Emekli Olacağım

Öğretmen öğrencilerine soruyordu:
- "Fatma büyüyünce Ne olacaksın?"
- "Hemşire olacağım Öğretmenim"
- "Sen Ne olacaksın bakalım Mehmet?"
- "Subay olacağım öğretmenim."
- "Sen Hasan?"
- "Öğretmen olacağım." Sıra Temel'e geldi:
- "Temel Sen büyüyünce Ne olacaksın?"
- "Emekli olacağım öğretmenim."

Kahve Falı

Adamın birinde basur hastalığı varmış. Bu da adamı çok rahatsız ediyormuş. Ne yapmış, ne etmiş bir türlü çare bulamamış hastalığına. Bir gün arkadaşının biri buna akıl vermiş. Demiş ki:
- "Her gün bir fincan kahve iç, tortusunu da yaranın üstüne sür. O zaman iyileşirsin" demiş. Bu da belirli bir zaman kahve içmiş, dibinde kalan tortusunu da kıçındaki yaraya sürüyormuş. Fakat yarası iyileşmemiş aksine iyice artmış. Sonunda adam çareyi doktora gitmekte bulmuş. Fakat doktora gitmeden önce yine kahve içmiş tortusunu da sürmüş. Adamın gittiği doktor da kahve falı bakmaya çok meraklıymış. Hasta:
- "Doktor bey, bende basur var, ne yaptıysam çare bulamadım, sen bilirsin" demiş. Doktor adama:
- "Aç kıçını, eğil bakayım" demiş. Adam eğilmiş doktor bakmış adama:
- "Oooo, bahtın çok açık, yakında güzel bir haber alacaksın. İleride seni çok güzel günler bekliyor" demiş. Adam da doktora:
- "Doktor bey, benim bahtım bu yaştan sonra kıçıma mı yazılmış" demiş.

Kadın Kulağı

Adamın biri kazada kulaklarını kaybetmiş. Araştırmaları sonucu iyi bir plastik cerrah bulmuş ve ameliyata girmiş. Ameliyat sonrası bandajlar açıldıktan bir süre sonra:
- "Aman Allah'ım Doktor! Bana kadın kulakları takmışsınız!" diye bağırmaya başlamış.
- "Kulak kulaktır. Kadını erkeği olmaz!" demiş doktor. Hasta:
- "Yanılıyorsunuz! Her şeyi duyuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum!"

Başkaları Dikkat Etmez

Bir gün kadının biri doktora gitmiş ve doktor ona:
- "Hamilesiniz" demiş. Kadın sevinçle evine gitmiş, durumu kocasına anlatmış, kocası şaşırmış:
- "Nasıl olur ben çok dikkat etmiştim" demiş ve soluğu doktorun yanında almış ve doktora:
- "Ben çok dikkat etmiştim ama bu nasıl olur?" demiş. Doktor da:
- "Bakın beyefendi, bu işler trafiğe benzer. Siz çok dikkat edersiniz ama başkaları dikkat etmez."

Terapi Ücreti

Kekemenin biri, hastalığını tedavi etmesi için, konusunda uzman bir doktor araştırır ve bu doktora muayeneye gider:
- "Du du duydum ki, ba ba bana ya ya yardım e e ede bi bi bilir mi mi mişsiniz." Doktor:
- "Evet, rahatça oturun, derin nefes alın ve 10'a kadar saymaya başlayın!" Kekeme:
- "Bi bi bir, i i ikiii, ü üüüç... Se sekiz, do dokuz, oon! Ah, mükemmel, artık kekelemiyorum! Teşekkür ederim doktor!"
- "Terapi ücreti 300 milyon!"
- "Ne ne ne ka ka ka kadar?"

Kendini Fare Zanneden Hasta

Kendisini fare zannettiği için ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılan adam, birkaç yıllık bir tedavinin ardından iyice kendine gelmiş. Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri hasta ile son bir görüşme yaparak, iyileştiğinden emin olmak istemişler. Adama sormuşlar:
- "Söyle bakalım; sen insan mısın, fare misin?" Adam gülümsemiş:
- "Doktor bey, o günleri geride bıraktım. Elbette ki ben bir insanım." Doktorlar, içleri rahatlayarak:
- "Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek kalmadı" demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar. Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, adamı bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş:
- "Ne oldu yahu? Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar!"
- "İyi de doktor bey, orada bir kedi var!"
- "Eee, ne olmuş kedi varsa; hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?"
- "Ya doktor bey, ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?"

