Zor Soru

Zor Soru - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş.
1 gelirse A,
2 gelirse B,
3 gelirse C,
4 gelirse D,
5 gelirse E,
6 geldiği zaman ise tekrar zar atıyormuş.
Bir atmış 6 gelmiş, bir daha atmış yine 6 gelmiş, bir kaç defa daha atmış yine 6 gelince:
- "Bu soru çok zor, ben en iyisi bir sonraki soruya geçeyim" demiş.

Ben de Geliyorum

Ben de Geliyorum - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Öğretmen, öğrencilerinden Hasan'ın her gün derse gelirken bir yerlerinin kanadığını, kızardığını fark eder. Öğrencinin yaramaz olduğunu düşünerek üzerinde durmaz. Fakat biraz daha yakından tanıyınca, Hasan'ın hiç de yaramaz biri olmadığını fark eder. Yaralarının sebebini sorunca Hasan şöyle anlatır:
- "Hocam, bizim evimiz tek odalı. Bu yüzden annem, babam ve kardeşlerimle aynı odada yatmak zorundayız. Gece geç vakitlerde babam uyanıyor:
- "Hasan uyudun mu?" diye soruyor. Ben de:
- "Uyumadım baba deyince, kalkıp beni bir güzel dövüyor. Bu yüzden her tarafım yara bere içinde."
Bunu duyan öğretmen işin özünü anlar. Çocuğa öğüt vermeye başlar:
- "Bak oğlum, gece yatınca baban "Uyudun mu?" diye sorunca, uyumamış olsan bile hiç ses çıkarma. O zaman seni dövmezler." Hasan:
- "Tamam, öyle yapacağım" der ve evine gider. Ertesi gün olunca okula gelmez, iki gün sonra alçılı koluyla sınıfa gelir. Öğretmen bunu görünce çok şaşırır. Hasan'a ne olup bittiğini sorar. Hasan anlatır:
- "Hocam, sizin dediğiniz gibi gece yattık. Zaman geçmişti ki babam "Hasan uyudun mu?" diye sordu. Ben hiç ses çıkartmadım. Bir daha sordu, yine ses çıkartmadım. Anama bir şeyler söyledikten sonra garip garip sesler çıkarmaya başladılar. Biraz sonra annem "Ben geliyorum" dedi. Ardından babam  "ben de geliyorum" dedi. Bunu duyunca ben kafamı kaldırdım ve "nereye gidiyorsanız, ben de geliyorum" dedim. Bunu der demez, ikisi bir oldu benim üzerime çullandılar ve beni bir güzel dövdüler. Kolum kırıldı, kafama da iki dikiş atıldı. Bu yüzden okula gelemedim" der.

Buzdolabının Kapağı

Buzdolabının Kapağı - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Dört hanımı olan bir adamı arkadaşı ziyarete gelir. Adamın evi müsait değildir. Yalnızca büyük bir odası vardır. Ancak arkadaşını çok sevdiği için onun dışarıda kalmasına razı olmaz ve gece evinde kalabileceğini söyler. Akşam turşulu kavurma yemekleri yenilir, kadayıf dolmaları mideye gönderilir. Sohbet, muhabbetten sonra yatma zamanı gelir. Misafir için odanın öbür köşesine yatak serilir. Ev sahibi de hanımlarını sağ tarafına alır, yatarlar. Gecenin bir vakti, yediklerinin etkisiyle olsa gerek hanımlardan küçüğü kocasına sevişme teklif eder. Adam şaşırmıştır. Çünkü odada bir yabancı vardır ve işi fark edeceğine inanır. Ancak kadını da ikna etmek mümkün değildir. Adam çaresiz küçük karısına:
- "O zaman buzdolabının kapısını aç da bir bak bakalım, misafir yatıyor mu?" der. Kadın dolabın kapısını hafifçe aralar. Misafirin yattığını söyleyince, adam hızla işini görür. Aradan az bir zaman geçer, bu kez diğer eşi sıkıştırmaya başlar. Adam onu da ikna edemeyince yine buzdolabının kapısını açmasını ve misafire bakmasını söyler. Hafif ışık gelince ikinci hanımıyla da yatar. Bu iş bütün gece boyunca sürer. Adam dört hanımı ile aynı yöntemle birlikte olur. Sabah olunca hiçbir şey yokmuş gibi kalkarlar. Ev sahibi misafirine:
- "Nasıl rahat yatabildin mi?" diye sorar. Misafir:
- "Çok iyi yattım, ancak yediklerimden dolayı gece çok susadım ve hararetten dilim damağım kurudu" der. Bunun üzerine ev sahibi:
- "Kardeşim niye öyle sıkıldın ki. Buzdolabı yanındaydı. Açıp içinden su alsaydın ya" deyince misafir şeytanca gülerek cevap verir:
- Yok baba yok. Buzdolabının kapağını kim açtıysa, sen kalkıp onu öptün. Ben de korktum, onun için su mu içemedim."

Senin Çocuklarla Benim Çocuklar

Senin Çocuklarla Benim Çocuklar - Karı Koca Fıkraları - Komikler Burada

Adamın karısı ölmüş, iki çocuğuyla dul kalmış. Kendisine ve çocuklarına bakacak birisiyle evlenmek zorundaymış. Eş dost, iki çocuklu dul bir kadını salık vermişler. O kadınla konuşup anlaştıktan sonra evlenmişler. Bir yıl sonra ilk çocukları, ertesi yıl ikinci çocukları olmuş. Altı çocuk birlikte büyüyorlarmış. Bir gün yukarı odadan bir patırtı, bir gürültü duyan evin erkeği hanımına seslenmiş:
- "Hanım yukarıda neler oluyor? O gürültü, o şamata ne?" Kadın cevap vermiş:
- "Senin çocuklarla benim çocuklar bir olmuş, bizim çocukları dövüyorlar."

Tepsi Ustası

Tepsi Ustası - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Erzurumlu bir aile, çocuklarını meslek öğrensin, eve katkıda bulunsun diye tepsi ustasının yanına çırak olarak verir. Çocuk iki gün işe gittikten sonra üçüncü gün gitmez. Bunu gören ninesi merakla:
- "Oğul niye işe gitmedin? Hasta mısın, yoksa ustan bir şey mi dedi?" diye sorar.
Çocuk rahat bir şekilde cevap verir:
- "Yok nine, ben o işi öğrendim" der.
Ninesi nasıl olduğunu sorunca da çocuk anlatır. Yaşlı kadın ikna olur. Aradan birkaç gün geçince ustası yeni çırağını merak eder:
- "Acaba ne oldu, gidip sorayım" diye yola çıkar. Evin kapısını çalınca karşısına çocuğun ninesi çıkar. Usta çırağı sorunca ninesi söze başlar:
- "Oğlum, bizim uşak tepsi yapmayı öğrenmiş. Bana da anlattı, ben de öğrendim. Gerçekten çok kolaymış" deyince usta şaşırır:
- "Nine, hele bana da bir anlat bakalım çocuk nasıl öğrenmiş?" diye sorar. Nine torunundan öğrendiklerini ustaya nakleder:
- "Vallahi, oğul diyor ki, sacı dövüyorsun dövüyorsun ediyorsun yassı, etrafını çevirip ediyorsun tepsi. İşte bu kadar kolay."
Usta bunu duyunca hem şaşırır, hem kızarak cevap verir:
- "Vay it oğlu it, kendi öğrendiği yetmemiş, bir de ninesine öğretmiş."

