudun üst kısmındaki tüm kaslar gevşetip aerobik yaptırır, sinirlerin ve organların egzersiz yapmasını sağlar.
* Vücudun doğal mutluluk hapı olan endorfin hormonu salgılanmasını sağlar. 
* Kendine güveni sağlar.
* İletişim aracıdır.
* Pozitif duyguları öne çıkarır. 
* Bir kahkaha bir kilo pirzolanın yanı sıra, bir kutu ilaca da bedeldir.

* Keyif veren bir gülme, günlük yaşantımıza mutlu, olumlu duygularla başlama, sıkıntı, acı ve hatta çatışmaların ilacıdır.
* Gülebilme bize yaşamın bir başka yüzü olduğunu anımsatarak acıya katlanma eşiğimizi, gücümüzü arttırır.

Bir dünya hayal edin ki, tüm insanlar, gülmece (mizah) kabiliyetli olsun ve ağlamaktan çok gülsünler, surat asmaktan çok gülümsesinler! Böyle bir dünyanın olabilmesi için gülenler kadar güldürenlere de ihtiyaç vardır. Peki, siz hiç eş dostunuzu veya toplum önünde konuşurken insanları güldürmeyi denediniz mi?

"Bir adım bin fikirden daha iyidir" deyişine uygun: "Size sevdiğim bir fıkrayı anlatsam!" demedikçe başarılı olunmaz. Bunun için de uğraş ve çaba gerekli. Bunun için de araştırmacıları dinleyelim ve yapılması gerekenleri listeleyelim:

* Gülmece (Mizah) dergilerine abone olun ve gülmece (mizah) ve fıkra kitapları, görüntü bantları alın. Böylece bir gülmece (mizah) arşivi veya kitaplığı oluşturun. 
Her gün en az bir defa içten gülün, bunun için başkalarını güldürmeniz gerekebilir; çünkü güldüren insan daha candan güler.
* Yaşadığınız güldürücü olayları, eş dostla paylaşmaya gayret edin. Duyduğunuz veya okuduğunuz güzel bir fıkrayı, eş dosta anlatın.
İş yerlerinde de hep ciddi olunması gerekmez. Gülmeceyi (Mizahı) iş yerine de taşıyın. Kahve molalarında, dedikodu yerine biri birinizi güldürmeyi seçin. Kahve yerine fıkra arası verin!
* Eleştiri ve şikayetlerinizi gülmeceyle (mizahla) ve gülümseyerek yapmaya gayret edin.
* Gülmece (Mizah) kabiliyeti olanlarla arkadaşlık yapın.
* Kendinize gülmeyi öğrenin.
* Sıkıntılı ve hoş olmayan durumlarda bile gülünecek bir şey bulmaya çalışın.
* Gülmeceyi (Mizahı) kendiniz de yaratabilirsiniz. Deneyin.
* Sözcük (kelime) oyunları ve taklitler de insanları güldürür. Deneyin.
* Günlük yaşantımıza bilerek, bilinçli olarak, daha fazla merhaba, biraz neşe ve gülme katarsak yakın ilişkide olduğumuz kişilerle aramızda çok daha sağlıklı birliktelikler oluşabilir.



İddia

İddia - Asker Fıkraları - Komikler Burada

51. piyade alayında yüzbaşı Jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yüzbaşıdan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yüzbaşı  Jack'in tayinini çıkarmayı başarmış ve bizim yüzbaşının 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için:
- "Aman bu adama dikkat edin, sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayı yinede kazanır"  diye uyarıda bulunmuş. 61. piyade alay komutanı:
- "Olur mu canım öyle şey" deyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yüzbaşı 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek:
- "Komutanım ben geldim" demiş. Alay komutanı:
- "Sen misin şu meşhur yüzbaşı jack?" demiş, Yüzbaşı alay komutanına:
- "Aa komutanım beni hatırladınız mı?" demiş.
- "Hayır hatırlamadım"
- "Olur mu komutanım Vietnam savaşında beraber mevzide idik, siz o zaman Yarbaydınız ben de daha teğmendim."
- "Yok canım ben o savaşa katılmadım"
- "Aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şarapnel parçası gelmişti. Kesin onun yara izi de kalmıştır."
- "Olur mu canım sen manyak mısın? ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şarapnel yarası var."
- "Komutanım 100$ iddiasına girerim ki sizin kıçınızda şarapnel yarası var" demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantolonu ve yaranın olmadığını göstermiş. Yüzbaşı:
- "Ah komutanım çok özür dilerim. Yanılmışım buyurun 100$'ınızı" demiş ve 100$ i vermiş. 61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak:
- "He he bu muydu her iddiayı kazanan adam?"
- "Ne oldu ki?"
- "İddiaya girdim ve kazandım"
- "Sakın ona kıçımı gösterdim deme!"
- "Nereden anladın kıçımı gösterdiğimi?"
- "Ulan senin Allah belanı versin, Allah seni kahretsin. O adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti."