Keşke Jinekolog Olsaydım

Fevkalade sosyetik bir kokteylde, Diş hekimi smokinleri içinde iki kat yakışıklı görünüyordu. Ağzından da bal aktığından, etrafı her zamanki gibi genç ve güzel hanımlarla çevriliydi. Bu güzellerden biri:
- "Ah doktor, dişim öyle ağrıyor ki günlerdir" dedi. Sonra doktorun elini yakalayıp ağzına doğru çekti. Çekmekle de kalmayıp doktorun işaret parmağını ağzına sokarak sol tarafa kaydırıp azı dişine doğru zorla uzatmaya çalıştı:
- "İşte burası! Tam burası! Öyle ağrıyor ki..!" Diş hekimi parmağını kadının ağzından kurtarmaya çalışırken söylenmeye başladı:
- "Hanımefendi keşke jinekolog olsaydım!"

Anahtar Deliği

İki kardeş anahtar deliğinden anne ve babalarını aşk yaparken gözetliyorlardı:
- "Vay, şunlara bak. Bizim parmağımızı burnumuza sokmamıza bile izin vermiyorlar."

Kızamık

Adam, telefonu açıp seslendi:
- Alo. Doktor Bey, bizim oğlan kızamık." Doktor:
- "Biliyorum, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve.." Adam:
- "Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere."
- "Ya bu fena işte. Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı."
- "Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm."
- "Ooo. İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı."
- "Ya. Sonra ben karımı öptüm."
- "Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek."

Kocalık Vazifesi

Adam doktorun karşısında biraz da mahcup biçimde:
- "Maalesef artık kocalık vazifelerimi yerine getiremiyorum. Bir cinsel güçsüzlük içinde hissediyorum kendimi. Acaba benim durumuma bir çare bulunabilir mi?" Doktor:
- "Viagra. Duymadınız mı? Viagra diye bir hap çıktı. Tahtakale'de tanesi 20 dolardan satılıyor. Hemen Viagra'ya müracaat" Adam mutluluktan uçarak çıkmış muayenehaneden. Doğru Tahtakale'ye. Tesadüf bu ya. Doktor ve adam bir hafta sonra yolda karşılaşmışlar. Doktor:
- "Ne oldu beyefendi sonuç nasıl? Karınız artık memnun mu?" Adam:
- "Bilmem, Daha eve gitmedim ki."

Kokla

Hasta, dahiliye uzmanına gider. Doktor hastayı soyar ve sadece dinleme aletiyle dinleyerek:
- "Nefes al, bırak, nefes al, bırak" diyerek muayeneyi tamamlar. Hasta parayı çıkarır, doktora uzatır:
- "Kokla, bırak, kokla, bırak."

Kolay Ameliyat

Büyük bir hastanede, 5 ünlü cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin daha kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış. İlk cerrah:
- "Ben muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur" İkincisi:
- "Doğru ama elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir." Üçüncü cerrah:
- "Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her şey alfabetik sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur." Dördüncüsü:
- "İnşaatçıların ameliyatı da pek kolay olur, projeleri hazırdır. Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar." Sonuncu cerrah:
- "Arkadaşlar siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onların kalbi, yüreği yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. En kolay ameliyat onlarınkidir. Üstelik kafaları ile popolarının yeri karıştırılsa bile birbirlerinin yerine takılabilir!"

Kompleks

Abazalıktan kuduran doktorun, bir kadın hastası gelir:
- "Doktor bey göğüslerimin büyüklüğü bende kompleks oldu bir çare bulun!" Doktor:
- "Hanımefendi önce kompleksinizin büyüklüğünü görmem gerek."

İki Misli Ücret

Dişhekimi, dişçi koltuğunda oturan hastasına:
- "Bu diş çekimi için sizden iki misli daha ücret almak zorundayım hanımefendi."
- "Neden doktor bey?"
- "O kadar yaygara yaptınız ki, bekleme odasındaki hastalarımdan ikisi, çığlıklarınızı duyunca hemen kalkıp gittiler."

Köpek Kalbi

Kalp hastası bir delikanlıya köpek kalbi nakledilmişti. Delikanlı bir süre sonra ameliyatı yapan cerraha gitti:
- "Doktor bey, bir süredir kötü bir huy edindim. Ne zaman bir telgraf direğinin yanından geçsem, bir ayağım havaya kalkıyor!"