Bizde Kibir Yoktur

Bizde Kibir Yoktur - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Akşehirliler bir gün Nasrettin Hocaya takılır ve sorarlar:
- "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir. Aslı var mıdır?"
Hocanın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu için cevaplar:
- "Herhalde öyle olmalı."
Bunu duyan bir kişi hemen söylenmeye başlar:
- "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hocam madem kabullendin, göster bir mucize görelim."
Hoca:
- "Pekala size şimdi bir numara yapalım" der ve karşısında duran ulu çınara:
- "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel." der. Tabii ne gelen ağaç var ne de giden. Hoca yürümeye başlar ve ağacın yanına varır. Akşehirliler:
- "Ne oldu hocam ağacı getiremedin, kendin yanına gittin" diyerek gülünce Hoca:
- "Bizde kibir yoktur. Dağ yürümezse Abdal yürür" der.

Babanın Sülalesi

Babanın Sülalesi - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Çocuğun biri babasına sormuş:
- "Baba biz nasıl olduk?" Baba cevap vermiş:
- "Maymunlardan türeye türeye biz olduk" demiş.
Tabi çocuk babasının lafına inanmamış. Annesine gidip:
- "Biz nasıl olduk?" demiş. Annesi:
- "Allah Adem Babayla Havva Annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz" demiş. Çocuk:
- "Ama babam maymunlardan türeye türeye biz olduk dedi" demiş. Anne cevap vermiş:
- "O babanın sülalesi, bizi ilgilendirmez."

Kardeşin Olmayan Kişi

Kardeşin Olmayan Kişi - Spor Fıkraları - Komikler Burada

98 Dünya Kupasını, Fransa milli takımının kazandığını gören Fatih Terim, Fransa'nın hocasından taktik almak için hemen ilk uçakla Fransa'ya gider. Fatih Terim, Fransa'nın hocasına:
- "Ya hocam siz nasıl şampiyon oldunuz? Bizimkiler de futbolcu sizinkiler de. Siz niye bu kadar başarılısınız da biz değiliz? Özel bir yöntem mi kullanıyorsunuz?" der. Bunun üzerine Fransa milli takımının hocası:
- "Hayır. Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum. Bak şimdi anlayacaksın." der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane'ı yanına çağırır ve şöyle der:
- "Bak Zidane. Babanın oğlu olup da senin kardeşin olmayan kişi kimdir?" der. Zidane da:
- "Benim, hocam" der.
Bu cevap Fatih Terim'in çok hoşuna gider ve aynı şeyi kendi futbolcularında da uygulamaya karar verir. Hemen Türkiye'ye gelip antrenmanda olan Hakan Şükürü yanına çağırır ve:
- "Hakan, babanın oğlu olup da kardeşin olmayan kişi kimdir?" der.
Hakan düşünür fakat bulamaz ve:
- "Bir dakika hocam, gidip Hagi'ye sorayım" der.
Hakan Hagi'nin yanına gidip:
- "Hagi Babanın oğlu olup da senin kardeşin olmayan kişi kimdir?" der. Hagi de:
- "Benim tabi ki" der. Bunun üzerine Hakan Şükür büyük sevinçle Fatih hocaya döner ve:
- "Hagi'ymiş hocam" der. Fatih Terim de:
- "Saçmalama oğlum ne Hagi'si. Zidane Zidane" der.

Farka Gidecektim

Farka Gidecektim - Spor Fıkraları - Komikler Burada

Bir gün Real Madrid, Fenerbahçe ile maç yapmak için İstanbul'a gelecekmiş. Real Madrid'li oyuncular uçağa binmişler fakat çok üzgünler. Zidane kaptan olarak sormuş tabi:
- "Ne o çocuklar yüzünüzden düşen bin parça?" Raul demiş ki:
- "Ya abi fenerle oynamayı hiç istemiyoruz." demiş.
Stada gelmişler. Hala millet surat yapıyor. Zidane arkadaşlarına:
- "Siz gidin İstanbul'u gezin, ben Fenerbahçe ile tek başıma maç yaparım" demiş. Bunu duyan arkadaşları sevinçten havalara uçmuşlar. Hemen dalmışlar İstanbul gecelerine. Maç başlamış. Devre arası Real Madrid'li futbolcular stada gelmişler ve skorboarda bakmışlar. Real Madrid "1:0" önde. Oyuncular:
- "Bir de Laila yapıp gelelim bari" demişler. Maçın sonunda geri gelmişler. Bir bakmışlar ki skor "1:1".
Zidane'yi kutlamaya  soyunma odasına gitmişler. Ancak Zidane başını iki elinin arasına almış ağlıyormuş: Oyuncular:
- "Niye ağlıyorsun, sen bütün takıma karşı tek başına oynadın ve maç berabere bitti. Bu mükemmel bir şey." demişler. Zidane cevap vermiş:
- "Eğer maçın 60. dakikasında kırmızı kart görmeseydim, farka gidecektim. Ben ona üzülüyorum."

Büyük İkramiye

Büyük İkramiye - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel'e büyük ikramiye çıkmış. Üç ay sonra bakkal, kasap ve borçlu olduğu diğer esnaf, Temel'i yolda çevirmişler ve:
- "Ula Temel sana ikramiye çıktığı halde üç aydır neden borcunu ödemiyorsun?" diye sormuşlar. Temel de:
- "Zengin oldu da değişti demesinler diye" demiş.

Zaten Yanıktı

Zaten Yanıktı - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel Amerika'da itfaiyeci olarak çalışıyormuş. Bir gün zencinin birinin evinde yangın çıkmış. Zenci kadın bebeğiyle çatıya çıkmış. Temel hemen zenci kadına bağırmış:
- "Abla at bebeği ben kaleciyim yakalarım." demiş. Zenci kadın Temel'e güvenmiş ve bebeğini atmış. Temel gelen bebeği tutmamış ve bebek yere kapaklanarak ölmüş. Yanındaki itfaiyeciler anlam verememişler:
- "Neden tutmadın bebeği?" demişler. Temel de:
- "Zaten bebek yanıktı."

