Bir Delik Geride

Bir Delik Geride - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Oldukça geniş bir araziye yayılmış, 18 delikli bir kulüpte golf oynayan adam, kaçıncı delikte olduğunu şaşırmış. Az ilerisinde oynayan bir kadın görmüş. Ona doğru yürümüş ve:
- "Kaçıncı delikte oynadığımı şaşırdım da" demiş.
Kadın:
- "Ben 7. delikte oynuyorum. Siz benden bir delik geride olduğunuza göre, 6. delikte olmalısınız." demiş.
Adam teşekkür edip oyununa dönmüş. Bir süre sonra, adama gene oynadığı yeri şaşırmış. Kadın az ilerisinde. Ona koşmuş gene.
Kadın:
- "Ben 14. delikte oynuyorum. Siz benden bir delik geride olduğunuza göre, 13. deliktesiniz." demiş.
Adam oyununu bitirince, kulübün barına gitmiş. Bakmış kadın barın ucunda oturuyor. Yanındaki tabureye oturmuş ve:
- "Tekrar Teşekkür ederim. Size bir içki ısmarlayabilir miyim?" demiş.
Adam ve kadın koyu bir sohbete koyulmuşlar. Laf lafı açarken, adam kadına sormuş:
- "Ne iş yaparsınız?"
Kadın:
- "Ben satış şefiyim" demiş.
Adam:
- "Ne tesadüf, ben de satış şefiyim." demiş ve kadına sormuş:
- "Ne satıyorsunuz?"
Kadın:
- "Söylersem gülersiniz." demiş.
Adam gülmeyeceğine söz vermiş.
Kadın:
- "Orkid satıyorum ben." demiş.
Adam bunu duyar duymaz, öyle bir gülmeye başlamış ki, tabureden düşmüş, yerde gülmeye devam etmiş tepinerek.
Kadın hafif öfkeli:
- "Söylemiştim güleceğinizi. Siz de gülmeyeceğinize söz vermiştiniz oysa." demiş.
Adam:
- "Yok. Size gülmüyorum. Ben de tuvalet kağıdı satıyorum ve sizden hala bir delik gerideyim."

Altın Pisuvar

Altın Pisuvar - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel Amerika'ya çalışmaya gider. İlk yabancılık günlerinden sonra, şehirde gece hayatını merak eder. Gece dışarı gezmeye çıkar. Bir müddet sonra, bulduğu bir bara girer. Barda oturur ve içki içer. Bir süre sonra da tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Bir bakar ki, pisuvar altından yapılmış.
Temel çok şaşırır tabi ama hoşuna da gider. İçinden:
- "Vay be, adamların tuvaletleri bile altından." diye geçirir. Altın tuvalete işemenin zevkine vararak işini görür ve çıkar. Ertesi gece yine aynı bara gider, yine oturur, içer. Bir süre sonra tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Fakat bir bakar ki altın pisuvar yok. Çok şaşırır. Bara döner ve barmene sorar:
- "Dün gece tuvalette altın bir pisuvar vardı, bu gece niye yok?"
Barmen önce Temel'e bakar, sonra da barın diğer tarafında oturan iri cüsseli adama seslenir:
- "Hey patron, dün gece senin saksafona işeyen herif geldi."

Arsenik

Arsenik - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Kadının biri, eczaneden içeri hışımla dalar ve eczacıdan bir şişe arsenik ister.
Eczacı, kadına:
- "Arsenikle ne yapacaksınız?" diye sorar.
Kadın:
- "Kocamı öldüreceğim." diye cevap verir.
Eczacı:
- "Kusura bakmayın ama, size bu sebeple arsenik satmam olanaksız." der.
Bunun üzerine kadın, çantasına uzanır ve içinden kendi kocasıyla eczacının karısının yatakta sarmaş dolaş çekilmiş bir fotoğrafını çıkarır.
Eczacı fotoğrafa bakar ve:
- "Reçeteniz olduğunu neden daha önce söylemediniz?"

Sağanak

Sağanak - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Eski Yunan filozofu Sokrat'ın karısı son derece geçimsiz, çenesi alabildiğine düşük biriymiş. Bir gün Sokrat'a verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor, bir kova suyu başından aşağı boşaltmış.
Bunun üzerine Sokrat, gayet sakin:
- "Bu kadar gök gürültüsünden sonra, bir sağanak zaten bekliyordum." demiş.