Çerez

Çerez - Asker Fıkraları - komikler Burada
Savaş sırasında erkeklik uzvu kopan bir askere, fil hortumundan bir yapay organ takıldı. Savaş bittikten aylar sonra askerle becerikli estetik cerrah karşılaştılar. Doktor sordu:
- "Nasıl, memnun musun? Yapay aletin iyi iş görüyor mu?" Asker cevap verdi:
- "Çok memnunum doktor. Hanımlara karşı görevini fevkalade yapıyor. Yalnız bir şikayetim var. Mesela sinemada yanımdaki koltukta oturan biri fındık fıstık yiyorsa, kendiliğinden uzanıp bütün çerezleri kapıyor." Doktor:
- "Olsun. Alt tarafı çerez parası ödersin olur biter." Asker:
- "Ama doktor, çerezleri almakla kalmıyor, hepsini kıçıma sokuyor."

Boynu Uzun

Boynu Uzun - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Oradan geçen bir adam:
- "Birader ne yapıyorsun sen?" Temel:
- "Ula devenin boynu çok uzun, kapıyı uzatıyorum." Adam:
- "Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana." Temel:
- "Salak sensin da, devenin boynu uzun, ayakları değil!"

Kaygan Zemin

Kaygan Zemin - Avcı Fıkraları - Komikler Burada

Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş:
- "Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir ayı çıkmaz mı? Çifteyi doğrultacak vakit yok! Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya. Fakat ayı peşimde! Benden hızlı koşuyor. Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim. O kadar yaklaşmıştı. Derken ayının ayağı kaydı, yere düştü. Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım. Ama ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti. Yine nefesi ensemde. Pençesini uzatsa omzumdan yakalayacak. Allah'tan tam o sırada yine ayının ayağı kaydı, yere düştü. Talih bana gülüyor! Hızımı artırabildiğim kadar artırdım, yeniden arayı beş yüz metre kadar açtım. Allah sizi inandırsın arkadaşlar, ayı yine bana yetişti. Yine nefesi ensemde. Şansa bakın. Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?" Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış:
- "Sen de çok yürekliymişsin kardeşim! Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim." Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış:
- "Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?"

Delinin Mal Beyanı

Delinin Mal Beyanı - Deli Fıkraları - Komikler Burada

1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen.
2 - Gökyüzünde bir bulut.
3 - Bitlis'te beş minare.
4 - Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili.
5 - Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı.
6 - Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü.
7 - Palandöken'de bir palan, iki döken.
8 - Kastamonu'da üç kasto.
9 - Üç fay hattı.
10 - Bir çarşamba, iki perşembe, üç Cuma.
11 - Dünyada mekan.
12 - Ahirette iman.
13 - Denizde kum.
14 - Uzayda yerçekimsizlik.
15 - Bir çuval gazoz kapağı.
16 - Bir kibrit kutusu sigara izmariti.
17 - On sekiz saç biti.
18 - Biri İngilizce 6 adet küfür.
19 - Yirmi tane boş naylon poşet.
20 - Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht.
21 - Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün.
22 - Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı banka reklamlı bank.
23 - Bir ayakkabı çekeceği.
24 - İki büyük taş kütlesi.
25 - Bir adet ağaç gölgesi.
26 - Üç kuş kanadı sesi.
27 - Bir sürü kedi köpek.
28 - Bir marmara denizi.
29 - Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci.
30 - Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu.
31 - Çalıp çalıp kaçılan beş tane melodili apartman zili.
32 - Nakit 15 lira.
33 - Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.