Hacı Murat

Hacı Murat - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Hacı Murat (Murat 124) marka aracın biri otobanda giderken benzini biter. Aracın sahibi, otobanda otostop yapmaya başlar. Tam o sırada bir Mercedes, Murat 124'ün yanında durur. Mercedesin şoförü:

- "Hayırdır kardeş?" der.
Hacı Murat'ın sahibi:
- "Benzinim bitti de, size zahmet 20-30 km. ileride bir benzin istasyonu var, giderken aracımı da çeker misiniz?" der.
Mercedesin sahibi:
- "Olur. Fakat ben buraları bilmem, benzin istasyonuna yaklaştığımızda bana selektör yap ki aracınızın farkına varayım ve benzin istasyonuna sizi bırakayım" der. Murat 124'ü Mercedese halatla iyice bağlarlar ve yola koyulurlar. Yaklaşık 10-15 km. hızla giderken bir BMW, Mercedese yaklaşarak dalga geçmeye başar. Bunu gören Mercedesin şoförü dayanamayarak gaza basar ve BMW ile yarışmaya başlar. Bu arada Murat 124'ün varlığını unutur. Murat 124'ün sahibi benzin istasyonuna yaklaşınca selektör yapmaya başlar.
Helikopter ile trafik kontrolü yapan trafik polisleri yukarıdan, bir Mercedes ve bir BMW'nin otobanda kapıştıklarını görürler. Trafik polisi bunu derhal amirine haber verir ve:
- "Amirim otoban üzerinde uçuyoruz fakat bir Mercedes ve bir BMW otobanda kapışmışlar ve süratli bir şekilde gidiyorlar."  demiş. Amir:
- "Olabilir orası otoban, karışma yetkimiz yok." demiş. Trafik polisi tekrar:
- "Ama amirim işin ilginç tarafı, Mercedes ve BMW kapışmış gidiyorlar fakat arkalarından bir Hacı Murat sürekli selektör yapıp yol istiyor." demiş.

Türklere Özgün Hareketler

Türklere Özgün Hareketler - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

01 - Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışmak,
02 - Yeni atılmış bir betona basmak ve isim yazmak,
03 - Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapmak,
04 - En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetmek,
05 - Kar topunun içine buz veya taş koymak,
06 - Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda illede görüşme yapmak,
07 - Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökmek,
08 - Kumsalda deve güreşi yapmak,
09 - Şahin marka arabayı, Doğan görünümlü yapmak,
10 - Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim baş harfi kazımak,
11 - Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanmak,
12 - Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söylemek,
13 - Tiki olan insanların tikleri ile uğraşmak,
14 - İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini bozmaya çalışmak,
15 - Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşmak,
16 - Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtmak,
17 - Tuvalet duvarlarını defter sanmak,
18 - Otobüs duraklarına yazı yazmak,
19 - Trafikte bizi geçen bir aracı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke saymak,
20 - Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde sinyal verdik görmüyor musun? demek,
21 - Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermemek,
22 - Ünlü birini gördüğümüzde ona el sallamak,
23 - Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası vermek,
24 - Yaşamadığımız bir şeyi yaşamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırmak,
25 - Otobüs durağa yanaştığında illede ön kapıdan inmeye çalışmak,
26 - Otobüs koltuklarını yırtma ve üstlerine acayip acayip yazılar yazmak,
27 - Minibüs şoförüyseniz beğenmeseniz bile mutlaka Kral Fm dinlemek,
28 - Trafikte kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basmak,
29 - Trafikte kırmızı ışıkta dururken burun karıştırmak,
30 - Kimsenin herhangi bir konu hakkında bilgisi olmadığını anladığımız anda o konu hakkında atıp tutmak,
31 - Elektrik, su, doğal gaz, vergi, trafik cezası vb. faturaları son gününde ödemek,
32 - Kar yağdığında eve bolca ekmek almak,
33 - Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine koşup onları kaçırmaya çalışmak,
34 - Evli olanların bekarlara sakın ha evlenme demek,
35 - Aynı filme giden insanların filmden çıktıktan sonra filmi birbirlerine anlatmaları,
36 - 18 yaşına geldiği gün bara gitmek,
37 - Eline silah geçen birinin hemen o silahla şaka yapma ihtiyacı duyması,
38 - Arabayla yolda giderken tanıdık birini görünce arabayı şakadan onun üzerine doğru sürmek,
39 - Takım elbise giyince elini cebe sokmak,
40 - Tuttuğu takım galip gelince havaya silah sıkmak,
41 - Meslek arkadaşlarına mesleki şakalar yapmak,
42 - 6 aydır fırçalanmayan dişi, dişçiye giderken fırçalamak,
43 - Bilmediği yolu tarif etmek,
44 - Tuvalet terliğinin üstüne basmak,
45 - Kim o? sorusuna "ben" diye cevap vermek,
46 - Elektronik aletleri vurarak tamir etmek,
47 - Bakkaldan dönerken ekmeğin köşesini yemek,
48 - Yoğurt kovasından saksı yapmak,
49 - Google Earth'de kendi evini bulmak,
50 - Arabaya 'beni yıka' yazmak,
51 - TV'nin üstüne dantel koymak,
52 - Kumandayı streç filmle kaplamak,
53 - Tüpte kaçak var mı diye çakmakla kontrol etmek,
54 - Ağlayan çocuğu döverek susturmak,
55 - Biten şampuanı su takviyesiyle çoğaltmak,
56 - Döner ile ayranı aynı anda bitirmek,
57 - İnşaat izlemek,
58 - Ehliyet sınavına arabayla gitmek,
59 - Çay dolduran birini görünce çayı fondip yapmak,
60 - Korna ile hem selam verip hem küfür etmek,
61 - Kuşlara ve yabancılara küfür öğretmek,
62 - Arabanın dikiz aynasına cd asmak,
63 - Gelin arabasının önünü kesip para isteme,
64 - Pet şişe kapağıyla, kozalakla ya da ezilmiş kola tenekesiyle futbol oynamak,
65 - Futbol maçı sonucu kavga edip karşı takım taraftarlarının ağzını yüzünü dağıtmak ve bununla gurur duymak.
66 - Donla denize girmek,
67 - Atlet ve çizgili pijamanın altıyla mangal yakıp aileyi doyurmak.
68 - Ferrari'ye tüp taktırmak,
69 - Emniyet şeridinden gitmek,
70 - Cep telefonuna polis telsizi melodisi yükleyip derslerde çalmak,
71 - Ailecek gidilen pikniklerde en gölge yere arabasını koymak,
72 - Yolculuk ederken yanındakine "yolculuk nereye hemşerim?" demek.
73 - Erkeklerde; giydikleri çorap içinde para veya sigara saklamak, kadınlarda; sutyenin içinde para saklamak,
74 - Pazardan pazara banyo yapmak,
75 - eve gelince gördüğünde "geldin mi?" diye sormak,
76 - Örgü şişiyle kulak karıştırmak.
77 - Yemeğin etini en sona bırakmak.
78 - Ayağı kısa olan masa veya sandalye altına kağıt veya gazete parçası sıkıştırmak.
79 - Denizi umumi tuvalet olarak görmek.
80 - Topluluk arasına sevgiliyle giriliyorsa sevgilinin omzuna elini atarak "kız benim" havası vermek.
81 - Herhangi bir şey için sıra beklerken araya kaynak yapmak.
82 - Bir şeyi satın almayacağı halde yanında verilen en işe yaramaz hediye beleşe geliyor diye o şeyi satın almak.
83 - Biten pili buzdolabına koyup, tekrar kullanmaya çalışmak.
84 - Selamlaşırken kafa toslamak.
85 - Kavgada karşı tarafın kim olduğunu merak edip kimsin lan sen? diye sormak,
86 - Korkulduğunda baş parmakla damağı kaldırmak.
87 - "Yok" cevabına karşılık "hiç mi yok?" diye sormak,
88 - Buzdolabının yumurtalık kısmına yarım limon koymak,
89 - Hatıra defterine bana kalbin kadar temiz bu güzel sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim diye başlayıp sepet sepet yumurta sakın beni unutma diye bitirmek.
90 - Çatalın kenarını bıçak olarak kullanmak,
91 - Yolda olmuş kazayı seyrederken kaza yapmak,
92 - Araba alınalı 5 sene olmasına rağmen döşemelerdeki naylonları çıkarmamak,
93 - Biten pili ısırarak tekrar kullanmaya çalışmak.
94 - Mangal sonunda külleri işeyerek söndürmek.
95 - Donunu veya çorabını giymeye koklayarak karar vermek.
96 - Denize yada göle girdiğinde derinliği ölçmek için boy vermek.
97 - Yürüyen merdivende yürümek,
98 - Düğün bittikten sonra gerdek gecesine damat adayını döverek uğurlamak,
99 - Spor ayakkabısını giydikten sonra unuttuğu anahtarı almak için evin en köşelerinden gitmek,
100 - Her başarılı insana küfür ederek iltifat etmek.