Ödünç Kriko

Ödünç Kriko - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Çok pimpirikli bir adam, arabasına binmiş ve iş icabı kırsal bir bölgeye doğru yola koyulmuş. Şehirler arası yolda ilerlerken, araba sağa sola yalpa yapmaya başlamış. Arabasını durdurup aşağı inmiş. Bir de bakmış ki teker patlamış. Bagajı açmış, stepneyi, bijon anahtarını çıkarmış. Fakat arabada kriko yok. Yolun geliş ve gidiş istikametine bakmış. Ne gelen var, ne giden. İçindeki korku ve karamsarlıkla sağa sola bakınmaya başlamış. Tam bu sırada bulunduğu mesafeye 1 km. kadar ileride bir ışık görmüş:
- "Gidip şunlardan ödünç bir kriko isteyeyim." demiş ve ışığa doğru yürümeye başlamış. Giderken de kendi kendine konuşuyormuş:
- "Acaba adam kapıyı açar mı? Açarsa kızar mı? Kızarsa döver mi? Acaba adamın arabası var mıdır? varsa krikosu var mıdır? Krikosu varsa verir mi? Verse bile benden kriko parası ister mi?" diye söylene söylene ışık yanan eve varmış. Bütün öfkesiyle evin kapısını çalmış.
Güler yüzlü, gayet kibar bir zat kapıyı açmış ve:
- "Buyurun beyefendi? Ne istemiştiniz?" demiş.
Kendi kendini iyice doldurmuş olan adam, hiç düşünemeden aynı öfkeyle adama bağırmış:
- "Hay senin vereceğin krikoya da sana da. Al da krikonu başına çal."

Kalıba Oturttuk

Kalıba Oturttuk - Fena Fıkralar - Komikler Burada

Bir gün, bir iş adamı geneleve gitmiş. Bayanlardan birini beğenmiş ve parada anlaşıp bayanın parasını ödemiş.
Kadın:
- "3. kattaki 305 no'lu odaya çıkın." demiş.
Adam merdivenleri çıkarken, gözü ikinci katta kapısı aralık bir odaya takılmış. Merak edip odadan içeriye bakmış. İçeride bir zenci ve zencinin üstünde genç bir kız hareketsiz duruyor. Adam neyse deyip odaya çıkmış. Adam iki saat sonra aşağıya inerken, bakmış kapı hala aralık ve zenci ile kız aynı pozisyonda kıpırdamadan duruyorlarmış.
Adam dayanamamış ve patroniçeye sormuş:
- "Bu ne durum? Odadaki çift neden hareketsiz duruyorlar?"
Patroniçe gülerek cevap vermiş:
- "O kız yeni düştü de kalıba oturttuk."

Sosis Makinesi

Sosis Makinesi - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Fabrikatör bir adamın işe yaramayan bir oğlu varmış. Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış. Ancak oğlan salak olduğu için, hiç bir işi beceremiyormuş. Babası ona ne iş bulduysa hepsini elini yüzüne bulaştırmış berbat etmiş. Adam en sonunda tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş. Çocuğunu elinden tutup, bari işi öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına götürmüş ve:
- "Bak oğlum, buradan böyle öküzü yolluyorsun, aha diğer taraftan sosis olarak çıkıyor. Sen şu makinenin başında bekle, bir durum olunca haber ver. Bu kadar basit anladın mı?" demiş.
Oğlu da:
- "Tamam baba." demiş.
Çocuk bu makineleri izlerken çok şaşırmış. Aradan bir zaman geçtikten sonra babası oğlunun yanına gelmiş ve:
- "Oğlum nasıl, işini beğendin mi?" diye sormuş.
Çocuk:
- "Baba bu makineler çok harika. Biz makinenin bir tarafından öküz sokuyoruz, diğer taraftan sosis olarak çıkıyor. Öyle değil de buradan öküz yerine sosis koysak, diğer taraftan öküz olarak çıksa, yok mu böyle bir makine baba?" diye merakla sormuş.
Babası hemen cevaplamış:
- "Maalesef evladım, o teknoloji bir tek senin ananda var."

Yenisini Yapmak

Yenisini Yapmak - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Kadın oğlunu doktora götürmüş:
- "Doktor bey, oğlum yürüyemiyor, gözü görmüyor, sağır ve dilsiz, akli dengesi de bozuk. Size getirdim" demiş.
Doktor bir kadına, bir de çocuğa bakmış ve:
- "Soyunun" demiş.
Kadın:
- "Ne soyunması? hasta olan ben değilim, oğlum." demiş.
Doktor:
- "Biliyorum ama, onu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay."