Kullanılmayan Kalp

Katı yürekliliğiyle ünlü sadrazam paşadan söz ediliyordu. Paşa hastalanmış, o sırada yanlarında bulunan ünlü bir doktor kendisini tedavi etmişti. İçlerinden biri doktora sordu:
- "Şimdi nasıl?" Doktor:
- "İyileşiyor. Maşallah, kalbi, yirmi yaşında bir gencin kalbi gibi." Konuşmaları dinleyen Tevfik Fikret kıs kıs güldü:
- "Elbette öyle olacak. O kadar az kullanıldı ki."

Kunduracı

Tımarhanedeki deliler, doktorlar tarafından muayene edilmektedir. Hastalara doktorlar tarafından değişik sorular sorulur. Delilerden bir tanesi mantıklı cevaplar verir ve doktorlar onun akıllanmış olabileceğini düşünürler. Doktorlardan biri sorar:
- "Hastaneden çıkınca ne iş yapmayı düşünüyorsun?"
- "Kunduracıyım efendim."
- "Bana bir ayakkabı diker misin?"
- "Tabi efendim" der ve doktorun ayak ölçüsünü alır. Ayakkabının modelini rengini vb bilgileri alır ve  vedalaşır. Tam çıkmak üzereyken doktora dönerek:
- "Efendim bir şey sormak istiyorum." Doktor:
- "Buyur evladım" deyince Deli:
- "Ayakkabınızın topuğunu arkaya mı yoksa öne mi istersiniz?"

Sünnet

Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden oburlarmış. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlarmış. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:
- "Aman ne güzel çocuk. Adı ne bunun?" diye sormuşlar. Hoca:
- "Adı Farzdır" demiş. Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:

Küvetin Tıpası

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
- "Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?" Doktor:
- "Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?" Adam:
- "Ooo ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük." Doktor:
- "Hayır, normal bir insan küvetin tıpasını çeker."

Lastik Don

Psikiyatristin ofisinde hasta sormuş:
- "Bana yardım eder misiniz Doktor. 38 yaşındayım ve hala yatağımı ıslatıyorum!"
- "Sıkılmayın!" demiş doktor.
- "Gelişmemiş benlik isyanı. Sorumlulukları kabullenememe durumundan kaynaklanıyor. Yatağınızı ıslatmanızı iki yolla önleyebiliriz. Birinci yol psikanaliz. Haftada beş terapi, saati 50 Dolar!"
- "Peki ikinci yol?"
- "Lastik don! Çifti iki dolar!"

En İyi Doktor

Üç doktor muayenehane açmışlar. 1.doktor tabela olarak:
- "Memleketin En İyi Doktoru" yazmış. Bunun üzerine tabi ki öbürleri boş kalmamış. 2.si tabela olarak:
- "Dünyanın En İyi Doktoru" yazmış. Tabii ki bizim 3. doktor daha iyi bir şey yapması lazımdır. Bunun üzerine 3. ise tabelaya:
- "Mahallenin En İyi Doktoru" yazmış.

Agop

Yorgo ile Helena arkadaşları Agop ve Hayganuş'un yemek davetlerine gitmişler. Yemek masasında yok yoktur. Etlerin envayi çeşidi, balıklar vb. Anlayacağınız mükemmel bir sofra. Her kez yemekleri afiyetle yerken ev sahibi Hayganuş hiç bir etten yememektedir. Bu olay arkadaşı Helena'nın dikkatini çeker ve merakla sorar. " Hayganuş'cuğum neden hiç et yememektesin" Hayganuş "Ben Vejiteryanım da ondan" "Vejiteryan mı? O nedir?" "Etyemez kişilere denir. Helena'cığım " "A be Hayganuş senelerden beri Agop'unkini yemektesin O Zerzevattır?"

Kanatlarınız Çıkıyor

Adamcağız inanılmaz sırt ağrılarıyla doktorun önünde. Bu gittiği ikinci doktora:
- "Doktor bey her iki küreğimde birden dayanılmaz bir ağrı var." Doktor işinin ehli, önce hastanın anemnezini alır.
- "İçki, sigara gibi alışkanlıkların var mı?"
- "Tövbe, sümme haşa."
- "Kumar, gece hayatı ve benzeri durumların var mı?"
- "Asla ve de katta."
- İş hayatında stres var mı?"
- "Hamdolsun pek bir sıkıntımız yoktur."
- "Aile hayatın nasıl? Aile dışı kaçamakların var mı?"
- "Doktor bey, o ne biçim söz!" Doktor önceden çekilen EKG ve filmleri de inceler, her şey mükemmel.
- "Beyefendi sanırım sizin kanatlarınız çıkıyor."
- "Melek mi olacağım doktor bey?"
- "Hayır efendim, kaz, kaz."