9 mu 10 mu

9 mu 10 mu - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Nasrettin Hoca bir gün, köyden eşekleri almış şehre satmaya gidiyormuş. Eşeğin birisine binen Hoca ikide bir eşekler kaybolmasın diye sayarmış. Yine sayacağı zaman altındaki eşeği saymayarak 9 eşek olduğunu görmüş. İnmiş eşekten yine saymış, bu sefer 10 çıkmış. Hoca şaşırmış ve:
- "9 mu 10 mu? Karar verin artık." demiş.

Sütünüz Yok

Sütünüz Yok - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor:
- "Bu çocuk iyi gıda almıyor." der ve kadına:
- "Lütfen soyunun" diye rica eder. Soyunan kadını iyice muayene ettikten sonra doktor:
- "Düşündüğüm gibi! Hanımefendi bu bebeği beslemek için sizin hiç sütünüz yok." der.
O zamana kadar sesiz kalan kadın hiddetle cevap verir:
- "Tabi olmaz doktor bey! Ben çocuğun annesi değil, teyzesiyim!"

Baban Evde Mi

Baban Evde Mi - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi:
- "Alo" der.
Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar:
- "Baban evde mi?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Evet"
Patron sorar:
- "Onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Hayır"
Patron şaşırarak:
- "Peki annen evde mi?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet"
Patron:
- "Peki onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk yine fısıldayarak:
- "Hayır"
Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar:
- "Orada başka kimse var mı?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet bir polis memuru var"
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar:
- "Memur beyle konuşabilir miyim?"
Ufaklık:
- "Hayır şu anda meşgul"
İyice meraklanan patron:
- "Neyle meşgul?"
Çocuk fısıldayarak cevaplar:
- "Annemle, babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"
Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar:
- "Bu ses de ne? diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Bir helikopter" der.
Panikleyen patron:
- "Neler oluyor orada" diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Arama kurtarma timi geldi"
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:
- "İyide neyi arıyorlar?"
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:
- "Beni."

Kesmesi Daha Rahat

Kesmesi Daha Rahat - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Çeçenistan'da savaşan bir Rus askeri Rusya'ya geri döndüğünde bir berbere gider. Berber ona:
- "Nerede askerlik yaptın?" diye sorar. O da:
- "Çeçenistan'da" der.
Berber tıraşa devam ederken 5 dk. kadar sonra yine:
- "Nerede askerlik yapmıştınız?" diye sorar.
Asker, berber herhalde unutkan biri diye yine:
- "Çeçenistan'da" diye cevap verir.
5 dk. kadar sonra berber yine:
- "Ya siz askerliği nerede yapmıştınız?" diye sorunca Rus asker kızar ve:
- "Sana 3. kez Çeçenistan'da diyorum ya" diye kızarak cevap verir ve:
- "Niçin ikide bir bunu bana soruyorsun? diye sorar.
Berber bunun üzerine şu cevabı verir:
- "Ben ne zaman bu soruyu sorsam ve sen de ne zaman Çeçenistan diye cevap versen saçların diken gibi oluyor ve kesmesi daha rahat oluyor."

Arapça Futbol

Arapça Futbol - Spor Fıkraları - Komikler Burada

Futbolcu = Krampon-ul deccal-u uryan
Elenme =Akibet-ul huzzam
Devre arası = Arafat-ul safha
Milli maç= Cihat-ul kuvvayi milliye
Tezahurat = Cemaat-ul mahter-i cumbut
Ölu top = Cenaze-tul mevta-i kürre
Faul = Darbe-i abes
Hava topu = Tut-tul minare
Deplasman maçı = Musabaka-i hicret-ul gurbet
Elle oynamak = Darbe-i müstehcen
Kontra atak = Taarruz-ul aleykumselam
Uzatma dakikaları = Zam-ul zaman
Atlatılan gol tehlikesi = Def-ul felaketiyye, aman Yarabbim
Teknik direktör = Mühendis-i kurre-i muallim
Geri dörtlü = Cahar-ul kumbet
Hezimet = Vaziyet-ul madara
Takım kaptanı = Ekib-ul riyaset-i cumhur
Korkulu takım = Rakib-ul azrail
Gol kralı = Halife-i gol
Ofsayt = Taarruz-u belet
Adam adama savunma = Harp-ul ademi ademiyye
Şike = Gaflet-i dalaletiyye ve hatta hiyyanetiyye
Milli takım = Ekib-ul kuvayi milliye
Beraberlik = Ne teker-i Tam, ne sima-i Arabiyye, Sulh-u salah

Müşteri Hizmetleri Diyalogları

Müşteri Hizmetleri Diyalogları - Komik Diyaloglar - Komikler Burada

- "Merhaba ben Serkan nasıl yardımcı olabilirim?"
- "Benim telefonda bir problem var, bankomatta işlem yapamadım."
- "Peki ilk önce telefonunuzun 'menü' tuşuna sonra da '5' tuşuna basın."
- "Evet. Tamam."
- "Ekranda ne var şimdi?"
- "Show Tv."
.....................
- "İyi günler kredi kartı başvurunuz için aramıştım sizi."
- "Tabi buyrun."
- "Mesleğiniz nedir acaba?"
- "Hayat kadını."
- "Özel sektör yazıyorum ben."
- "O da olur"
.....................
Kadın:
- "Merhaba ben kredi kartınızla köpek almıştım."
Yetkili:
- "Evet efendim?"
Kadın:
- "Bu köpeğin kulakları duymuyor. Acaba sigorta kapsamına giriyor mü?"
Yetkili:
- "Ben bi üstüme danışayım"
.....................
- "İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?"
- "Para çekemiyorum ben."
- "Şifrenizi yanlış giriyormuşsunuz Ahmet bey."
- "Şifre mi? Benim şifrem hep aynıdır. İstanbul'un kurtuluşu."
- "Lütfen, bana şifreyi söylemeyin efendim."
- "Hah, tamam hatırladım, 1956"
- "Efendim o İstanbul'un kurtuluşu değil ama."
- "Yaaaa! Kaçtı İstanbul'un kurtuluşu?"
- "Efendim ben maalesef söyleyemem bunu size."
- Niye sen de mi bilmiyorsun?"
- "Biliyorum, ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem gerekiyor."
- "Ben sana şifreyi sormuyorum ki!... İstanbul'un kurtuluşunu soruyorum."
- Evet, ama..."
.....................
- "Alo ben Konya, Yahu benim bu printer çalışmıyor"
- "Windows'ta mı çalışıyor?"
- "Evet"
- "Bilgisayar printeri görüyor mu Konya?"
- "Evet, karşı karşıyalar"
.....................
- "Şu an bankanızın ATM'sinden maaşımı çekemiyorum."
- "Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü şu an tüm sistemlerimiz off'tadır."
(Bir saat kadar sonra yine arar.)
- "Ben şu an Of'dayım ve hala paramı çekemiyorum."
.....................
- "Güvenliğiniz için bir kaç soru sormam gerekiyor."
- "Doğum yeriniz?"
- "Erzurum."
- "Doğum tarihiniz?
- "23 Ocak 1957"
- "Annenizin evlenmeden önceki soyadı?"
- "Anamı karıştırma bu işe."