Dilsizler

Dilsizler - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Dilsizin biri, yolda yürürken, yine kendi gibi dilsiz arkadaşına rastlamış. İşaretlerle nasıl olduğunu, ne yaptığını sormuş.
Arkadaşı normal bir ses tonu ile:
- "Şimdi artık normal sesimi kullanarak konuşabiliyorum" diye yanıtlamış.
Şaşırmış dilsiz adam ve nedenini sormuş. Arkadaşı:
- "Bu alanda çok başarılı olduğu söylenen bir doktora gittim. Belli bir sistemli çalışma programı sonunda, kelimeleri anlamlandıran sesleri çıkarmayı öğrendim." demiş.
Hemen oradan doktoru arayıp arkadaşı için randevu almış. Dilsiz, randevu zamanı gelince doktora gitmiş.
Doktor:
- "Hemen çırılçıplak soyun ve şu divanın üzerine yüzükoyun yat, şimdi geliyorum" demiş.
Dilsiz, utana sıkıla soyunmuş. Birazdan yattığı yerden başını çevirip bakmış ki, doktor elinde kısa bir süpürge sapı, tahta bir balyoz ve bir kavanoz vazelinle geliyor. Doktor süpürge sapını vazelinleyip dikkatlice yerleştirmiş. Balyoz ile sopanın tepesine vurması ile dilsiz, birden en hassas bölgesinde içini yırtan öylesine bir acı duymuş ki can acısıyla bağırmış:
- "Aaaaaaaaaa!"
Bunun üzerine doktor:
- "Çok güzel oldu. Artık giyinebilirsiniz. Yarın gelince de B demesini öğreteceğim."

Yanındaki Kim?

Yanındaki Kim - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçidir. Dönemin Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmişti ve programda Fiat fabrikaları da vardı. Krusçev, fabrikanın makineleri arasında dolaşırken burada çalışan Temel'e rastladı ve:
- "Vay Temel..." diye sarılıp kucakladı.
Tüm protokol bu dostluktan dolayı şaşkındı. Misafir gittikten sonra patron Temel’i çağırıp:
- "Krusçev’i nereden tanıyorsun?" diye sordu.
Temel gayet mütevazi cevap verdi:
- "Hiiç. Ben eskiden komünisttim. 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım."
Olay unutuldu gitti. Ama 3-5 ay sonra, bu kez Amerika başkanı Nixon gelmişti İtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında yine:
- "Vay Temel, vay Nixon..." muhabbeti yaşandı.
İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel’i yine çağırttı ve:
- "Nixon’u nereden tanıyorsun?" diye sordu.
Temel cevap verdi:
- "Bir ara Amerika’ya göç etmeye kalkıştım. New York’ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu."
Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca, Patron Agnelli derin bunalımlara girmişti. Kendisini tanıyan yoktu ama fabrikasında çalışan Temel'in uluslararası çevresi vardı. Patron Agnelli Temel'i yine çağırdı ve:
- "De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?" diye sordu.
- "Nazilere karşı Paris’te yeraltı savaşı yapıyorduk. Özel kuryesiydim."
- "Sen herkesi tanır mısın?"
- "Evet, hemen hemen."
Patron iyice hırslanmış:
- "Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin."
Temel gülmüş:
- "Tabii. Yakın arkadaşımdır."
Agnelli haykırmış:
- "İspatla. İspatlayamazsan, ustabaşı olduğuna bakmam kovarım."
Temel sırıtmış:
- "Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım."
Patron Pazarı iple çekmeye başlamıştı. Nihayet beklenen gün gelince Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başladı. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış ve yanında Temel kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyordu. O sırada kalabalıkta bir kargaşa oldu ve birisi bayılıverdi. Temel bayılanın kendi patronu olduğunu anlayınca Papaya:
- "Bana müsaade şuna bir bakıp geleyim" diyerek koştu. Agnelli yerde yatıyor, bir iki kişi de onu ayıltmaya çalışıyordu.
Temel çevresindekilere:
- "Bu adam benim patronumdur. Ne oldu?" diye sordu.
 Biri cevap verdi:
- "Merhaba Temel, siz Papa'yla balkona çıktığınızda, bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna dönüp:
- "Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?" diye sorunca, seninki düşüp bayıldı.

Mayo Niyetine

Mayo Niyetine - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Karı koca, günübirlik denize giderler. Adam, deniz kıyısındaki kabinde soyunur ve içeriden karısına seslenir:
- "Ver şu benim mayomu."
Karısı çuvalı karıştırır, fakat bir türlü mayoyu bulamaz ve kocasına:
- "Yok bey, evde unutmuşuz." der.
Adam:
- "Kahretsin. O zaman ver şu çuvalı bana. Burada beni kimse tanımaz." der.
Kadın çuvalı kocasına verir. Adam çuvalı alır ve altına iki delik açıp, çuvalı mayo niyetine giyer ve denize girer. O denize girerken sahildekiler, ellerini ağızlarına götürüp gülerler. Denizden çıkarken de sahildekiler, ellerini ağızlarına götürüp hayretler içinde kalırlar.
Adam karısına sorar:
- "Bu millet ben denize girerken önüme bakıp, hayret işareti yaptı, çıkarken de arkamdan hayretle baktı. Bak bakalım önümde arkamda ne var?"
Karısı adamın önüne bakar ve okur:
- "Kayseri Şeker Fabrikası"
Arkasını okur:
- "Net: 50 KG."