Kulağını Kaşıyordu

Kulağını Kaşıyordu - Avcı Fıkraları - Komikler Burada
İki avcı sohbet ediyormuş. Birisi sana bir av hikayemi anlatayım deyip başlamış:
- "Ben bir kurşunla tilkinin hem kulağından hem de arka bacağından vurdum" der demez diğeri atlamış ve:
- "Ne büyük yalan bir kurşunla bu dediğin olur mu?" deyip gülerken diğeri:
- "Niye olmasın ben nişan alıp ateş ederken tilki kulağını kaşıyordu" demiş.

Sana

Sana - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Hazır cevap Ekrem komutan bir gün mutfağı denetlemek için yemekhaneye indi ve aşçı askere sordu:
- "Söyle bakalım Ahmet, yemeklere hangi yağı koyuyorsun?"
Ahmet'te hazır cevaptı ve imalı bir dille:
- "SANA koyuyorum komutanım!"
Ekrem komutan bu imalı durumun farkına vardı bozuntuya vermeden, bağırarak:
- "Aferin Ahmet çok güzel, öbür aşçılara da söyle, onlarda SANA koysunlar."

Sadık

Sadık - Avcı Fıkraları - Komikler Burada
Bir avcı diğerine sordu:
- "Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?"
- "Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim."
- "Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?"
- "Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi."

Araba Garajda Kalsın

Araba Garajda Kalsın - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Hava çok karlıymış ve radyodan her gün:
- "Bu gün yollar karlı yolların buz tutma ihtimali var o yüzden sağ taraftan gidin yada sol taraftan gidin." şeklinde yayın yapılıyormuş. Temel de bu yayınlara göre sağ ya da soldan hareket ediyormuş. Yine yağışlı bir gün radyodan yayın yapılıyormuş. Radyodaki kadın:
- "Bu gün yollar yine buzlu tam şu taraftan gidin" derken yayın kesilmiş. Temel de yanında oturan Fadime'ye dönmüş:
- "Kadın açıklama yapamadı yayın kesildi şimdi arabayı ne tarafa çekelim?" Fadime hemen cevap vermiş:
- "Uşağım bu gün bırak araba garajda kalsın."

Miyav Dedik Ya

Miyav Dedik Ya - Deli Fıkraları - Komikler Burada

İki deli, akıl hastanesinden kaçmaya karar vermişler. Gece vakti hızlı bir şekilde duvardan atlayarak boşluktaki tarlaya çıkmışlar. Tellerin arasından sürünerek ilerlerken bir bekçi bunların hışırtısını duymuş. Hemen bağırmış:
- "Kim var orada?" Delilerden biri hemen:
- "Miyav, miyavv" diye seslenmiş. Hışırtıyı kedinin çıkardığını zanneden bekçi tam geri dönecekken deliler yine sürünmeye başlamışlar ve yine bir hışırtı çıkmış. Bekçi hemen dönmüş ve bağırmış:
- "Kim var orada?" İyice sinirlenen deli:
- "Miyav dedik ya len" demiş.

Kereste Uzmanı

Kereste Uzmanı - Asker Fıkraları - Komikler Burada
Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölçüsünü tam olarak doğru söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış. Bir gün bunu komutana götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar. Komutan inanmamış.
- "Söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç?"
Asker aşağıdan yukarıya komutanı süzmüş ve:
- "1.75 efendim."
Komutan:
- "Doğru, hayret nasıl bildin?"
Asker:
- "Bilirim tabi efendim ben kereste uzmanıyım."

Yunan Sınırı

Yunan Sınırı - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Temel askerliğini Yunan sınırında yapıyormuş. Temel'in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle:
- "Havacı mısın?" işareti yapmış. Yunan aldırmamış. Bir ıslık çalmış elleriyle:
- "Karacı mısın?" işareti yapmış. Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış:
- "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış. Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış. El hareketi yaparak:
- "Topçu musun?" demiş. Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış:
- "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış. Yunan aldırmamış. Nöbetler değişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş. Yunan'a:
- "Hadi sınıra git" demişler. Yunan da:
- "Ben oraya gitmem. Orada bir deli Türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koycam gözlerin yerinden fırlayacak diyor."