Vitrini Bozma

Vitrini Bozma - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Osmanlının balkanlara doğru yeni yeni yayılmaya başladığı dönemde Yeniçeriler balkanların iç kısımlarına doğru yavaş yavaş ilerlerken balkan halkının Osmanlı hakkındaki düşünceleri ve korkuları değişip evlerinden dışarıya çıkmaya başlıyorlar. O zamana kadar böyle cengaverler görmemiş olan halkın dikkatini en çok Yeniçerilerin göğüs kılları çekiyor ve bir Yeniçeri ile halktan bir kişi arasında şöyle bir diyalog geçiyor:
- "Hiç böyle göğüs kılları görmemiştim bir tane hatıra olarak alabilir miyim?" Yeniçeri:
- "Vitrini bozma bacım, depodan verelim."

Yolcu-Şoför Diyaloglari

Yolcu-Şoför Diyalogları -  - Komik Diyaloglar - Komikler Burada

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp:
- "Bir Monte Carlo" dedim!
Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:
- "Abi bu Bakırköy'e gider" diye cevap verdi.
İşte o an benim ve şoförün bittiği andı.
...................
 Yolcunun kafası karışık sanırım:
- "Mükemmel bir yerde inebilir miyim?" der. Kendisi de dolmuştakiler de güler söylediğine.
Şoför kadını indirirken:
- "Buyrun size layık değil ama"
...................
Yolcu müsait bir yerde inmek ister ama dili sürçer:
- "Müsait bir yerde iner misiniz?"
Şoför:
- "Niye sen mi kullanacaksın?"
..........................
Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
- "Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?"
Bizim şoför olaya hakim:
- "Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi?"
..........................
İstanbul'da, çok sıcak bir günde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle:
- "Şoför bey klimayı açar mısınız? Çok sıcak oldu." demişti.
Pala bıyıklı şoför amca teyzeyi bir süre süzdükten sonra, kapıyı açıp açıp kapatmaya başladı.
.........................
İstanbul'dayız. Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkacak, elemanın biri açtı kapıyı, içeride tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi, arkada 4 Eleman hala bir umut sordu:
- "Kaptan, yer var mı?"
Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
- "Bilmiyorum, üst kata bir bak bakalım."
............................
Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
- "Abi bir öğrenci, bir de hayvan al."

Kaç Hamsi

Kaç Hamsi - Temel Fıkraları - Komikler Burada
Dursun Temel'e sormuş:
- "Uşağım oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilirsin?"
Temel:
- "100 tane yerim valla."
Dursun:
- "Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin, geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin."
Bu espri Temel’in acayip hoşuna gitmiş. Yolda Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
- "Oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilirsin?"
Cemal:
- "50 tane yerim ben."
Temel:
- "Tüh be. 100 deseydin sana müthiş bir espri yapacaktım."

Ben Nasıl Oldum

Ben Nasıl Oldum - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Yedi yaşındaki çocuk babasına:
- "Babacığım, ben nasıl oldum? çok merak ediyorum." diye ısrarla sormuş. Adam:
- "Nasıl olsa bunu bu oğlana bir gün anlatmak durumunda kalacağım, hazır sormuşken, en iyisi şimdi izah edeyim, kurtulayım gitsin bu işten" diye düşünür içinden ve anlatmaya başlar:
- "Bak evladım, çok iyi dinle, zira bir daha anlatmayacağım. Annenle baban, bundan yedi sene evvel, bir CYBER CAFE'de karşılaştı. Bir iki bakıştıktan sonra bu CYBER CAFE'nin müsait bir yerine geçtiler. Baban MEMORY STICK ile USB'den bir bağlantı kurdu. Annen bu fırsatı iyi değerlendirerek MEMORY STICK'den bir kaç DOWNLOAD indirdi. Bu dangalak baban da, bir-iki UPLOAD yükledi. Ama heyecandan FIREWALL kullanmayı unuttuğumuz aklımıza geldiğinde iş işten geçmişti. Bu andan sonra da, ne DELETE edebildik, ne de CANCEL. Sonuç olarak da, dokuz ay sonra ortaya felaket bir VİRÜS çıktı. İşte mesele bu kadar basit."

Kalabalık Oluyor

Kalabalık Oluyor - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Vezirler padişahın huzuruna çıkmışlar:
- "Padişahım, hazinede para kalmadı. Yeni vergilere ihtiyacımız var" demişler. Padişah, kavuğunun altından kafasını kaşımış:
- "Eeee! Ne vergisi koyalım?" demiş. Vezirler:
- "Köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar." demişler.  Padişah:
- "Tamam" demiş. Aradan bir süre geçtikten sonra padişah vezirlerine sormuş:
- "Tepki var mı?" Vezirler:
- "Hiç bir tepki yok" demişler. Padişah:
- "İyi o zaman köprünün diğer tarafına adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın." demiş.
Aradan bir süre geçmiş, Padişah:
- "Var mı şikayet?" demiş. Vezirler:
 - "Yok" demişler. Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş:
- "Köprülerin ortasına da adam koyun, gelip geçeni becersin." demiş. Aradan birkaç gün geçmiş, hala bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini:
- "Köyün birine gidelim. Halkı dinleyelim hele bir" demiş. Gitmişler köye, Padişah sormuş:
- "Var mı şikayet?" Ses yok. Padişah:
- "Var mı şikayet? Konuşun yoksa, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayacağım" diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:
- "Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!"
- "Eeee?" demiş Padişah bir umutla. Köylü:
- "Akşamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, bir adam daha koysanız?"

Şoförüm Bilir

Şoförüm Bilir - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Ünlü bir bilim adamı özel otomobiliyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunmuş:
- "Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin bu konferansı da sizin yerinize ben vereyim."
Bilim adamı öneriyi kabul etmiş. Şoför arka koltuğa geçmiş. Bilim adamı şoförün şapkasını giyip öne oturmuş. Konferansın verileceği salona varmışlar. Şoför kürsüye çıkmış, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapmış ve sormuş:
- "Sorusu olan var mı?"
Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri:
- "Var" demiş ve oldukça zor bir soru sormuş. Şoför hiç tereddüt etmeden:
- "Çok kolay bir soru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın."