Su Borusundan

Adam, evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırıldı. Doktor bacağı boydan alçıya aldı ve:
- "Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok" dedi.
Üç ay sonra kırıklar kaynamış ve alçı çıkarılmıştı. Adam bu arada doktora:
- "Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?" diye sordu. Doktor da:
- "Tabi, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız" dedi. Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırdı:
- "Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı."

Meslek

Doktor, karısı ile birlikte yürüyüşte olduğu sırada, yanlarından geçerken göz kırpan sarışın bombaya selam verdi. Karısı suratını asarak dürttü:
- "Nereden tanıyorsun o kadını?"
- "Meslekten"
- "Kimin mesleği? Senin mesleğinden mi, onunkinden mi?"

Metres Ya da Eş

Bir doktor, bir avukat ve bir matematikçi, -bir metres ya da bir eş edinmenin iyi ve kötü yanlarını- tartışmaktadırlar. Avukat:
- "Bir metres, kesinlikle daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak isterse, bir sürü yasal problem çıkar." Doktor:
- "Bir karınızın olması daha iyidir, çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve stress düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır." Matematikçi ise:
 - "İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı ki, karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu düşündüğünde siz rahat rahat matematik çalışıyor olabilesiniz."

Kendisi ABD Başkanı

Teksaslı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlarmış. Birincisi başlamış:
- "Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan konser piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere kraliçesine özel konser verdi." Diğeri atlamış:
- "O da bir şey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yıl sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı." Üçüncüsü başlamış:
- "Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için arta kalanlar sadece atın götü ve kovboyun şapkası idi." Diğerleri:
- "Eeeee Hocam. Peki şimdi ne oldu?" Üçüncü cerrah:
- "Şimdi kendisi ABD başkanı."

Teveccühünüz

Adam midesi ağrıyan eşini Doktora götürmüş. Muayeneden sonra Doktor:
- "Eşinizin midesine bir şey dokunmuş." Adam:
- "Teveccühünüz Doktor bey."

Müdür ve Bilgisayar

Bir şirkette genel müdür olarak çalışan bir adam, eksiksiz bir sağlık kontrolünden geçmek üzere doktora gider. Doktor:
- "Hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldık. Bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile full check up yapabiliyoruz" der. Genel Müdür:
- "Harika, başlayalım öyleyse." der. Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir. Bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki numuneyi bilgisayara bağlı küçük bir konteynere döker. Bilgisayar ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm alınır. Doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur. Adam dayanamayıp sorar:
- "Ne oldu doktor, bir terslik mi var?" Doktor:
- "Bilgisayarın verdiği sonuçlara göre bir terslik yok, ama tenisten mütevellit sağ bileğinizde bir kavis oluşmuş." Genel Müdür:
- "Yapmayın doktor. Ben meşgul bir adamım. Ne tenis, ne de golf oynarım. Bütün bunları yapacak vaktim yok. Nasıl olur da sağ bileğimde tenis oynamaktan bir kavis oluşur?" Bunun üzerine doktor:
- "Bilgisayar şimdiye kadar hiç yanılmadı, asla hata yapmaz. Ancak içinizin rahat etmesini istiyorsanız, bu steril kavanozu yanınıza alıp eve götürün. Sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrarı yapın. Sonra, doğruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim." Genel Müdür:
- "Tamam" der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar. Bilgisayarın koyduğu teşhis canını sıktığı için, bilgisayara hiddetlenir. Bütün dünyayı bu aptal makinelerin ele geçireceğini düşünür ve hiddeti daha da artar. Eve vardığında, bilgisayarın aklını başına getirmeye karar vermiştir. Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da, arabasının kaputunu açıp karterden bir kaç damla motor yağı alıp kavanozun içine damlatır. Eve girince de olup biteni karısıyla kızına anlatır. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarını ister. Onlar da bizimkinin isteğini yerine getirirler. Ertesi sabah, bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir playboy alıp bilgisayar için tasarladığı son hinliği yapmak üzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15 dakika sonra tuvaletten çıktığında yüzünde mutlu bir gülümseme vardır. Doğruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayıp:
- "Nasılsınız?"der. Yüzünde hin bir gülümseme ile Genel Müdür:
- "İyiyim doktor, iyiyim." der. Doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken; bir yandan da:
- "Formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah" der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler çıkarmaya başlar. Birkaç dakika sonra da uzunca bir kağıt çıktısı gelir yazıcıdan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, Genel Müdür sinsi sinsi gülümseyerek:
- "Bakalım senin bilgisayar bugün ne diyor doktor?" der. Doktor:
- "Hımm. Bilgisayarımıza göre, arabanızın yağ değişim zamanı gelmiş, kızınız hamile, karınız da bel soğukluğuna tutulmuş. Ayrıca, tuvaletlere girerken yanınıza böyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileğinizdeki kavis daha da kötüye gidecek."