Takımlarınız Yanınızda

Takımlarınız Yanınızda - Sarışın Fıkraları - Komikler Burada

Sarışın kadın kitap okumayı, kocası ise sabah karanlığında balığa çıkmayı çok seviyormuş.
Bir gün adam, bir kaç saat balık avından sonra eve yorgun bir şekilde gelir ve uyumak için yatağa geçer. Sarışın da, fırsat bu fırsat deyip, kocasının kayığına biner, çevreyi tanımadığı halde denizde biraz açılır, sonra bir yerde durur ve kitabını eline alıp okumaya başlar.
Bir süre sonra güvenlik gelir ve sarışına:
- "Günaydın, siz burada ne yapıyorsunuz?" diye sorar.
Sarışın:
- "Okuyorum" der.
Bunun üzerine Görevli adam:
- "Burada avlanmak yasak" der.
Sarışın:
- "Ben zaten avlanmıyorum ki, görüyorsunuz." der.
Görevli:
- "Ama gördüğüm kadarıyla avlanmak için gerekli olan tüm takımlar yanınızda. Sizi maalesef buradan götürüp ceza yazmak zorundayım" der.
Sarışın:
- "Eğer siz bunu yaparsanız, bende size tecavuz davası açarım." der.
Görevli:
- "Fakat ben size dokunmadım bile" der.
Bunun üzerine sarışın cevap verir:
- "Ama gördüğüm kadarıyla, tecavuz için gerekli tüm takımlarınız yanınızda."

Ana Sütü

Ana Sütü - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Öğretmen, öğrenciye sormuş:
- "Yeni doğan çocuklar için, ana sütü, niçin inek sütünden daha yararlıdır?"
Öğrenci hiç duraksamadan cevabı yapıştırmış:
- "Ana sütü, bir kere çok daha lezzetlidir. Ekşime mekşime yapmaz. Kedi içmez. Taşınması daha kolaydır. Üstelik ambalajı da çok nefistir."

Pastırma

Pastırma - Kayserili Fıkraları - Komikler Burada

Kayserilileri kızdırmak için, eşek etinden pastırma yaptıklarını her fırsatta söyleyen biri, yine bir Kayseriliye bunu sormuş:
- "Sizde eşek etinden pastırma yaparlarmış doğru mu?"
Kayserili:
- "Kayseri'ye gidecek misin?"
Adam:
- "Yok, gitmeyeceğim."
Kayserili adamı rahatlatmış:
- "O halde merak etme, senden pastırma yapmazlar."

Ben Yokken

Ben Yokken - İngiliz Alman Fransız Fıkraları - Komikler Burada

Bir Fransız, bir Amerikalı, bir Alman ve bir Türk, deniz kazası sonucunda ıssız bir adaya düşmüşlerdi. Bir hafta sonra konuşmaya başladılar.
 Fransız:
- "Ben yokken, şimdi sevgilim kaç kez evime gelmiş, beni çok merak etmiştir."
Amerikalı:
- "Ben yokken, bütün medya gelmiş, beni arıyordur."
Alman:
- "Ben yokken, patronum, yeni projeler için mutlaka beni aramıştır."
Türk:
- "Ben yokken, kim bilir ne zamlar, ne vergiler gelmiştir."

Gerek Yok

Gerek Yok - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Fadime ile Temel, büyük adada dolaşıyorlarmış. Bir martı gelip Temel'in kafasına pislemiş.
Bunun üzerine Fadime:
- "Temel, git şu tuvaletten tuvalet kağıdı al." demiş.
Temel de:
- "Gerek yok, kuş çoktan uçup gitti."

Yere İneceği Yok

Yere İneceği Yok - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel'le Dursun yolda karşılaşmışlar. Temel'in yüzü asık, morali çok bozukmuş.
Dursun sormuş:
- "Hayırdır Temel ne oldu?"
- "Ula uşağım, babam öldü, acımız büyüktür." demiş.
- "Yapma ya, pederin genç idi, çok üzüldüm, nasıl öldü?" diye sormuş.
- "Apartmanın sekizinci katının balkonundan düştü."
- "Yapma ya demek yere düştü öldü?"
- "Yok, girişteki bakkalın tentesine düşünce, oradan havalanıp karşı apartmana yöneldi."
- "Apartmana mı çarptı, nasıl öldü?"
- "Yok, karşı apartmanın balkonunda çamaşırlar asılı idi. Çamaşır ipine vurup havalandı yay fabrikasının bahçesine düştü."
- "Vah yazık, bahçede mi öldü?"
- "Yok, bahçedeki yayların üzerine düşüp yeniden havalandı. Yukarıdaki elektrik tellerine düştü."
- "Amanın elektriğe mi çarpıldı da öldü?"
- "Yok, oradan da zıpladı."
- "Eee, nasıl öldü o zaman?"
- "Baktık, babamın yere ineceği yok, biz de tüfekle vurduk onu."