Neyle Geldin

Neyle Geldin - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel yıllarca çalıştığı Almanya'dan kesin dönüş yapmıştı. Akşam olduğunda kahveye çıkarak arkadaşlarıyla hasret giderdi. Arkadaşı Dursun Temel'e sordu:
- "Almanya'dan neyle geldin? Uçakla mı, trenle mi?"
Temel:
- "Vallahi bilmiyorum. Biletleri bizim Fadime aldı."

Ters Çivi

Ters Çivi - Deli Fıkraları - Komikler Burada

Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış. Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış:
- "Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun. Bu çivi karşı duvarın çivisi olacak galiba" demiş.

Çadırı Çalmışlar

Çadırı Çalmışlar - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler ve sakin bir sesle:
- "Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle"  der. Watson cevap verir:
- "Milyonlarca yıldız görüyorum." Holmes sorar:
- "Bu sana neyi gösteriyor?" Watson bir an düşünür ve yanıtlar:
- "Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü çeyrek geçtiğini çıkarıyorum. Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?" Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
- "Ulan hıyar, bırak şimdi bilimsel açıklamaları görmüyor musun üstümüzden çadırı çalmışlar!"

Para Birimi

Para Birimi - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Ukrayna'da öğretmen öğrencilere para birimlerini sormaktadır. Öğretmen:
-  "Amerika" der. Öğrenciler hep bir ağızdan:
- "Dolar" derler. Öğretmen:
- "İngiltere" der. Öğrenciler hep bir ağızdan:
- "Sterlin" derler. Öğretmen:
- "Türkiye" der. Öğrencilerden ses çıkmaz. Öğretmen bir daha sorar. Öğrencilerden biri:
- "Kere" der. Öğretmen şaşırır:
- Oğlum nereden çıkardın onu?" der. Öğrenci:
- "Geçen sene ablam Türkiye'ye tatile gitti ve geldiğinde;
- "İki kere verdim palto aldım, bir kere verdim çanta aldım, bir kere verdim pantolon aldım, üç kere verdim dönüş bileti aldım" diyordu.

Çin Seddi

Çin Seddi - Öğrenci Öğretmen Fıkraları - Komikler Burada

Ali, annesi hasta olduğu için derste dalgın bir şekilde etrafa bakıp duruyormuş. Derste öğretmen Çin Seddinin yapılışını anlatıyormuş. Öğretmen dersi dinlemediğini görünce Ali'ye:
- "Çin Seddini kim yaptı?" diye sormuş. Tabi Ali dinlemediği için soruyu anlamamış. Hocanın kendisini azarladığını düşünmüş ve hocaya:
- "Valla ben yapmadım" demiş. Hoca bunu almış müdürün odasına götürmüş. Müdüre:
- "Hocam ben buna Çin Seddini kim yaptı? diye soruyorum oda valla be yapmadım diyor."
Müdür de bunları dinlememiş ve:
- "Bunlar yaparlar yaparlar, sonrada yapmadım derler" demiş.

Şahsi Oynama

Şahsi Oynama - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Erzurum'un Çiftlik köyünden bir genç şehre gider. Akrabaları onu alır gündüz futbol maçına götürürler. Delikanlı 12 Mart-Palandöken futbol takımları arasındaki maçı ilgiyle izler. Bir sürü adamın tribünden attıkları küfürleri hayretle işitir. Akrabaları hazır şehre gelmişken gel seni birde akşamki boks maçına götürelim derler. Eski kapalı spor salonunda maçı izleyen delikanlı bir ara heyecana kapılır ve gündüz duyduğu küfürlerden birini savurur:
- "Ula gavat şahsi oynama!"

Elektrikli Sandalye

Elektrikli Sandalye - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Modern bir hapishaneyi gezen gazeteci, çığlıkların geldiği bir odanın önünde durdu:
- "Bu çığlıkta ne?"
Hapishane yetkilisi:
- "Burası elektrikli sandalye odası. Bir zenciyi idam ediyoruz."
- "Peki niye çığlık atıyor?"
Hapishane yetkilisi:
- "Elektrikler kesildi de mumla devam ediyoruz."

Suyunu Kendin İç

Suyunu Kendin İç - Çocuk Fıkraları - Komikler Burada

Bir adamın 3 tane oğlu varmış. Babası en büyük olana:
- "Oğlum bana bir bardak su getir" demiş. En büyük ortancaya:
- " Babama bir bardak su getir" demiş. Ortanca da en ufağına:
- "Babama bir bardak su getir" demiş. En ufak hemen atlamış:
- "Baba bunlardan sana hayır yok, kalk kendi suyunu kendin iç, bir bardak ta bana getir."

Diyafon Düğmesi

Diyafon Düğmesi - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır. Evin önünde masum bir fısıltıdan sonra delikanlı ateşlenir ve bir elini duvara dayayarak kıza sorar:
- "Beni bir öper misin?"
Kız:
- "Deli misin? Evin önünde annemler görür."
Erkek:
- "Ne olacak canım bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum."
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz."
Erkek çok ateşli tabi, devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir. Küçük kız:
- "Babam diyor ki öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün, yoksa kendisi gelip öpecekmiş. Ayrıca o hayvan oğlu hayvana da söyle, elini Diyafonun düğmesinden çeksin dedi."

Şive

Şive - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Trenin kompartımanında iki kişiydiler. Birisi Temel, diğeri bir zenci. Yol uzundu, konuşmadan çekilmezdi. Çok geçmeden sohbete başladılar. Temel sordu:
- "Siz zenci misiniz?"
- "Evet, nereden anladınız?"
- "Şivenizden!"

Ne Kadar Kazanacağım

Ne Kadar Kazanacağım - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Temel bir iş yerinde iş bulmuştur. İş yerinin patronuyla konuşmaktadır.
Temel:
- "Efendim aylığım ne kadar? Ne kadar kazanacağım?"
Patron:
- "Şimdilik 200 milyon. 3 veya 4 ay sonra 350 milyon."
Temel:
- "O zaman ben 3 ay sonra tekrar gelirim."

Başka Biri Vurmuş

Başka Biri Vurmuş - Doktor Hemşire Fıkraları - Komikler Burada

Adam, 80 yaşına merdiven dayamış durumda doktora gider. Doktor, muayenesini yaparken bu arada sorar:
- "Nasılsınız. Hayatınızdan memnun musunuz?" Adam:
- "Ah doktor bilemezsiniz o kadar mutluyum ki. 20 yaşında bir karım var ve benden 3 aylık hamile." Doktor çok şaşırır ve böyle bir durumu aklı almaz. Adama dönüp der:
- "Size bir hikaye anlatacağım. Adamın biri geyik avına çıkmayı çok seviyormuş. Her gün tüfeğini alır ava gidermiş. Yine bir sabah kalkar ava gitmek için hazırlanır. Yalnız yanlışlıkla tüfeğini alacağına şemsiyesini alır. Neyse bu adam ormanda ilerlerken aniden önüne bir geyik çıkar. Adam şemsiyesini doğrultur, nişanını alır, geyik pat diye yere yığılır."
Yaşlı adam tam bu arada:
- "Hayır, kesinlikle başka biri vurmuş olmalı." der. Doktor da:
- "Evet kesinlikle."