Kurdoğlu

Kurdoğlu - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Güneydoğulu bir aşiret ağası bir gün bütün önemli kişilerin soy isimleri "oğlu" ile bitiyor diye düşünmüş ve soyadını değiştirmeye karar vermiş. Gerekli işlemleri yaparak soyadını "Kurdoğlu" olarak değiştirmiş ve halka soyadını bundan böyle yanlış söyleyecek olanları fena halde cezalandıracağını ilan ettirmiş. Bir gün yolda gezerken bir köylüyle karşılaşmış ve hemen yolunu keserek:
- "Söyle bakalım benim soyadım neydi?" demiş. Köylü:
- "Valla ağam sen bir hayvanın oğluydun ama hangisiydi unuttum."

Doping

Doping - Temel fıkraları - Komikler Burada
Temel sporcu olmuş, 100 metre engelli koşuda yarışıyor.
- "İlla ki birinci olacağım" deyip doping yapmış. Fakat yarışmada sonuncu gelmiş. Dursun:
- "Neden sonuncu geldin?" diye sormuş. Temel de:
- "Doping yaptığımı anlamasınlar diye sonuncu geldim" demiş.

Hepiniz Yeşilsiniz

Hepiniz Yeşilsiniz - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, Amerika'da otobüs şoförüdür. Bir gün otobüste siyah-beyaz tartışması baş gösterir ve bizim Temel'in sinirleri tepesine vurur. İki el havaya ateş eden Temel:
- "Bundan sonra siyah beyaz yok, hepiniz yeşilsiniz" diye bağırınca otobüs eski sükunetine geri döner. Daha sonra dikizden yolcuları izleyen Temel ani bir frenle durdurur otobüsü ve ekler:
- "Şimdi koyu yeşiller arkaya, açık yeşiller öne otursun."

Kravat

Kravat - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Kekeme adam yolda giderken bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı:
- "Eeee nerden böyle?" Kekeme:
- "Ra ra raadyo a a ajansından." Arkadaşı:
- "Ne yaptın orda?" Kekeme:
- "Yaa bı bı bırak ya bi kı kı kravat ta ta takmadık diye  a a almadılar."

İki İhtimal

İki İhtimal - Asker Fıkraları - Komikler Burada
2. Dünya Savaşında 2 Yahudi Almanlara esir olmuştur. Bunlardan biri diğerine kendilerine ne yapacaklarını sorar. O da baslar anlatmaya:
- "2 ihtimal var. Ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar. Öldürürlerse sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var. Ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz. Kurşuna dizilirsek sorun yok, gaz odasına gidersek 2 ihtimal var. Bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt. Sabun yaparlarsa sorun yok, kağıt yaparsalar 2 ihtimal var. Ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet kağıdı. Gazete kağıdı olursak sorun yok, tuvalet kağıdı olursak işte o zaman boku yedik."

Kavak Ağacı

Kavak Ağacı - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse, kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
- "Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
- "On yılda" demiş kavak.
- "On yılda mı?" diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
- "Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak."
- "Doğru!" demiş ağaç. Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak, önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Endişeyle kavağa sormuş:
- "Neler oluyor bana ağaç?"
- "Ölüyorsun" demiş kavak.
- "Niçin?" diyerek devam ettirmiş kabak sorusunu. Ağaç:
- "Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için."

Ağlama Duvarı

Ağlama Duvarı - Hayatın Gerçekleri - komikler Burada

Kudüs'e atanan bir Amerikalı gazeteci, ağlama duvarının önünden gelip geçerken, bir Musevinin her gün duvarın önünde diz çöküp dua ettiğini fark etmiş. Haftalarca aynı manzarayı görünce dayanamamış gazeteci. Bu adamla konuşmayı denemiş:
- "Sizi her gün dua ederken görüyorum." Adam cevaplamış:
- "Evet, sabahları gelir, dünya barışı ve kardeşlik için dua ederim. Öğleden sonraları gelir, yeryüzündeki acıların ortadan kalkması ve bütün insanların refaha kavuşması için dilekte bulunurum."
- "Ne kadardır sürüyor bu?"
- "Tam 25 yıldır."
- "Bunca yıl sonra nasıl bir duygu var içinizde?"
- "Duvara konuşuyormuşum gibi bir duygu."