Zengin Temel

Zengin Temel - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Bizim Temel ile Cemal, bir gün lüks bir otelin lobisinde, harika bir hatun görürler.
Temel der ki:
- "Ula Cemal, gidip bir bakayım, bu kadından iş çıkar mı?"
Temel yaklaşır kadına, sorar:
- "Benimle bir yemek yemek ister misiniz?"
Kadın, Temel'e sorar:
- "Bahse girerim, şu kapıdaki Mercedes sizin değildir."
- "Değildir."
- "Şöyle iyi durumda, bir banka hesabınız da yoktur sanırım."
- "Yoktur."
- "Karadeniz kıyılarında, şöyle iki katli bir çiftlik eviniz de yoktur herhalde."
- "Yoktur."
- "Hadi o zaman çek arabanı."
Temel boynu bükük, Cemal'in yanına döner:
- "Ula Cemal, benim Limuzini sana versem, Mercedesini bana verirsin?"
- "Veririm Temel'im."
- "Bir telefon etsem, kendi bankamda bana hesap açarlar mı?"
- "Açarlar Temel'im."
- "Tamam o da kolay da, herhalde bizim peder, üçüncü katı yıkmama izin vermez."

Yalan Saatler

Yalan Saatler - Cennet Cehennem Fıkraları - Komikler Burada

Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş. Aziz Pederin karşısında, cennetin kapısında dururken, arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş ve sormuş:
- "Bu saatler ne böyle?"
Aziz Peder cevap vermiş:
- "Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder."
Ramsfeld:
- "Peki bu kimin saati?"
- "Bu Azize Teresa'nın saati. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş."
Ramsfeld:
- "İnanılmaz. Peki bu kimin saati?"
Aziz Peder cevap vermiş:
- "Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti. Yani Abraham Lincoln, tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi."
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş:
- "Peki Bush'un saati nerede?"
- "Bush'un saati İsa'nın ofisinde. İsa onu vantilatör olarak kullanıyor."

İş Teklifi

İş Teklifi - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Yeni mezun bir mühendis iş aramaktadır. Gelen güzel bir teklif üzerine iş görüşmesi için firmaya gider. Firmada yapılan mülakat aynen şu şekildedir:
- "Üniversite projeleriniz var mı?"
- "Valla ne yalan söyleyeyim, sadece gece alemleri."
- "İş tecrübeniz var mı?"
- "Hayır."
- "Raporlama yeteneğiniz?"
- "Eh işte idare eder."
- "İstediğiniz maaş?"
- "3000 dolar."
Bunun üzerine yönetici şu teklifi sunar:
- "Peki size içinde hem seyahat, hem de se*ks olan bir iş teklifi versek kabul eder misiniz?"
Adam heyecan içerisinde:
- "Tabii, nasıl kabul etmem. Nedir bu iş?"
- "S*kt*r git..!"

Suyumuz Hiç Yok

Suyumuz Hiç Yok - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Afrika gezisinde bir turist, devamlı tamtam çalan yamyamın yanına giderek sordu:
- "Niçin durmadan tamtam çalıyorsunuz?"
Yamyam cevap verdi:
- "Suyumuz hiç yok da o yüzden."
Turist başını salladı:
- "Anladım. Tanrı'dan yağmur yağdırmasını istiyorsunuz."
Yamyam:
- "Yok canım, muslukçuyu çağırıyorum."

Biz Onu da Düşündük

Biz Onu da Düşündük - Cennet Cehennem Fıkraları - Komikler Burada

Sakıp Sabancı Ağa'ya bir gün sormuşlar:
- "Ağa, bu dünyada her şey güllük gülistanlık. Nereye baksak her tarafta senin şirketleri, fabrikaları görüyoruz. (marSA, yünSa, lasSA, toyotaSA). Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?"
Sakıp Ağa gülmüş ve cevaplamış:
- "Merak etmeyin. Biz onu da düşündük. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA."

Vatan Senin Neyindir?