Uçak Kazası

Uçak Kazası - Karadeniz Fıkraları - Komikler Burada

Karadeniz'de 4 kişilik bir eğitim uçağı mezarlığa düşmüş. Karadenizliler 80 ceset çıkarmışlar. Yetkililer ölü sayısının artmasından endişe ediyorlarmış.

Birini Bile Tanımam

Birini Bile Tanımam - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Askerin birine sordular:
- "Neden savaşa gitmiyorsun?"
- "Valla düşmanlardan birini bile tanımam. Onlar da beni tanımazlar. Öyleyse niye düşmanlık olsun aramızda?"

Yüzme Bilmiyor

Yüzme Bilmiyor - Politika Fıkraları - Komikler Burada

Ülkenin birinde bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdiremiyordu. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın her gün Kendisiyle uğraşıyordu. Nihayet:
- "Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun" diye düşündü ve şöyle bir ilanda bulundu:
- "Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek."
Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları orada toplandılar. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi gün tüm gazetelerde şu başlık okundu:
- "Bakan yüzme bilmiyor!"

Türk Yalanları

Türk Yalanları - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

• Kalsaydınız bir şeyler yerdik.
• Vallahi sarıda geçtim memur bey.
• Kazanmak önemli değil mühim olan yarışmaya katılmaktı.
• Dünya ahiret bacımsın.
• Şuan 70 milyon bizi izliyor.
• Bu son sigaram.
• Bütün kadınlar güzeldir.
• İki saat kapıda bekledim, açan olmadı.
• Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi.
• Sen bir de beni gençliğimde görecektin.
• Ağlamıyorum. Gözüme bir şey kaçtı.
• Yemezsen arkandan ağlar.
• Seni leylekler getirdi yavrum.
• Akşama erken geleceğim.
• Bu aldığım en güzel hediye.
• Bir oturuşta iki büyük deviririm.
• Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için.
• Ağzıma sigara sürmedim.
• Ben almayayım rejimdeyim.
• Eee ne zaman gidiyoruz içmeye?
• Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır.
• İşim bitsin ben seni ararım.
• Bir kez olsun yüzüm gülmedi.
• Hayatımda hiç ilaç almadım.
• İhraç fazlası bunlar.
• O elinizdeki tek kaldı, başka yok.
• Bir tanem.
• Seni Seviyorum.
• Beni seçerseniz size.
• Ben de tam seni arayacaktım.
• Bir şey olmaz.
• Ben eski yüzücülerdenim.
• Bizi davet ettiler ama gitmedik.
• Vallahi bu size çok yakıştı.
• Senin annen bir melekti yavrum.
• Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı.
• Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin.
• Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri.
• Merhaba karıcığım, mesai yeni bitti de.
• Üzülme sevgilim evlenince anneni yanımıza alırız.
• Evi boşaltın! Almanya'dan oğlum geliyor.
• İki gözüm önüme aksın ki.
• Kilolarımla barışığım ben böyle mutluyum!
• Formu doldurun biz sizi ararız.
• Bu sene üniversite soruları çok basitti, keşke sınava girseydim.
• Ben her bahar aşık olurum.
• Gerçek aşkı sende buldum.
• 2 saat bekledim. Gelmedin!
• Üşüyorsan ceketimi alabilirsiniz.
• Sana ağlıyorum.
• Hatırası var, bunu sana veremem.
• Arkasından değil, burada olsa yüzüne de söylerim.
• Her bedene uyar bu.
• Gol atmayı sevmiyorum. Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor.
• Senin eline kimse su dökemez.
• Öğretmenin vurduğu yerde gül biter.
• Şöyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun.
• Benim için önemli olan ruh güzelliği.
• Hediye olmasa inan verirdim.
• Bir arkadaşa bakıp çıkacağım, İstersen kimlik bırakayım.
• Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attım.
• Belki biraz sıktı ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır.
• Kitaplarıma bir daha bakayım ama kitabı sana verdiğimden eminim.
• Onun için bir şeyler yapmayı çok isterdim. Ama maalesef.
• Elimden bir şey gelmez.
• Sensizlik canıma tak etti.
• Ben hiç yalan söylemem.
• Akşam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım.
• Bunun garantisi biziz abi.
• Telefon şehirler arasına kapalı.
• Ben zaten böyle olacağını biliyordum.
• Bir kereden bir şey olmaz.
• Biz sadece arkadaşız.
• Kuran çarpsın bu son sigaram.
• Son biletler bunlar.
• Hiç acıtmayacak.
• Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemiştim.
• Sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuz.
• Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaşlılara bağışlarım. Haaa bir de okul yaptırırım.
• Abi kızı görücen bi içim su.
• Adem Bey şu an toplantıda. Kim arıyordu?
• Sizden iyi olmasın bir arkadaşım vardı.
• Kuru ekmek bana yeter. Yeter ki huzurum yerinde olsun.
• Dış transferleri 15 gün içinde bitireceğiz.
• Aradım. Çaldı çaldı açan olmadı.
• Dünyanın en mutlu çifti olacağız.
• Devletimiz güçlüdür.
• Failleri en kısa zamanda yakalanacak.
• Enflasyon düşecek.
• Bu kış komünizm gelecek.
• Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz.
• Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz.
• Benim işçim, benim köylüm, benim memurum.

Yaşlı Ressam

Yaşlı Ressam - Hayatın Gerçekleri - Komikler Burada

Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı. Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu. Günlerden bir gün genç kızın arkadaşları zatürreye yakalandı. genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu. Geriye doğru sayıyordu:
- "On iki" dedi. Biraz sonra da:
- "On bir", arkasından:
- "On", sonra:
- "Dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardına:
* "sekiz ve yedi."
 Arkadaşı merakla dışarı baktı:
- "Sayılacak ne vardı acaba?" diye düşündü. Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı. Dönüp arkadaşına:
- "Neyin var?" diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde:
- "Altı" dedi ve devam etti:
- "Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı. Saymaktan başım ağrıyordu. Ama şimdi kolaylaştı. İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi." Arkadaşı:
- "Beş tane ne?" diye sordu. Arkadaşı:
- "Yapraklar, asmanın yaprakları. Sonuncusu da düşünce, bende mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu."Arkadaşı ona:
- "Saçmalama" deyip içmesi için çorba götürdü. fakat o:
- "İşte bir tane daha gidiyor. Hayır, çorba falan istemiyorum. Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü görmek istiyorum. Ondan sonra bende gideceğim. " diyerek cevap verdi. genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt kattaki yaşlı ressamı ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı ressama. Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetli esen rüzgardan sonra, bir asma yaprağı hala yerinde duruyordu. Sapına yakın tarafları hala koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak, yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu. Hasta kız:
- "Bu sonuncusu" dedi.
- "Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm. Rüzgarı duydum. Bu gün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim. "
Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alaca karanlıkta bile, asma yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyordu. Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yaprağı hala yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti. Sonra arkadaşına seslendi:
- "Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu. Ölümü istemek günahtır. Şimdi bana biraz çorba verebilirsin" dedi. Akşam üstü gelen doktor ayrılırken:
- "Şimdi bir alt kattaki hastaya bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürre. Yaşlı adam çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor" dedi. Ertesi gün doktor:
- "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız" dedi. O gün öğleden sonra arkadaşı, iyice iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş. Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken bulmuş. Ayakkabıları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirememişti kimse. Sonra, hala yanık duran gemici feneri, yerinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, bir de üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü. Rüzgar estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak, Yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı ressam, son yaprağın düştüğü gece oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı.