Kırkayak

Kırkayak - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel'e araba çarpar bacağı kırılır. Kazayı yapan şoför para vererek anlaşmak ister. Temel:
- "Yirmi milyar verirsen vazgeçeceğim davadan."  diyerek istediği fiyatı söyler. Adam şaşırır:
- "Beni milyarder mi sandın?" der. Temel:
- "Sen milyarder değilsin de ben kırkayak mıyım?"

Gidiş-Geliş

Gidiş-Geliş - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel günün birinde İstanbul'dan köyüne kahkahalar içinde geri dönüyormuş. Bunu duyan köylüler:
- "Temel neden gülüyorsun?" diye sormuşlar. Temel de:
- "Otobüs şoförünü kazıkladım" demiş. Köylüler:
- "Nasıl oldu?" diye sormuşlar. Temel de:
- "İstanbul'da gidiş-geliş bileti aldım; şu anda geldim fakat geri gitmeyeceğim"

Yanlış İstikamet

Yanlış İstikamet - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel trene binmiş, Tren hareket ettikten sonra bilet kontrolüne gelen memur:
- "Biletiniz İstanbul istikametine fakat bu tren Ankara'ya gidiyor" demiş. Temel kendinden emin:
- "Peki makinist yanlış istikamete gittiğini biliyor mu?"

Donlar

Donlar - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. - "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da: - "Haftada yedi gün var. Hepsi için bir tane: Pazartesi, Salı, Çarşamba,..." demiş. - "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş; açmışlar bakmışlar 8 tane don. - "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız: - "Pazartesi, Salı, Çarşamba. Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. - "Vay be! Adamlardaki temizliğe, medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. - "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar: - "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş: - "Ocak, Şubat, Mart, ..."

Olsun Ben Beklerim

Olsun Ben Beklerim - Temel Fıkraları - komikler Burada

Gardiyan, idama mahkum olan Temel'e sorar:
- "Son arzun nedir?"
Temel:
- "Beni oğlumun yanına gömün."
Gardiyan:
- "Ama senin oğlun yaşıyor."
Temel:
- "Olsun ben beklerim."

YENİ KOMİK ŞAKALAR 2016 KARIŞIK

Hot Dog

Hot Dog - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Günün birinde Temel ile Dursun Amerika'ya gitmişler. Karınları acıkınca yemek yiyebilecekleri bir yer aramaya başlamışlar. Baktıkları her yerde "HOT DOG" yazıyormuş. Bunlar anlamını bilmediği için sözlüğe bakmışlar ve Türkçesinin "SICAK KÖPEK" olduğunu öğrenmişler. İki kafadar:
- "Açlıktan ölsek dahi köpek eti yemeyelim" demişler  ama karınları o kadar çok açıkmış ki açlığa fazla dayanamayıp yemeye karar vermişler. Bir dükkana girip iki "HOT DOG" istemişler. Temel gelen "HOT DOG"u tam yiyecekken içine bakmış ve içindeki sosisi görünce hemen Dursun'a sormuş:
- "Ula Dursun, sana köpeğin neresi geldi?"

A'dan Z'ye Çocuk Eğitimi

A'dan Z'ye Çocuk Eğitimi - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Çocuğunuza;

A- Akıl vermeyin.
B- Başkalarına benzemesini beklemeyin.
C- Ciddiye alın.
Ç- Çimlere basmasını sağlayın.
D- Denemesine izin verin.
E- Empati kurun.
F- Fikrini sorun.
G- Gurur duyduğunuzu söyleyin.
H- Hayallerini sorun.
I- Israrcı olmayın.
İ- İnatlaşmayın.
J- Jest yapın.
K- Kucaklayın.
L- 'Lütfen'li konuşun.
M- Model olun.
N- Ne istediğini sorun.
O- Oyun oynayın.
Ö- Özür dileyin.
P- Paylaşın.
R- Rica edin.
S- Sorumluluk verin.
Ş- Şans verin.
T- Tutarlı olun.
U- Utandırmayın.
Ü- Üzüntülerini paylaşın.
V- Vakit ayırın.
Y- Yüreklendirin.
Z- Zevklerini öğrenin.


BUNLARI YAPABİLİYORSAN İYİ BİR ANNE YA DA BABASIN.