Nasıl Vazgeçerim

Genç ve güzel kadın doktora şikayetlerini anlatıyordu:
- "Birincisinde yoruluyorum, ikincisinde göğsümde ve bacaklarımda ağrılar başlıyor, üçüncüsünde bayılacak gibi oluyorum, kalp çarpıntılarım ve nefes almam sıklaşıyor." Doktor sordu:
- "Neden birincisinden sonra vazgeçmiyorsunuz?" Genç kadın:
- "Nasıl vazgeçerim doktor bey, ben dördüncü katta oturuyorum!"

Unutkanlık

Adam doktora giderek:
- "Bende unutkanlık başladı doktor bey" demiş. doktor:
- "Ne zamandan beri?" diye sormuş. Adam:
 - "Ne, ne zamandan beri, doktor bey?"

Öğrenmiş Bulunuyorum

Gençliğinde içkiyi çok içen bir adam, ameliyat olmak üzere bir kliniğe yatırılmıştı. Burada kendisine sütten başka bir şey vermediler. Aradan birkaç gün geçti. Doktor kendisini ziyarete geldi. Merakla sordu:
- "Ee, nasılsınız bakalım."
- "Biraz daha iyiyim." diye cevap verdi. Bir elinde tuttuğu süt bardağını sallayarak ilave etti:
- "Şimdi bebeklerin küçükken neden hep ağladıklarını da öğrenmiş bulunuyorum."

O Doktor Benim

Acemi şoför yoldan geçen bir yayaya hafifçe çarpıp yere yıkmıştı. Hemen inip adamı yerden kaldırdı. Kaldırıma çıkmasına yardım etti, sonra:
- "Bakın. Yine şanslıymışsınız, şurada bir doktor muayenesi var. İyi ki kaza burada oldu." Adamcağız halsiz bir şekilde gülümseyerek cevap verdi:
- "Biliyorum. O doktor benim çünkü."

Sordun Söyledik

Çok bilmiş komşusu Hocayı sınamaya kalkmış.- Hoca sen herşeyi bilirsin.- Söyle bana Dünya'nın merkezi neresidir? Hoca, adamın niyetini hemen anlamış: -Tam bulunduğun yerdir, diye yapıştırmış cevabı.- "Aman Hoca! Nasıl olur?" demiş adam. Hoca kızar gibi yapmış. Adam! Sordun, söyledik. İnanmazsan alır cetveli ölçersin.

Aynı Yaşta

Doktor:
- "Bacağınızdaki ağrı sadece ihtiyarlıktan."
Hasta:
- "Öbür bacağım da aynı yaşta ama turp gibi."

Önce Kaçanları Yiyelim

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında:
- "Bunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına getirmişler. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamam böceği dökmüşler ve:
- "Buyurun beyler, yiyiniz." demişler. Delillerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş:
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

Sıcak Yer Lazım

Müşterinin birisi lokantada bir çorba ısmarlar. Garson çorbayı getirdiğinde bakar ki, başparmağı çorbanın içinde servis yapıyor. Müşteri sinirlenir:
- "Nedir bu? Parmağın çorbanın içinde servis nasıl oluyor?" der. Bunun üzerine garson:
- "Beyefendi özür dilerim, parmağımda dolama çıktı. Doktorumun tavsiyesi parmağımı sıcak tutmamdır." Bunun üzerine sinirlenen müşteri:
- "Madem sıcak yer lazım, öyle ise kıçına sok parmağını, sıcak kalır" der. Garsonun cevabı şöyle olur:
-  "Beyefendi ben zaten içeride öyle yapıyorum , sadece servise çıktığımda böyle."