Zenci Rus

Zenci Rus - Asker Fıkraları - Komikler Burada

Soğuk savaşın en cafcaflı yıllarıdır. Bir gün Amerikalılar, Rusların yeni bir silahı Sibirya'da test ettiklerini haber alır ve derhal en iyi ajanlarını sıkı bir eğitime alırlar. Bu ajan kısa sürede Rus gibi yemesini Rus gibi içmesini kısacası gerçek bir Rus gibi davranmasını öğrenir ve derhal görevine başlar. Sibirya'da bir köye yerleşir. Bir gün bir düğüne katılır. Ortama hemen ayak uydurur. Kendi kendine fark edilmediğine sevinirken bir ihtiyar adam yanına yanaşır:
- "Yoldaş sen iyisin hoşsun ama Amerikalısın" der. Ajan şaşırır ama bozuntuya vermek istemez ve:
- "Saçmalama yoldaş nereden çıkardın?" der. Yaşlı adam da:
- "Ben okuma yazma bilmem, fazla gezmişliğim de yoktur ama hiç zenci Rus görmedim."

Teyzesiyim

Teyzesiyim - Sarışın Fıkraları - Komikler Burada

Fıstık gibi bir sarışın, kucağında bir bebek ile eczaneye girip:
- "Bebeği tartmak istiyorum." deyince eczacı:
- "Efendim bebek tartımız bozuk. Onun için anneler bebeklerini kucaklarına alıp büyük tartısına çıkıyorlar. Sonra ben bebeği kucağıma alıp anneyi bir daha tartıyorum. Aradaki farktan da bebeğin ağırlığını buluyoruz." demiş. Kadın:
- "Hay aksi şeytan!" deyip kapıya doğru yürüyünce eczacı:
- "Ne oldu efendim?" diye sormuş. Sarışın:
- "Ben bu bebeğin annesi değilim ki, teyzesiyim. Gidip bebeğin annesini getireyim bari."

Alkol Muayenesi

Alkol Muayenesi - Sarışın Fıkraları - Komikler Burada

Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Holywood Bulvarında hızla sürerken trafik polisi çevirdi:
- "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.."
- "Ehliyet nedir, affedersiniz?"
- "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır."
Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis:
- "Teşekkür ederim. Şimdi de ruhsatınız lütfen."
Sarışın mahcup mahcup sordu yine:
- "Ruhsat nedir?"
- "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı:
- "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanları anlattı. Merkezdeki sordu:
- "Kadın sarışın mı?"
- "Evet!"
- "Mavi gözlü mü?"
- "Evet!"
- "Süper mini mi giyiyor?"
- "Evet."
- "Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?"
- "Evet."
- "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir."
- "Ne çıldırdın mı sen? Ben bunu nasıl yaparım?" diye bağırdı trafik polisi.
- "Sen git dediğimi yap" dedi merkezdeki.
Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.
- "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi?"

Vergi Dairesi

Vergi Dairesi - Karışık Fıkralar - Komikler Burada

Adamı, vergi dairesine çağırmışlar. Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş. Sormuş:
- "Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim? Ne tür bir izlenim bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler?"
Mali danışman öğüt vermiş:
- "En eski elbiselerini giy.  Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler."
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış. Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- "En yeni, en pahalı elbiseni giy. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler."
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş. Bu akıllı arkadaşı şöyle bir hikaye anlatmış:
- "Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar. O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler."
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra sorar:
- "Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?"
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- "Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır."

Elalemin Ağzı

Elalemin Ağzı - Nasrettin Hoca Fıkraları - Komikler Burada

Nasrettin Hoca, oğlunu okulundan almaya eşekle gelmiş. Oğluyla eşeğin üzerinde evin yolunu tutmuşlar. Aradan zaman geçmiş. Bir grup insan önlerine çıkmış. İçlerinden biri:
- "Hoca ayıp değil mi, eşek o kadar yükü nasıl taşısın?"
Hoca da oğlunu eşekten indirip yoluna devam etmiş. Aradan zaman geçmiş bir insan:
- "Ayıp Hoca ayıp. Küçücük çocuk yürütülür mü?"
Hoca çocuğu eşeğe oturtmuş. Kendi yoluna devam etmiş. Aradan yine zaman geçmiş birisi:
- "Bu zamane çocukları böyle işte, ihtiyar babaları yürür kendileri eşeğe biner."
Bu söz çocuğun ağrına gider ve eşekten iner, ikisi de yayan giderler. Oradan gevezenin birisi:
- "Enayilere bakın eşek önde gidiyor bunlar yayan"
Bunun üzerine Nasrettin Hoca:
- "Görüyorsun ya oğlum elalemin ağzı torba değil ki büzesin."

Çift Katlı Otobüs

Çift Katlı Otobüs - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Bir gün Temel ile Dursun çift katlı otobüse binmişler. Temel üst kata çıkmış. Bir süre sonra telaşla aşağı inerek Dursun'un yanına gelmiş ve:
- "Ula Dursun üst katın şoförü yok" demiş.

Asansör Bozuk

Asansör Bozuk - Temel Fıkraları - Komikler Burada

Kapıcı Temel, çalıştığı dokuz katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var:
- "Asansör bozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki binadadır."

Kendisi Hazırlardı

Kendisi Hazırlardı - İngiliz Alman Fransız Fıkraları - Komikler Burada

Bir Amerikalı, bir İtalyan, bir de bizim Karadenizli Temel, hep birlikte bir inşaatta çalışıyormuş. Her gün yemek torbalarını açıyorlarmış ve Amerikalının torbasından Hamburger, İtalyanın torbasından spagetti, bizim Temelin torbasından  da hamsi çıkıyormuş. Bir gün, iki gün derken bunlar dayanamamışlar ve:
- "Yarın da torbalardan aynı yemekler çıkarsa hep birlikte intihar edelim" diye karar almışlar. Ertesi gün torbalarını açmışlar ki ne görsünler; yine aynı yemekler. Hep birlikte intihar etmişler. Bunların hanımları cenaze töreninde bir araya gelmiş. Amerikalının eşi:
- "Söyleseydi yemeği değiştirirdim. İntihar etmesine gerek yoktu" diyerek ağlıyormuş.
İtalyanın eşi:
- "Bu kadar basit bir konu için intihar mi edilir. Söylese değiştirirdim" diyerek ağlıyormuş. Temelin karısı ise:
- "Aaaah, aaahhh, her gün yemeğini kendisi hazırlardı. Niye intihar etti ki?" demiş.