Vatan Senin Neyindir - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Komutan Mehmet'e sorar:
- "Vatan senin neyindir?"
Mehmet:
- "Vatan benim anamdır, komutanım." diye bağırır.
Sıra Temel'e gelir.
Komutan, Temel'e sorar:
- "Vatan senin neyindir asker?"
Temel cevap verir:
- "Vatan Mehmet'in anasıdır, komutanım."

Çekirdekleri Kaçışıyor

Çekirdekleri Kaçışıyor - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri, çalışmaları ile yarışmaya katılmışlar.
İlk olarak, Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler.
Jüri başkanı:
- "Sizin çalışmanız nedir?" diye sormuş.
Fransız profesör başlamış anlatmaya:
- "Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim, Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu." demiş.
Ardından, ülke ülke, diğer çalışmaları gezmeye başlamışlar. Sıra, Türkiye'den bizim profesör Temel'e gelmiş.
Jüri başkanı:
- "Sizin çalışmanız nedir?" diye sormuş.
Temel çalışmasını anlatmış:
- Ben karpuz genleri ile, hamam böceği genlerini birleştirdim." demiş.
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş.
Başkan Temel'e:
- "Bu çalışma ne işe yarar?" diye sormuş.
Temel cevap vermiş:
- "Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçışıyor."

Benim Köpeğim

Benim Köpeğim - Avcı Fıkraları - Komikler Burada

Malum, avcılar atıcılıklarıyla meşhurdurlar. Yine bir mecliste, üç avcı karşılıklı olarak köpeklerini övüyorlarmış.
Birincisi demiş ki:
- "Benim köpeğim çok akıllıdır, bakkala gönderirim, ne istersem alır ve getirir."
Hemen ikinci avcı atlamış:
- "Ya benim ki! Sadece istediklerimi almakla kalmaz, paranın üstünü de doğru olarak getirir, satış fişini de alır." demiş.
Bu sırada üçüncü avcı, kendinden emin bir tavırla, aynen şöyle demiş:
- "Sizin köpeklerinizin alışveriş ettiği dükkanı, benim köpeğim çalıştırıyor."

Siyaseti Öğren

Siyaseti Öğren - Kayserili Fıkraları - Komikler Burada

Kayserilinin biri ilahiyat okumak için Mısır'a EL-Ezher Üniversitesine gitmiş. Yedi senelik okulu memleketine hasret kaldığı için, altı sene sonra bırakmak istemiş. Hocası buna üzülmüş ve ona:
- "Oğlum gel, bir sene daha oku da, İslam'da Siyaseti öğren." demiş.
Kayserili ısrar etmiş ve:
- "Bana Siyaset miyaset lazım değil" demiş.
Kayserili, köyüne geldikten sonra camiye gitmiş ve hocanın vaazını dinlemeye başlamış. Duydukları öğrendiklerinin tam tersiymiş. Hoca kafirlerden dinsizlerden bahsediyormuş ki, bizim Kayserili ayağa kalkmış ve hocaya:
- "Hocam anlattıklarınızın hepsi yanlış." demiş.
Bunun üzerine hoca:
- "Aha kafirin teki de bu." demiş.
Bunun üzerine bütün cemaat bizim Kayserilinin üstüne yürümüş.
Canını zor kurtaran Kayserili, hemen Mısır'a geri dönüp başından geçenleri hocasına anlatmış ve son senesini de okuyup, tekrar köyüne dönmüş. Yine Camiye girmiş ve aynı Hocayı dinlemeye başlamış. Bir müddet sonra ayağa kalkmış ve:
- "Hocam, kusura bakmayın. Geçen sene size karşı çok büyük bir hata yaptım. Mısır'da hocamla konuştum ve siz haklıymışsınız. Hatta, sizden bir kıl koparan, Cennete gidecekmiş." deyince bütün cemaat ayağa kalkıp, hocanın üstüne yürümüşler.

Tesadüfe Bak

Tesadüfe Bak - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Yeni eve taşınan Cemal, duvar kağıdı siparişi edecekmiş. Ancak, ne kadar duvar kağıdı gideceğini bilememiş.
Dekoratör:
- "Temel, evine yeni duvar kağıdı yaptırdı, ne kadar kağıt gideceğini o bilir." demiş.
Bunun üzerine Temel'e danışan Cemal, otuz yedi top duvar kağıdı sipariş etmiş.
Kaplama işi bittiğinde, on üç top duvar kağıdı artmış.
Cemal merak içinde, Temel'e durumu anlatmış. Temel de cevap vermiş:
- "Tesadüfe bak, bende de on üç top artmıştı."

Bizi İzler misiniz?