Parmağın Kırık

Temel bir gün doktora gider. Doktora:
- "Doktor bey, nereye dokunursam dokunayım orası ağrıyor, çok hastayım çok" der. Doktor bir Temel'e, bir de parmağına bakarak şöyle der:
- "Oğlum senin parmağın kırık."

Keramet Sarıktaysa

Adamın biri Nasrettin Hoca'nın yolunu kesip elindeki mektubu uzatmış ve:
- "Aman Hocam, gözünü seveyim şu mektubu bana okuyuver." demiş. Hoca almış mektubu, açmış bakmış. Bir süre elinde evirip çevirdikten sonra tutup sahibine geri vermiş:
- "Bu mektup okunacak gibi değil. Yazılar kargacık burgacık. Hem dili de yabancı, ben okuyamam bunu, Kusura bakma." demiş. Adam çok kızmış bu işe, terslemiş Hocayı:
- "Ayıp Hoca ayıp! Benden utanmıyorsan başındaki sarıktan utan bari. Bir mektubu okuyamadın yahu!" Nasrettin Hocanın canı bu işe çok sıkılmış. Başındaki sarığı çıkardığı gibi adamın başına geçirmiş ve:
- "Hadi bakalım, mademki keramet sarıkta, sen oku bakalım şu mektubu da görelim." demiş.

Plaj

Adam, aile doktoruna telefonda çıkışıyordu:
- "Doktor bey, karıma plaj tavsiye etmiştiniz. Hem sağlığı hem de çocuğunun olması açısından yararlı olacak demiştiniz. Bütün bir yazı plajda geçirdik, ikimiz de hiç yararını görmedik." Doktor:
- "Bu şekilde göremezsiniz elbet! Ben plaja birlikte gidin demedim ki. Karınızın plaja yalnız gitmesini tavsiye ettim."

Polisler Geldikten Sonra

Yolda bir kaza olmuş, iki araba birbirine girmiş. Arabaların birinden bir avukat çıkmış, diğerinden ise bir doktor. Avukat:
- "Geçmiş olsun, bir şeyiniz var mı?" diye sormuş. Doktor:
- "Önemli bir şey yok, ufak tefek sıyrıklar var" demiş. Avukat arabadan bir içki çıkarmış ve doktora:
- "Çek bir fırt rahatlarsın" Doktor:
- "Sağol" demiş ve biraz içtikten sonra:
- "Sen de alsana" demiş. Avukat:
- "Yok ben polisler geldikten sonra alacağım."

Sol Yumurta Güm

Adamın birinin spermleri çok tazyikli geliyor, kullandığı prezervatifler bu basınca dayanamayıp hemen patlıyormuş. Adam doktora gitmiş:
- "Doktor bey, sağ yumurta basınç, sol yumurta basınç prezervatif güm." Doktor:
- "Peki sana çok sağlam bir prezervatif vereceğim, kullan 15 gün sonra gel" demiş. Adam 15 gün sonra yeniden doktora gitmiş. Doktor sormuş:
- "Ne oldu memnun musun?" Adam:
- "Ne olacak sağ yumurta basınç, prezervatif basınç, sol yumurta güm."

Prostat

Bir doktor muayenehanesinde beklemekte olan iki hasta muhabbet etmektedir. Prostat şikayeti ile gelen hasta diğerine sorar:
- "Neyiniz var?" Diğer hasta cevap verir:
- "Be be ben dü dü düz gü gü güüün ko ko konuş konuş konuşamı yo yoruum.Ya ya yani be be ben ke ke kekemeyiim.Kı kı kısım kısım ko ko konuşu yo yorum. Si si sizin ne ne ne neyiniz vvvar?" Prostat hastası üzüntüyle karşılık verir:
- "Benim problemim de seninki gibi! Ancak benim kekemelik başka yerde. Ben de senin konuşman gibi kısım kısım çiş yapıyorum!"

Benimkilerin Üzerine

Kadın göğsünden rahatsızmış ve bir röntgen mütehassısına gitmiş. Doktor:
- "Soyunun lütfen." demiş. Kadın:
- "Beyefendi ben utanırım, ışıkları kapatabilir misiniz acaba?" diye sormuş. Doktor ışıkları kapatmış. Beş dakika sonra kadın sormuş:
- "Doktor bey elbiselerimi nereye koyayım?" Doktor:
- "Benimkilerin üzerine."