Bizi İzler misiniz - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Orta Yaşlı bir çift, doktora gitmişler:
- "Doktor, sevişirken bizi izler misiniz?" demişler.
Doktor şaşkın şaşkın bakmış. Demek bir sorunları var. Tıp adamı olarak yardım etmek zorunda:
- "Peki" demiş.
Çift yatağa uzanmış, doktor izlemiş ve teşhisi bildirmiş:
- "İkiniz de gayet sağlıklısınız, Sevişmeniz fevkalade. Merak edecek bir şey yok. Viziteniz 32 dolar, bu da faturanız." demiş.
Ertesi hafta çift yine gelmiş, doktor yine çifti izlemiş. Yine sorun yok. Yine vizite 32 dolar.
Artık çift, her hafta böyle, randevu alıyor, geliyor, sevişiyor. parayı ödüyor, çıkıp gidiyormuş.
Bir türlü bir şey bulamayan doktor, sonunda dayanamamış:
- "Bana biraz yardımcı olun, sıkıntınız ne söyleyin?"
Adam cevap vermiş:
- "Herhangi bir sıkıntımız yok. Bir şey bulmanızı da istemiyoruz. Bu kadın evli, onun evine gidemiyoruz. Ben de evliyim, benim eve de gidemiyoruz. Hilton geceye 178 dolar istiyor. Sheraton 182 dolar. Buraya ise sadece 32 dolar ödüyoruz. Üstelik sağlık sigortamız, bu 32 doların 26 dolarını bize fatura karşılığı geri ödüyor."

Tespih Çeke Çeke

Tespih Çeke Çeke - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Bir gün Nasrettin Hoca, yol üstünde bir hana girmiş. Hanın her tarafı delik deşik olmuş, neredeyse tavanı göçecek hale gelmiş. Hoca'nın yüreğine bir korkudur düşmüş ama, bir şey diyememiş. Nihayet bir söz arasında:
- "Yahu hancı, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor böyle, sanki beşik mübarek." demiş. Hancı baba hiç oralı olmamış. Sözü şakaya vererek:
- "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil, tavan tahtaları Hak'ka tespih çekiyor." demiş.
Hoca bunun üzerine, gözlerini hancının gözüne dikerek sormuş:
- "Peki ama, ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak?"

Safevilerin Çöküşü

Safevilerin Çöküşü - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Öğrenci, o gün son saatteki Tarih dersine kadar sınıftaydı. Ama tarih dersinde, öğretmen Safevilerin çöküşünü anlatmaya başlayınca, birdenbire hastalandı ve dışarı çıktı. Dersin sonuna doğru sınıfa dönünce, öğretmen sordu:
- "Ne zamandan beri yoktun sen?"
Öğrenci cevap verdi:
- "Safevilerin çöküşünden beri öğretmenim."

İstanbul'da Olmasam

İstanbul'da Olmasam - Karadeniz Fıkraları - Komikler Burada

Laz'ın biri alacaklılardan kaçmak için, kapısının üzerine:
- "İstanbul'dayım" yazmış ve her kapı çaldığında tavan arasına kaçıyormuş.
Yine kapı çaldıktan sonra, bu kez büyük bir gürültü ile kapı kırılmış ve eve giren birkaç kişi Laz'ın eşyalarını dışarı taşımaya başlamışlar.
Bu durumu tavan arasından seyreden Laz:
- "Ulan şimdi İstanbul'da olmasam size gösterirdim."

Kayserilinin Prensibi

Kayserilinin Prensibi - Kayserili Fıkraları - Komikler Burada

Kayserili bir genç, yeni işe başlamış. Bir aylık çalışma sürecinin sonunda, ilk maaşını almak için bankamatiğe gittiğinde, anlaştıkları maaşın 300 TL üzerinde bir ücret yatırıldığını görmüş. Hiç sesini çıkartmadan, sevinerek maaşı çekmiş. Aradan bir ay daha geçmiş. Tekrar maaşını çekmeye gitmiş, bakmış bu sefer de 150 TL eksik yatmış. Hemen muhasebeye gidip itiraz etmiş ve:
- "Neden maaşım eksik yattı?" diye sormuş.
Bunun üzerine muhasebeci:
- "Neden geçen ay 300 TL fazla para yatırdığımızda itiraz etmediniz de, şimdi eksik yatınca itiraz ediyorsunuz?" diye sormuş.
Kayserili genç, sakince cevap vermiş:
- "Prensibimdir, ilk hatayı her zaman affederim."

Arkadaşıma Benzettim

Arkadaşıma Benzettim - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Adamın biri yolda yürüyormuş. Ensesine şöyle okkalı cinsinden bir tokat yemiş. Arkasına dönüp bakmış, iri yarı bir adam. Acı içinde adama sormuş:
- "Ne oldu ya? Neden bana vurdunuz?"
Adam da:
- "Seni bir arkadaşıma benzettim, pardon kardeşim." demiş.
Tokat yiyen adam:
- "Ama bu kadar da sert vurulmaz ki canım." demiş.
Adam da cevap vermiş:
- Sana ne be adam, arkadaşım değil mi? İstediğim gibi vururum."

Fenni Sünnetçi

Fenni Sünnetçi - Temel Fıkraları - Komikler Burada

İngiliz, Fransız ve Temel bir trende gidiyorlarmış. Bir sinek Fransız'ı rahatsız ediyormuş. Fransız çekmiş kılıcını sineği ortadan ikiye bölmüş. Cebinden kimliğini çıkarıp:
- "Fransız Kraliyet Ailesi" demiş.
Başka bir sinek İngiliz'i rahatsız ediyormuş. İngiliz kılıcını çekmiş ve sineği ortadan ikiye bölmüş. Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
- "İngiliz Kraliyet Ailesi" demiş.
Başka bir sinek de bizim Temel'i rahatsız ediyormuş. Temel kılıcını çıkartıp sineğe sallamış. Sineğe hiç bir şey olmamış. Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
- "Fenni sünnetçi" demiş.

İş İlanı

İş İlanı - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Gazetedeki iş ilanında;  "Üniversite mezunu, iyi Fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı" yazıyormuş.
Temel, gazetedeki bu iş ilanı üzerine şirkete gelmiş ve sırası gelince görüşme başlamış:.
- "Hoş geldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?"
- "Üniversite mezunu değilim."
- "Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız."
- "Yabancı dil bilmem."
- "Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz."
- "Pazarlama konusundan anlamam."
- "O zaman niye geldiniz canım kardeşim?"
- "Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim."

Dilenci

Dilenci - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Adamın biri, dilenciye beş lira verir. Dilenci parayı alır, ama adama sitemle sorar:
- "Yahu sen iki yıl önce, bana hep yirmi lira verirdin. Geçtiğimiz yıl on liraya düşürdün, şimdi de beş lira veriyorsun, neden?"
Adam üzgün bir şekilde cevap verir:
- "Geçen sene evlendim, bu sene de çocuğum oldu. Durum bundan ibaret."
Bunun üzerine dilenci söylenir:
- "Vaay, demek benim parayla ev geçindiriyorsun ha? Kıymetimi bil."

Gece Yarısı

Gece Yarısı - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Yıllar sonra, çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş.
Bir gün, gecenin bir yarısı, saat 3:30 civarları telefonu çalmış.
Telefondaki ses, annesinin sesiymiş.
Çocuk:
- "Ne var Anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı." diye annesini azarlamış.
Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses tonu ile:
- "Bundan 25 yıl önce, bir gece yarısı saat 3:30'da sen de beni rahatsız etmiştin. Doğum Günün Kutlu Olsun oğlum." demiş.

Elimi Al

Elimi Al - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Mahallenin cimri adamı, göle düşmüş. Başlamış çırpınmaya.
Bunu gören köylüler, hemen koşup gelmişler ve:
- "Elini ver, elini ver." diye bağırmışlar.
Adam bir türlü elini uzatmıyormuş. Tam adam boğuluyormuş ki, oradan geçen Nasrettin Hoca köylülere seslenmiş:
- "Yahu! o adam vermeyi bilmez. 'Elimi al, elimi al' diye bağırsanıza."

Talihsiz Adam

Talihsiz Adam - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Adam barda oturuyormuş. Önünde bir türlü içemediği içki bardağı varmış ve suratı asıkmış. O sırada barın kapısı açılmış. İri yarı, külhanbeyi tavırlı biri, bara girmiş ve hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş.
Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra:
- "Ne o, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?" diye sormuş.
O da başlamış anlatmaya:
- "Sorma, ben çok talihsiz bir adamım. Sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim. Eve gittim ve karımı başka birisiyle yakaladım.
Bu kadarı da artık fazla deyip, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabanca tutukluk yaptı. İple asmaya kalktım ip koptu. Doğal gazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin."

İnanmadınız

İnanmadınız - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel, çevresindekilere sürekli:
- "Bakın ben hastayım, ben öleceğim." diyormuş.
Fakat kendisini kimse dinlemiyormuş.
Bir gün yine:
- "Ben hastayım, ben öleceğim." demiş.
Bakmış, yine kimse kendisini dinlemiyor, birine bir zarf vermiş ve:
- "Ben ölürsem, mezar taşıma bu zarfın içindeki notu yazın." demiş.
Gün gelmiş, bizim Temel ölmüş. Mezar taşına şöyle yazmışlar:
- "Ben hastayım, öleceğim dedim dedim bana inanmadınız. Bak, ne oldu şimdi?"